Kayıtlar

2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Allah Katır Verir Mi?

Resim
Her günkü gibi minibüs durağında şoförlerin muhabbetini dinliyordum. Genelde arabalardan bahsederler. Kimi zaman işlerin kesatlığından dert yanarlar. Kimi zaman da bazı müşterilerin anlayışsız oluşunu anlatırlar. 
Bu akşam yine Ford servislerinden bahsederlerken içlerinden yaşça daha büyük olanı nasihat etme amacıyla şu sözü söyledi. "Allah demiş ki; sen komşun için eşek istersen ben sana katır veririm." O sırada lafa girme ihtiyacı hissettim. "Ağabey, kim demiş?" Şoför efendi sözünü olduğu gibi tekrarladı. Tabi ben çıkıştım. "Nerede demiş, Allah hiç böyle bir şey söyler mi?" deyince lafını çevirmek istedi. "Ben bilmiyorum, atasözü, aslında amacım bu değildi" gibi şeyler söyledi.

Grub Kurtarma

Resim
Ara sıra farklı farklı nedenlere Ubuntu'da grubu siliyorum. Bu durumda grubu yeniden kurmak icab ediyor.  Eski grubu kurtarmaya alışmıştık ki Ubuntu grub2'ye geçti. Aslında adımları ezberlemek zor bir şey değil ama sık sık kullanmayınca unutulduğu için uğraşmıyorum.

Yine geçenlerde grub2'yi kurtarmak için google'da arama yaptım ve aşağıdaki blog yazısını buldum. Rahat bir şekilde grubu yeniden kurduğum için o yazıyı buraya almak istedim. Maksat bir sonraki grub kurtarma operasyonunda bir de arama operasyonuna takılmayayım.

Yazıyı kaynağıyla beraber aynen aşağıya alıyorum.

İdefix İşkencesi

Resim
Teknolojinin hayatımızı sarmaya başlamasıyla beraber kitap alanında da bir güzellik oluştu. Amazon'un başlattığı bu güzellik başka şirketlerin işe karışmasıyla büyümeye başladı.

E-Kitap Okuyucu adıyla çevirdiğim aletlerden bir tane de ben aldım. Android tabanlı olması, yazılımın güncellenebilmesi, flash disk takılmasını göz önünde bulundurarak Barnes&noble Nook marka cihazı sağ olsun birinin vasıtasıyla üç yüz liraya aldım.

Cihazı aldıktan sonra elimdeki pdfleri denedim. Gerçi ben OpenOffice ile B6 sayfa, Dejavu Serif font ve 14 punto büyüklükle çok güzel hazırlayıp okuyorum ama gördüm ki cihaz pdfler için değil. Kitabın asıl formatı epub denilen bir format. Bu formattaki kitaplar da internette aramakla bulunmuyor. Türkiye'de bu kitapları sattığını bildiğim iki site var: Biri idefix diğer dr.com

Nietzsche Öldü

Resim
Geçenlerde Psikolojiye Giriş vizesine girdik. Hocanın sorduğu soruları görünce nasıl da geriye doğru gittiğimizi bir kez daha anladım.

Mesela sorulardan biri şöyleydi: Psikolojinin belli başlı yaklaşımlarını maddeler halinde yazınız. İşin asıl ilginci sorunun cevabında tabi ki: a) Davranışsal Psikoloji b) Nörobiyolojik Psikoloji ... vs. devam ediyor. 
Şimdiki aklıma takıldı. (Şimdiki diyorum çünkü ileride bu fikirlerim değişebilir.) Bu soru öğrenciye niye sorulur? Ya da şöyle sorayım: Bu sorunun cevabının öğrenciye ne gibi bir faydası olacak? Bence sadece vizeye yakın bir saatte ezberlenmiş olan bu cevap, en geç üç gün sonra unutulmuş olarak öğrenciye birkaç vize puanı olarak kalacak.

Masal anlatan imamlar

Resim
Her sabah okula gitmenin güzel yanlarından biri de trende kurulan sohbetler. Bu sabah benimle birlikte binen bir imam arkadaşla beraber, içinde iki kişinin oturduğu bir kompartımana girdik. Ben ve imam karşılıklı oturduk. Önceden oturan iki kişi de karşılıklı oturmuşlardı. Benim yanımda oturan kişi okumuş, görmüş biriydi. Karşımda oturan da gezmiş ama okumamış birine benziyordu. (Sohbetten sonra bu yargıya vardım)

Bir süre onlar kendi aralarında konuştular. Ardından biz de lafa karıştık. İmam arkadaş güzel şeyler anlatmaya başladı. Bazı imamların maaşlı olmalarına rağmen zekat almalarını, menfaatlerine uymayan şeyleri anlatmamalarını eleştirdi. İki yabancı da dinliyor ve tasdik ediyorlardı.

