Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ev Danası Öküz Olmaz

Önceki yazımda Ahmet Yaşar Ocak'ın Arı Kovanına Çomak Sokmak adlı hatıratını okuduğumdan bahsetmiştim. Bu yazıda ise bu kitaptan, bence çok önemli bir konuya değinen bir alıntı yapmak istiyorum: 

...Ne İlahiyatçılar ne de eski tabirle halkıyatçılar, yani folklorcular bu çok bakir ve münbit alanla, yani İslam mitolojisi ile ilgilenmediler. Artık ne zaman bu meselenin önemi kavranır bilemiyorum. Dediğim gibi Burası Türkiye... Ancak dışarıdan birileri bu konuya el atar ve bir iki kitap ve makale yayımlarsa, bizimkiler hemen dikkat kesilip en kısa zamanda onları tercüme ederek yayımlar onları göklere çıkarır ondan sonra da taklit çalışmalar yapmaya başlarlar. Türkiye'de ise siz hangi konu olursa olsun, isterseniz çok orijinal çalışmalar ortaya koyun, önemli meseleleri çalışmaya "yeltenin", kimse aldırış etmez. Bilirsiniz, bizde halk arasında biraz kaba bir deyim vardır, "Ev danası öküz olmaz" derler. Fransızlar bunu daha çarpıcı ve daha kibar ifade ederek "…
En son yayınlar

Hatırat Okumanın Faydaları

Danışmanımın tavsiyesiyle Ahmet Yaşar Ocak'ın hatıralarından oluşan Arı Kovanına Çomak Sokmak adlı kitabı okumaya başladım. İlk başta, bu iş yoğunluğu içinde hatırat okumanın benim için zaman kaybı olacağını düşünmedim değil. Okuduktan sonra ise bu fikrimin tamamen değiştiğini, her zaman başarılı insanların hatıralarını, hayatlarını bir kenarda düzenli olarak, azar azar da olsa okumanın gerektiğini söylemem lazım. 
Hatırat neden mi önemli? Daha çok motive için. Okurken başarıya giden yolun nerelerden geçtiğini, başarılı olmak için ne gibi zorluklara katlanıldığını görüp tabiri caizse, gaza gelebiliyorsunuz. Yukarıda düzenli olarak okumanın gerekli olduğunu söylememin nedeni işte bu gaz. Bilindiği üzere gaz geçici bir şey. Bunun kalıcı hale gelmesi için bence bu tür kitapların her zaman okunması lazım. Bu nedenle bu kitap bittiğinde İlber Ortaylı'nın Zaman Kaybolmaz adlı kitabını okumayı düşünüyorum. 
Hatıratlar sadece motive etmiyorlar, yöntem de öğretiyorlar. Hayatını okuduğ…

Hocam Ne Diyorsa Doğrudur

Lisanstayken Kelam hocamız, sınavda Hakem Olayı'nı sormuştu. Hakem Olayı, Hz. Ali ile Muaviye arasında vuku bulan Sıffîn Savaşı'nın sonucunda, tarafların aralarından birer hakem seçmesi ve bu hakemlerin kimin haklı olduğuna karar verecek olması şeklinde özetlenebilir.

Seçilen hakemlerden biri Amr b. Âs diğeri Ebu Musa el-Eş'arî'dir. Bu hakemler kendi aralarında belli bir süre görüşmeler yapmışlar, ardından da halkın huzuruna çıkarak aldıkları kararı açıklamışlardır. Rivayetlerin çoğunda ikisinin, Hz. Ali'nin halifelikten azli ve yeni halifenin Müslümanlar arasından seçilecek bir şûraca belirlenmesi konusunda anlaştıkları, buna rağmen Amr b. Âs'ın kararı açıklarken Ebu Musa'yı kandırdığı ve Ebu Musa'dan sonra söz alarak Ali'yi azlettiğini buna karşılık Muaviye'yi halife ilan ettiğini açıkladığı geçmektedir.

Bu ilan bazı tarihçilere göre şöyle olmuştur: Ebu Musa ayağa kalkmış "Yüzüğümü çıkardığım gibi müvekkilim Ali'yi halifelikten azled…

Güvenilmeyecek Firmalar 1

N11.com üzerinden satış yapan arslangroup adlı firmadan bir bilgisayar aldım. Fiyatının ucuz olmasından kıllanmıştım ama arada n11 olunca bir şey olmaz dedim. Emin olmak için firmaya "ürün teşhir mi" diye mesaj attım onlar da "hayır kapalı kutuda" diye yanıt yazdılar. Ödemeyi yaptıktan 15-20 dakika sonra arslan group firması beni arayıp siparişi iptal etmem gerektiğini söylediler. Gerekçe olarak da bilgisayarın ekranının kırık olmasını gösterdiler. Ben zaten çok umutlanmadığımdan tamam deyip kapattım.

