Kayıtlar

Kasım, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Herkese selam verilmez ki

Resim
Bugün eve dönerken yaşlı, sarıklı bir adamın, kaldırımın kenarına oturduğunu gördüm. Galiba yorulmuştu. Benim de içimden geldi selam verdim; verdim ama araba selam verilmemesi gerektiğini unutmuştum.

Acelem vardı ama adam beni çağırınca mecburen yanına gittim. Elimi tuttu ve sormaya başladı.
- Bir yerlerden tanışıyor muyuz? - Hayır - Daha önce görüştük mü? - Hayır - Sen beni tanıyor musun? - Hayır - Fakih misin? - Hayır - İmam mısın? - Hayır - Zengin misin (Arada bunu neden sordu bilmiyorum) - Hayır - Nurcu musun? - Hayır - Tarikatçı mısın? - Hayır - Müslüman mısın? - Elhamdulillah!
Bunu söyleyince alnımdan öpmek istedi ama ben izin vermedim. Sohbet etmek istedi ama gerçekten acelem vardı ve hemen kalkıp gittim. (Çömelmiştim)
Bu manzaranın benzerini daha önce de görmüştüm. Bazı yaşlı adamlara selam verince kısa süreli bir şok yaşadıklarına şahit olmuştum. Bazıları ne diyeceklerini bilemiyor, bazıları yedi ceddime dua ediyor vs. vs.
Gençlik öyle bir hale geldi ki artık bir gencin bir yaşlıya sel…

Ne Dediğini Bilmeyenler

Bazı insanlar vardır ki konuşurlar ve hatta güzel konuşurlar ama sadece o an akıllarına geleni konuşurlar. Çevrenin tepkisini, insanların bakışını, ahlak sınırlarını veya konuştuklarının doğru veya yanlış olduğunu hesap etmeden konuşurlar.

Sanki birileri onlara konuşmaya zorluyormuş gibi... Sanki birileri onlardan bir şeyler bekliyormuş gibi, bazen küstahça, bazen zavallıca konuşurlar.
Onlara susun dersin yine konuşurlar. Söz gümüş ise sukut altındır dersin, "biz bronza da razıyız" derler. Teneke kadar olmadıklarını bilmeden...
Bir gün böyle konuşurlar, sonraki gün öyle konuşurlar. Bir gün gök deniz mavi olduğu için gök de mavidir derler, sonraki gün gök mavi olduğu için deniz mavidir derler.
Gün gelir sana "kötüsün" derler. Sonraki gün gelir elini öperler. "Dün aklın nerdeydi" diye sorsan; "insan hata işler" derler.
İnsan hata işler ama hep hatada olanlar ne kadar insan acaba?

Vefa

Vefa deyince bizim aklımıza hep insanlardan beklediğimiz bir karşılık geliyor. Ve her seferinde de bunun sonu hayal kırıklığı oluyor.

Peki neden biz vefalı olamıyoruz? Neden bir teşekkürden fazlasını beklemeyenlere bir teşekkürü çok görüyoruz? Neden amaçları sırf birilerine yardımcı olmak olan insanlara şevk verecek bir iki güzel kelime sarf etmiyoruz?
Sanırım ben buna sadece "insanoğlu nankördür" cevabını verebilirim. Evet biz nankörüz. Bir kişi bize bin kere iyilik yapsa, sadece bir kere bizi eli boş gönderse ona düşman kesiliriz. Onun yaptığı bin iyiliği hiçbir şeye saymayız.