Her şey böyle normal devam ederken, konu nereden oraya geldi bilmiyorum, imam arkadaş, "her insanın etrafında cinler var, onu koruyorlar" demesin mi? Hoppala bu da nereden çıktı şimdi?

Blog Yazmak Zor İş

Resim
Yazı yazmak güzel bir şey. Hiç kimse okumasa da rahatladığınızı hissediyorsunuz. İçini dökmek, teşbihte hata olmasın, psikologa gitmek gibi bir şey...

Bu nedenlerden, ara sıra bir şeyler yazmayı düşündüm. Yazarım, yazdıkça anlama kabiliyetim artar diye bu blogu açtım. İlk başlarda epey bir yazdım. Yazı olarak pek bir değer arz etmeseler de benim için değerliydiler.

Yazmaya başlarkenki performansım, yaz sıcaklarının başlamasıyla, daha doğrusu bastırmasıyla düştü. Ramazanla birlikte durma noktasına geldi. Ramazandan sonra düzelir diye umut ediyordum ama olmadı. Düşük bir performansla seyrediyordum ki girdiğim DGS sınavı bana örgün öğretim olarak meyve verdi.

Somut İnanç

Resim
Derler ki adamın biri bıçak taşımanın sünnet olduğunu duyar. Aklı ermez, kendi kendine ne alaka der ama yine de yanına bir bıçak alır. Bir gün nasıl olursa ayağı kayar ve boynuna bir ip dolanır. Hemen bıçağını çıkarıp ipi keser. Hayatı kurtulur.

Bu hikaye gerçek değil. Bıçak taşımanın sünnet olduğu hakkında bir kaynağım da yok. Yani taşımak sünnet midir değil midir bilmiyorum ama İslam'ın emirlerine, Peygamberimiz'in (S) yaptıklarına uymak için somut şeyler görmemize gerek olmadığını biliyorum.

Eğer bir konu hakkında Allah'ın emri varsa, yani Kur'an'da geçiyorsa veya sahih olarak Peygamberimiz'den (S) rivayet edilmişse bunda herhangi bir hikmet aramamıza gerek yoktur. Elbette hikmetini araştırmak iyidir ama ille de hikmetini bulmalıyız diye bir şey yoktur. Yani eğer gerçekten bıçak taşımak sünnetse, bunun için böyle hadiseleri beklememeliyiz. Eğer Allah ve Peygamberi demişse zaten doğrudur.

Daha iyi bir beyin için

Resim
Sakinleşmek, stresten uzak durmak, egzersiz yapmak, yeşil yapraklı ve parlak renkli sebze ve meyve yemek, şarkı ezberlemek hafızayı güçlendiriyor.

İnternet sitesi Yahoo, Sarah Jio'nun değişik uzmanlardan derlediği 'Daha iyi hafızaya sahip olmanın 10 kuralı' başlıklı araştırmasının sonuçlarını yayınladı. 

Beyin kaslarını harekete geçirerek, daha güçlü hafızaya sahip olabilmenin mümkün olduğunu ortaya koyan araştırmanın sonuçları şöyle: 


Fikir Suçu

Otogargara adlı tiyatro oyunundan güzel bir bölüm.


Otogargara, Yılmaz Erdoğan - MyVideo

Küçükler de dinlenmeli

Resim
Hep duymuşuzdur "büyüklerinin sözünü dinle" diye. Bu bir nevi kuraldır. Yaşça büyükler hep küçüklerine yol gösterirler çünkü daha çok görmüşler ve daha tecrübelidiriler.

Bir de bir atasözümüz vardır. "Akıl yaşta değil baştadır" diye. Bu atasözü büyüklerin her zaman doğru olanı bildiklerine terstir. Atasözüne göre yaşça küçük olan biri bir büyükten daha iyi bilebilir, daha doğru kararlar verebilir.

Lafı uzatmayayım zira yazar değilim, uzatınca bozuyorum. Demek istediğim bizim bu iki durumun neresinde olduğumuzdur. Zira söylerken kolay "tabi ki küçük biri de doğru diyebilir" ama iş uygulamaya gelip dayandığında, yani bizden küçük biri bize bir yol gösterdiğinde takılıp kalıyoruz.

ABD'den iyilik çıkar mı?

Resim
"Yarı aç köleler, ulusumuzun başkentini inşa ediyorlar. Böyle bir yerden nasıl bir iyilik çıkabilir ki?"
Abigail Adams  ABD'nin ikinci başkanı John Adams'ın eşi
John Adams adlı diziden, bölüm 6

Okumalıyım, öğrenmeliyim, öğretmeliyim

Resim
Ramazan, bayram, referandum derken günler çok hızlı geçmeye başladı. Bu kadar gündür bırakın yazmayı doğru düzgün bir şeyler okuyamadım bile. Ben yılın farklı günlerindeki fırsatları ve göreceli de olsa güzellikleri kovalarken zaman yanımdan bir yarış otomobili gibi geçmiş, hiç farkına varmamışım.