Ödemeyi yaptıktan sonra arslangroup güvenilir mi diye Google'dan arattım. Pek fazla bir şey bulamadım. Bir sitede arslangroup'tan uzak durun diye mesajlar gördüm ama bunun yanında memnun olduğunu söyleyenlerin yorumlarına da rastladım.


Böyle bir şey yapmanın amacını anlamış değilim ama aklımda bulunsun, arslangroup ve indiriminmerkezi adlı firmalardan bir daha alışveriş yapmayayım.

Tavizler ve Dinler

"Anadolu'da putperest kültürden kalma pek çok inanç, adet, gelenek ve dini merasim, Hristiyanlığa girdi. Memleketin çeşitli yerlerinde misyonerlik yapan rahipler, ancak bunları değişik kalıplara sokarak yorumlayıp kabullenmek şartıyla Hristiyanlığı yayabileceklerini anladılar. Bu tutum, putperest kültlerle Hristiyanlığın karışımından meydana gelen bir çeşit halk Hristiyanlığı doğurdu." diyor Ahmet Yaşar Ocak.*

Burayı okuyunca aklıma ben küçükken bize hep anlatılan bir fıkra geldi: İmamın biri bir köyde imamlığa başlayınca köylülerin abdest almadan namaz kıldıklarını görür. Köylülere neden böyle yaptıklarını sorunca köylüler, önceki imamlarının onları abdestten muaf tuttuğunu söyler. Yeni imam, eski imamı sorup ona durumu sorunca, eski imam, köylülerin namaz kılmadığını, onlara ancak bu şekilde namaz kıldırabildiğini anlatır. Fıkra "Ben onlara namaz kıldırabildim, sen de yapabiliyorsan onlara abdest aldır." sözüyle biter.

Bu fıkra hep önceki imamın yaptığını ol…

Okulu Çok Sevdim

Liseden sonra birkaç yıllığına okumayı bıraksam da rüyalarımda hep okulda olduğumu görürdüm. Uyanınca rüyanın etkisi devam eder "Acaba bir gün yine okula dönebilecek miyim?" diye düşünüp dururdum.

Açıkçası ilkokulun son ve orta okulun ilk yılı ile lisenin hemen hemen tamamı çok kötü geçmişti. Bu yüzden okul bitince "Oh be kurtuldum!" demiştim ama içimdeki okullu bana bu kurtuluşta eşlik etmemişti.

Şimdi o yılları hatırlayınca bana okulu kötü yaptıranın da iyi yaptıranın da tek bir öğretmen olduğunu fark ettim. Bütün yıllarda tek bir öğretmen değil, her zamanda farklı bir tek öğretmenden bahsediyorum. İlk okulun ilk üç yılındaki öğretmenim sayın Muammer AYAN gitmese, örnek bir öğrenci olabilirdim. Son iki yıl öğretmenim olan Nurhan hocam kötü değildi ama anlaşamadım, nasıl derler, yıldızımız barışmadı.

Orta okul birdeki Türkçe öğretmenim (adını zikredip blogumu kirletmek istemiyorum) beni sadece Türkçe dersinden değil hayattan da soğutmuştu. Kendimi aşağılık bir ha…

İngilizce Öğretmeni Bozuntusu

Henüz çocukken bize İngilizce öğretmenlerinin düzensiz fiilleri ezberletmeye çalıştıklarını hatırlıyorum. Düşünebiliyor musunuz? İngilizce'de bildiğiniz tek şey "Adın ne?" diye sormakken öğretmen(!) size düzensiz fiilleri ezberletiyor. Bu arada şunu da belirtmeliyim ki "Adın ne?" sorusunu da Türkçe'de anladığınız gibi "Adın ne?" diye anlamıyorduk. "What is your name?" bizim için bir kalıptı. Anlamı tamamen adın neydi. Bu nedenle bu kalıpta değiştirme yaparak "Onun adı ne?" gibi bir soruyu sormayı bilmiyorduk. Demem o ki birkaç şey ezberlemiştik sadece.

Ülkede neden dil öğrenilmiyor sorununa parmak basmak istemiyorum. Zira ben analist, sosyolog vs. değilim. Ben, bana ve akranlarıma yapılan zulümden bahsediyorum. Kendini öğretmen sanan bazı insanların, dil öğretiminden nasıl habersiz olduklarını anlatmaya çalışıyorum. Başka bir dilin ne demek olduğunu bilmeyenlere fiillerin hallerini öğretmeye çalışarak dil öğrenmenin, kişinin z…