Şimdi gelip bana zaman deseniz, ben size paradan ve dünyadaki her şeyden kıymetli derim. Tek saniyesinin bile boş geçirilmemesine inananlardanım. Gelin görün ki iş uygulamaya gelince bunun tersini en iyi uygulayanlardanım.

Suyun tadı varmış aslında

Resim
Eskiden beri acıkmadan yemezdim. Tok karnına yemekten bir tat alınmıyor. Yemek ne kadar güzel olursa olsun gönülsüz yeniyor. Bu da doğal olarak insanın gözünde yemeğin değerini düşürüyor. Daha iyi bir şükre engel oluyor bu durumlar. Yemek hazır da olsa tok karnına yememek bence daha doğru.

Ramazan vesilesiyle yeni bir tecrübe edindim. Evet aç karnına yemek güzel ama çok acıkınca yemek daha güzel. Daha bir tat alınıyor ve kesinlikle çok daha iyi şükrediliyor.

İşin içine Ramazan girince konuyu yemekten suya uyarlamak gerekiyor. Çünkü ben resmen açlığın ne olduğunu unuttum. Aslında on beş saat civarı yemeksiz kalmak yeterinden fazla da acıktırıyor ama daha ilk on dakikadan itibaren susadığım için açlık hep susuzluğun arkasına saklanıyor. Hele hele dışarıda, güneşte biraz beklemek zorunda kaldığınız günlerde bu susuzluk çekilmez oluyor.

Kuşlar mı aptal insanlar mı?

İnsanoğlu yapısı gereği kendini düşünür. Eğer sağlam bir inanca sahip değilse hiçbir durumda başkasını kendine tercih etmez. Zaten erdem sahibi bir insandan başka da kimseden böyle bir şey beklenmez.
Ama bu demek değildir ki insan sadece kendini düşünmelidir. Videosunu sunduğum aptal kuşlar gibi upuzun elektrik tellerinde sadece kendisinin konaklamasını istemelidir. Bir tren kompartımanında tek başına oturmayı düşünmelidir. Sırada duranları hiçe sayıp öne geçmek için bin bir bahane icat etmelidir...

Yaşamak için birbirimize muhtacız. Madem öyle o zaman başkalarına da yer açmasını bilelim; hem evimizde hem gönlümüzde.
Gayet güzel ve anlamlı bir video. 



Youtube'u açamıyorsanız lütfen tıklayın.

Mandriva Türkiye

Resim
Daha Linux forumlarından habersizken irc kanallarına takılıyordum. Malum, yardım almadan Linux kullanmak çok zor. Wiki'lere, başka dökümanlara bakarak da öğrenilip kullanılabilir ama wikiye bakma seviyesine gelmek için de belli bir yardım almak lazım.

İşte böyle yine irc'te takılırken birileri Mandriva'dan bahsetti. Merak ettiğimi belli edince bana forumun adresini gösterdiler. Gittim baktım kimsecikler görünmüyordu. Sanırım Mandriva Türkiye Forumları yeniydi o zamanlar. Şimdi kim olduğunu hatırlamadığım yöneticilerden birine bir özel mesaj attım. Kendisine Mandriva hakkında bir iki soru sordum. Türkçe mi, ve kurulumu kolay mı?

Lokman Hekimin Bağırsak Ameliyatı

Resim
Derler ki Lokman Hekim'e bağırsaklarından şikayetçi bir adam gelir. Lokman, onu ameliyat etmeye karar verir. Bağırsaklarında bir kısım kurumuştur ve onun kesilmesi gerekmektedir.

Lokman adamın karnını açar, bağırsakları çıkarır, kuru kısmı keser, bağırsakları birbirine diker. Ameliyat böylece bitmiştir ama geriye işin en zor kısmı, bağırsakları düzgün bir şekilde yerine yerleştirme kalmıştır. Lokman eline ince bir sopa alır ve adamın bağırsaklarına vurmaya başlar. Aynı zamanda bağırsakların yerine yerleşmesi için her vuruşta "hadi oğlum, hadi yavrum, hadi canım" gibi sözler tekrarlamaktadır. Bu şekilde bağırsakları yerine yerleştirir.

Lokman'ın yanında çalışan, amacı Lokman'ın bildiklerini öğrenerek kendi iş yerini açmak olan çırak, bu ameliyattan sonra Lokman Hekim'in yanına gelir. "Efendim, zaten ben her şeyi öğrenmiştim, bir bilmediğim buydu bunu da şimdi öğrendim. Müsaadeniz olursa artık kendi hastanemi açmak istiyorum." Der. Lokman, "Sen d…

Kediden kurtuluş yok

Resim
Adamın kedisi yaramazlık yapınca adam ondan kurtulmayı düşünmüş. Çare olarak da onu uzak bir yere bırakmayı uygun bulmuş. Almış kedisini evinden uzak bir yere götürüp bırakmış. Eve dönmüş bakmış kedi evde. Canı sıkılmış almış şehrin öbür ucuna bırakmış ama kediden kurtuluş yokmuş. Dönmüş bakmış ki yine kedi ondan önce eve dönmüş.

Adam kara kara düşünüyormuş. Bu kediden nasıl kurtulacağını bulamıyormuş. En iyisi onu öyle bir yere götüreyim ki gidiş yolunda kafası karışsın ve geri dönemesin. Almış kediyi başka bir şehre götürmüş. Kediyi oralarda bir yere bırakmış. Aradan biraz zaman geçince karısını aramış. 
- Alo, kedi geldi mi?  - Evet. - Söyle o mahluka yolu tarif etsin, kayboldum burada.

Linux'ta Jdownloader Çalıştırma

Resim
JDownloader'in kısayolunu oluşturma ve JDownloader'i menüye ekleme

Jdownloader çok güzel bir indirme yöneticisi.
Bir çok siteden indirme yapabiliyor, Modemi resetleyebiliyor, Youtube videolarını birkaç farklı formatta kaydedebiliyor,Link yakalama özelliğiyle büyük kolaylık sağlıyor vs.Bu güzel programı Linux'ta çalıştırmak çok kolay. Java tabanlı olduğu için platformlardan bağımsız çalışıyor. Yani işletim sisteminizin ne olduğu pek önemli değil. Kuruluma da gerek duymayan bu programın çalışması için sisteminizde java'nın yüklü olması gerekiyor. Ubuntu kullanıyorsanız openjdk-6-jre paketini yükleyebilirsiniz. 
Eğer Jdownloader'i indirmediyseniz kendi sitesinden indirebilirsiniz. Zaten Jdownloader ücretsizdir. 
Kurulum

Pakistan'da insanlık sınıfta kaldı

Resim
SEL FELAKETİNDE İNSANLIK SINIFTA MÜSLÜMANLIK LAFTA KALDI!

Pakistan, tarihinin en büyük sel felaketini yaşıyor. Ramazan ayında yaşanan bu felaket Pakistan’a göre 20 milyon, Birleşmiş Milletlere göre 14 milyon, değişik haber ajanslarına göre 15 ile 20 milyon insanı etkileyen sellerde ölenlerin sayısı 2 bine yaklaşmak üzeredir. 20 milyon dönüme varan büyük bir ekili arazi ise sular altında. Kelimenin tam anlamıyla Pakistan’da insanlık dramı yaşanıyor.

Birkaç bölgede rastlanan kolera vakıası ise, felaketin büyüklüğünü gözler önüne sermektedir. Fakat bütün dünya bu drama, bu felakete gözlerini kapatmış, görmek istemiyorlar adeta. Çoluk-çocuk, genç-yaşlı, kadın-erkek, hasta ve aciz insanların ekranlara düşen çaresiz halleri yürekleri dağlarken, dünyanın birçok ülkesi bu durumu hakkedilmiş bir ceza olarak görmektedir.

Penguen ve Deve kuşu

Deve kuşu kendinden emin ama dünyanın binbir türlü hali var. Kısacık ama çok anlamlı ve güzel bir video.




Youtube'u açamıyorsanız lütfen tıklayın.

Vejetaryen

Resim
Çok genç bir yeğenim var. Kestiğimiz tavuklarımızdan birini yerken onu da yemeğe buyur ettik. Yemem deyince ısrar ettik. Ağzındaki baklayı çıkarıp "ben evde kesilen tavukları yemiyorum" dedi. Afalladım. Ne demek istiyorsun dedim. "Ben hayvanlara acıyorum, etlerini yiyemiyorum." Kasaptan alınan etleri yiyor. Piliç de yiyor ama bizim kestiğimiz hayvanlara acıyor, etlerini yemiyor. 
Bilen bilir. Marketten alınan piliçle evde beslenen tavuğun tadı birbirine benzemez. Hiç görmemiş birine ikisinin de bir zamanlar tavuk olduğunu anlatamazsınız. Evde beslenen tavuğun pişerkenki kokusu bile birkaç pilice bedeldir.

Açım, Susuzum, Uykusuzum

Resim
Merhaba Günlük,

Nereden çıktı bu merhaba günlük lafı? Bilmem... Belki de özentidir. Ama şunu biliyorum ki şu anda sağlıklı düşünmek için hiç uygun bir durumda olmamama rağmen özenmeyi sevmem. Etkilenir miyim, belki ama taklit etmemeye çalışırım. Tamam yazar değilim, iyi yazmıyorum, kendime göre bir tarzım da yok ama yine de kimselere benzeme gibi bir çabam da yok. Haa belki Halide Edip biraz etkilemiştir ama onun gibi yazamayacağıma göre de sorun yok demektir.

Günlüğe söylemek istediklerim bunlar değil elbette. Malum bugün Ramazan'ın ilk günü. 2010 yılının ilk oruçlu olduğum günü. İşte bu nedenle çok zor geliyor bana. Açım, susadım, halsizim, biraz başım ağrıyor.

Piknikten Resimler

Resim
Pazar günü yine pikniğe gitmiştik. Ben biraz hastaydım ama hava o kadar güzeldi ki anlatamam. Ağacın gölgesinde uzanınca esen rüzgar, masaj etkisi yapıyordu. Börtü böcek de olmasa rahat rahat uyunurdu ama sanırım o böcekler sayesinde o güzel yerde vaktimizi uykuyla geçirmemiş olmamıza sevinmeliyiz.

Zor Ramazan'ın Tadı

Resim
Üstad Bediüzzaman, acıların bitişi tatlıdır demiş. Yani insana acı veren bir şeyin ortadan kalması nedeniyle verdiği parti değil; sadece o acının bitmesi insana haz verir. Başı ağrıyan birinin ağrısının geçmesi anındaki lezzet, kolay kolay tarif edilemeyecek kadar güzeldir.

Çok güzel söylemiş Üstad. Aslında bunu söylemek için büyük bir alim olmak gerekmiyor ama bunu düşünebilmek için büyük bir yüreğe sahip olmak lazım. Alim değiliz, kocaman bir yüreğimiz de yok ama gelin biz de biraz düşünelim.

Kde için simge seti

Resim
Kde'ye yeni simge bulmak kolay olmuyor. Ekliyorsun küçük bir değişiklik oluyor o kadar. İşte bugün ben güzel bir icon seti buldum. Bu icon setinin adı MIB Ossigeno. Kde'nin sistem ayarlarından yeni temalarda bulunuyor. En beğenilenleri seçince en başta...

Adaletin bu mu Dünya?

Resim
İki aile düşünün. Hem komşular hem de akrabalar. Her iki ailenin de küçük, yaşıt çocukları var. Bir aile zengin; diğeri fakir. Evlerinin bulunduğu sokağın köşesinde bir bakkal var. Bakkal çocukların ilgisini çekecek cinsten bol miktarda malzeme bulunduruyor.

Nereye vardıracağımı tahmin ettiğinizi düşünüyorum. Evet aynen tahmin ettiğiniz gibi, zengin olan aile, günde birkaç kez çocuklarına para verip bakkala gönderir. Fakir olan ailenin devamlı olarak çocuklarına verecekleri paraları yoktur. Buna rağmen çocuklarının, komşularının çocuklarıyla bakkala gitmesine engel olamamaktadırlar. Çocuklar hep beraberdir ve arada para olan zamanlar dışında arkadaştırlar. Araya para girdi mi zengin ailenin çocukları, diğer ailenin çocuklarını görmezden gelirler. Onların iştahla bakan gözlerine aldırış etmeden bakkaldan aldıkları o lezzetli şeyleri hapur hupur yutarlar ve bu durum çocuklar büyüyene kadar devam eder.

Özgür Yazılım Özgür Araçlara İhtiyacı Var

Resim
Geçtiğimiz on yılda, özgür yazılım geliştiricileri tekrar tekrar daha verimli veya güçlü bir şekilde özgür yazılım yapma imkanı tanıyan geliştirme araçlarının cazibesine kapıldılar.

Bize söylendiği kadarı ile tek bedel, araçların kendilerinin özgür olmaması, ya da kodunu göremeyeceğimiz, kopyalayamayacağımız veya kendi başımıza çalıştıramayacağımız ağ servisleri olmaları. Bu araçları ve servisleri (BitKeeper, SourceForge, Google Code ve GitHub gibi servisler) kullanma kararları verirken, özgür yazılım geliştiricileri “amaca giden her yol meşrudur” düşüncesiyle hem geliştirici topluluklarının hem de kendi kullanıcılarının özgürlüklerine değişen kararlar vermiş oldular. Özgür olmayan ve özel geliştirme araçlarını kucaklama kararları, özgür yazılımı savunmamızın inandırıcılığını sabote edip, bizim ve kullanıcılarımızın özgürlüğünden kabul edilemez biçimde ödün vermekte.

Beni Kutlamalısın; Sigarayı Bıraktım

Resim
Ben de hemen hemen her genç gibi zamanında sigaraya merak salmıştım. Bayram mayram derken iş yavaş yavaş ciddiye biniyordu. Artık ben de benden büyük üç ağabeyim gibi sigara içecektim galiba. Öyle karar vermemiş olsam da gidişatım onu gösteriyordu.

Önceleri oradan buradan araklarken artık cebime bir de paket atmıştım. İçenler bilir; her şartta içersin. Büfelerden açık alırsın, arkadaşlarından otlanırsın vs. Yalnız paket başkadır. Cebinde paket taşıdın mı, hele çocukluktan gençliğe geçiş yaşıyorsan bu çok önemli bir ayrıntıdır hayatında. Artık kendini büyük görüyorsundur. Cebinden paketini çıkarıp içinden bir sigara çekebilmek için sol elinin işaret parmağına vurduğunda cesur, kimseye ihtiyacı olmayan bir delikanlısındır.

Ben de bu duygularla sigaraya epeyce ısınmıştım. Bayram geçmişti ama cebimde hep paketim duruyordu. İçtiğim sigara ucuz Amerikan sigaralarındandı ama olsun, nasıl olsa anlamıyordum. Benim için duman çıkarması yeterliydi.

Limondan Mandriva aldım

Resim
Akşam üzeri limon almak için manava gittim. Biraz limon ve erik aldıktan sonra manavdan ayrılmak üzere bisikletime binmiştim ki on üç on dört yaşlarında bir genç bana yaklaştı. Heyecanla "Sende oyun var mı?" diye sordu. Ben onu algılamaya çalışırken sözünü tamamlayarak tekrarladı: "Sende bilgisayar oyunlar var mı?" Ben gayet sakin "hayır" dedim, "ben oyunlarla iştigal etmem." Tatmin olmamış olacak ki niye dedi ben de sevmediğimi hem Windows kullanmadığımı söyledim. İşte o an çok farklı bir şey oldu, arkamdan:

"Ya ne kullanıyorsun, Mandriva mı?" demez mi?

Tekerimiz Patladı

Resim
Günlerden bir gün, motosikletlerle, yaşadığım ilçeden birkaç kilometre uzaktaki bir beldeye gidiyorduk. Ben o zamanlar hırdavatçıda çalışıyordum. Su tesisatı için gidiyorduk gideceğimiz yere. Dört kişiydik ve iki motosiklete binmiştik.

Yolun yarısındayken motosikletlerden birinin tekerleği patladı. Artık yola devam edemezdi. Geri gelecekti ama gelirken iki kişiyi getiremezdi. Bu nedenle içimizde en zayıf olan arkadaş motora binip yavaş yavaş dönüş yoluna girdi. İki usta da sağlam motorla yapılacak işi yapmaya gittiler. 
Ben çırak olduğum için ortada kalmıştım. Tabi onlar beni öyle bırakmadı. Benim için otostop yaptılar. İşte o zaman belki de ömrüm boyunca unutamayacağım anım başlamıştı.

Sansürsüz İnternet Yürüyüşüne Katılıyoruz

Resim
Merhaba,

Linux Kullanıcıları Derneği olarak, teknik olarak  erişim engelleme adıyla anılan İnternet sansürüne karşı sivil çalışmalarda ilk günden beri var olmaya çalışıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde http://sansurekarsiyuruyus.com/ adresinin açılmasıyla birlikte, sokağa inerek, demokratik haklarımızı kullanarak sesimizi yükseltmek, çoğaltmak üzerine tartışmalar döndü. Bir çok farklı mecradan takip edebildiğinizi tahmin ediyoruz.

Padişahın Malının Yarısı

Resim
Padişah'ın biri öleceğini anlayınca çağırmış etrafındakiler ve şöyle buyurmuş. "Ben öldüğümde kim ilk gece mezarımda benimle kalırsa ona malımın yarısını verin."

Aradan zaman geçmiş ve Padişah ölmüş. Vezirler sormuşlar ama kimse Padişah'ın mezarında bir gece geçirmeye cesaret edememiş. Tellal çıkarmışlar yine sonuç yok. Ölen Padişah, mükafat çok ama bir gece mezarda, hem de bir ölüyle yatmak söz konusu olunca iş değişiyor.

En son odunculuk yapan biri teklifi kabul etmiş. Korkusuz biriymiş. "Zaten dünyada kaybedeceğim bir şey yok. Odun toplamak için bir orağım bir de ipim var." diyerek Padişah'la mezara girme işini o üstlenmiş.

Padişahla oduncuyu mezara koyup üstlerini toprakla örtmüşler. Herkes evine çekilip merakla sabahı beklemeye başlamış.

Sabah ahali ne oldu oduncuya merakıyla mezarlıkta toplanmış. Mezarı açmışlar. Bakmışlar ki Oduncu sapasağlam. Oduncuyu kutlamak istemişler. Eee ne de olsa padişahın malının yarısını kazandı. O artık şehrin en zengi…

Kadın - Erkek eşit mi?

Resim
Geçenlerde sınav için yine bir şehir içi halk otobüsüne bindim. Yaşadığım yer küçük olduğu için ancak böyle senede bir iki kez şehre inince biniyoruz toplu taşıma araçlarına.

Sınavın bitişiyle birlikte bindiğimiz için hem otobüsün içi hem de caddeler çok kalabalıktı. Ben bindiğimde boş olduğu için oturmuştum ama benden sonra gelenlerin böyle bir şansı olmamıştı. Otobüs biraz dolunca bir iki bayan da bindi. İçimden bir ses kalkıp birine yer vermem gerektiğini söylüyordu. Bu sesten daha güçlü bir duygu da kalkmama izin vermiyordu.

Ben bu ikilemi yaşarken otobüs tıklım tıklım dolmuştu. Kısa olan yolumuz trafiğin çok yavaş akmasıyla birkaç katına çıkmıştı. Oturduğum cam kenarı güneş olan tarafa bakıyordu. Yukarıdan güneş, içeriden yaşadığım ikilem beni yakarken en çok korktuğum şeylerden biri başıma geldi.

İkilem

Resim
Hayat boyunca insanın canını en çok sıkan şeylerden biridir ikilem. Birçok yerde karşınıza çıkar. Birçok kere sizin saatler, yerine göre günlerce düşünmenize neden olur. Hayattan koparsınız, artık seçeceğiniz o iki şeyin ortasında gidip gelen bir pinball topundan farkınız yoktur.

Hemen hemen her yerde karşınıza çıkabilir. Size sunulan dört renkli elbiseden ikisini eler, ikisi arasında seçim yapmak için zihninizi çözülmesi en zor mantık sorusunu çözüyormuşçasına yorarsınız.

Siyah mı; beyaz mı?

En iyi dağıtım

Resim
Linux Journal Ödülleri ile ilgili olarak Özgürlük İçin forumlarına uğradım. Amacım, en iyi dağıtım olarak görmedikleri halde Pardus'u seçen, hatta bunun için birden fazla oy kullananları uyarmaktı.

Orada mesajlaşırken inanmakta zorlandığım şeyler gördüm. Pardus'un en iyi olduğuna inananlardan, Pardus'ta Kde, Xfce, Gnome ve E17'nin çok iyi çalıştığını söyleyenlere kadar. Hatta şöyle bir şey dahi okudum Özgürlük İçin forumlarında: "Bence en iyi olabilecek iki dağıtım vardır, Pardus ve Arch"


Parayı Nereden Buldun?

Resim
İki fakülte arkadaşı yollar sonra sokakta karşılaşır, biri diğerini eve yemeğe davet eder.

- Bu ne ev böyle, şu salonun büyüklüğüne bak! Nereden buldun bu kadar parayı birader?
- Gel göstereyim. Gel şu pencerenin önüne, şuradaki otoyolu görüyor musun?
- Evet
- Yirmi milyon tuttu, yirmi beş milyon fatura ettik. Farkı cebe indirdik.

İki yol sonra iki arkadaş yeniden karşılaşırlar.

- Gel bu sefer ben seni yemeğe davet edeyim der önceki sefer davet edilen. Giderler.
- Şuraya bak, vay anam vay. Sen bizim eve saray diyordun, bu ne böyle? Bizimki bunun yanında kulübe olmaz.
- Gel nasıl yaptığımı sana göstereyim. Bak şuradaki otoyolu görüyor musun?
- Hayır!

Kılıçdaroğlu ve Polat Alemdar

Resim
Başbakan Erdoğan'ın Gediktepe'de mevzide çömelmesi üzerinde polemikler devam ediyor.
Bazı çevreler Atatürk'ün öyle bir görüntüsünün olmadığını söyleyip Erdoğan'ın korkaklığına vurgu yapmak istiyorlar. Atatürk mevzide bile hep ayaktaymış.

Hatta Kılıçdaroğlu'na da rezervasyonla bir Gediktepe turu planlıyorlar.

Senaryo şu: Kılıçdaroğlu aynı mevziye gidecek, eller ya belinde ya da göğsünde kavuşmuş halde ufka bakarken fotoğraf çektirecek.

Sordum Sarı Çiçeğe

Resim
Bugün yine canım fotoğraf çekmek istedi. Sarı çiçeğin iki resmini çektim.  Profesyonel değilim ama bence doğal olduğu için güzel. Bu arada her zamanki gibi resimler gayet büyük. 

Sordum sarı çiçeğe beni nasıl buluyorsun diye yüzüme bile bakmadı. Şu tavırlara da bakın hele...

Haram Domatesler

Resim
Sıcak bir Cumaydı. Öğleye az bir zaman kala dükkanı kapatıp camiye gittik. Caminin hemen altında, cami kapısına çıkan merdivenin önünde, ağabeyimin dükkanı vardı. Dükkanın önünde sebze-meyve kasaları diziliydi.

Ben orada öyle beklerken ezan okundu. Artık camiye çıkacaktım ki biri gelip domateslerin fiyatını sordu. Zaten fiyatını bilmiyordum ama adama "ezan okundu, bu saatten sonra satış yapamayız" dedim. Müşteri ne dediğimi anlamamış gibi "nee" diye sordu. Aslında duymuştu ama inanamıyordu, bana teyit ettirmek istiyordu. Ben de "Cuma günü, öğle ezanı okunduktan sonra alış veriş yapılmaz, haramdır" dedim. Adam sağ elini yukarı kaldırıp "yahu sen ne diyorsun, git işine şuradan" deyip gitti. Bunları söylerken de sesini epey bir yükseltti.

Zengin ol öyle gel

Resim
Bugün bir haber gördüm. 7.1 milyar lirası olan bir Türk hakkındaydı. Devlet böyle zenginlere çağrıda bulunmuş, "getir parayı, seni affedeyim" demiş.

Bu haberi görünce içimden "bir de zengin olmak vardı" diye kötü kötü şeyler geçirdim. Zengin olmak aslında güzel değil ama böyle  yönlerinin de hor görmemek lazım. Devlet bile "parayı getir seni affedeyim" diyorsa, demek ki zenginler için dünyadaki engeller o kadar da sorun değil.

Saçmalıyor muyum, hayır. İsterseniz çevrenizden de bunun farkına varabilirsiniz. Eğer dikkat ederseniz insanların birbirlerine yakınlıklarını da büyük ölçüde paranın belirlediğini görebilirsiniz. Parası olan bir kimsenin etrafındaki insanlarla, olmayan birinin etrafındakileri getirin gözünüzün önüne. Hiç dikkat etmediyseniz buna, o zaman gördüğünüz bir cenaze namazını hatırlayın. Gelen kişilerin ne tür araçlarla geldiğini, yüzlerindeki üzüntü işaretlerini.

Linux'ta Vcd Kopyalamak

Resim
Linux'ta vcd kopyalamak artık çok kolay. Yapmanız gereken sadece birkaç paket kurmak.

İlk önce şu paketleri kuruyoruz:  (Ubuntu'da denedim tüm paketler depoda var)

cdrdao cdrecord vcdimager 
Ardından K3b'yi kuruyoruz. K3b harika bir cd yazma programıdır. Ayrıca track cdlerinizi bu programla mp3 yapabilirsiniz.

K3b programını açıyoruz. Vcd'yi takınca sol sütunda Vcd belirecek. Ona tıklayınca sağda vcdimizin içeriğini göreceğiz. İşte burada yapmamız gereken Start Ripping butonuna basmak. (K3b'nin dili Türkçe olursa bu butonun adı farklı olabilir) Bizden kaydetmek istediğimiz yeri soracak. Seçtikten sonra da kaydetme işlemi birkaç dakika içinde bitiyor. Kayıtlar mpg biçiminde yapılıyor. 



Selvi Boylum, Eşek Gözlüm

Resim
Erkeğin de kadının da uzun boylusu makbuldür. Yalnız öyle her uzun boylu olana selvi boylum demek de doğru olmaz.

Mesela az önce sokakta gördüğüm bir genç bana selvi boylum yerine eşek boylumu hatırlattı. Çünkü boy ile çocuk arasında acayip bir tezat vardı. Sanki eskiden sakızmış da, bir şımarık kız onu uzatmış da uzatmış. Yok öyle demeyin. Tamam ben uzun boylu değilim ama hiç uzun boyluları kıskandığımı hatırlamıyorum. Hem ben, boy ile zekanın ters orantılı olduğuna inananlardanım.

Hayatımı Değiştiren Linux: Ubuntu

Resim
Ubuntu 9.04 beta kurmuştum bilgisayarıma. Ekran kartını kurduktan sonra ekran tam çözünürlükte ve parlak olunca, bana olduğundan birkaç kat daha güzel görünmüştü. Her ne kadar o zaman bu kavramları bilmesem de Gnome Kde3'ten çok daha güzeldi. O kadar çekici gelmişti ki bana kapatmak istemiyordum Ubuntu'yu.

Güzel olan sadece Gnome değildi elbette. Synaptic de Pisi'den iyiydi. Tamam belki daha kullanışlı değil ama içindeki kalabalık dahi insanı cezbetmeye yeterliydi.

ABD dışında ülke var mı?

Resim
Birleşmiş Milletler tüm ülke temsilcileri arasında bir araştırma yapmış. Katılan kişilere şu soruyu sormuş:

Tanrı aşkına, dünyanın ABD dışındaki ülkelerinde görülen gıda kıtlığı konusundaki kişisel görüşünüzü özgür bir biçimde açıklayınız lütfen.

Ülke temsilcilerinin cevapları değerlendirildikten sonra şu sonuç çıkmış:


Çin'de Tanrı aşkının ne olduğu bilinmiyor. Rusya'da özgür biçimde açıklamanın ne olduğu bilinmiyor.Afrika'da gıdanın ne olduğu bilinmiyor.Batı Avrupa'da kıtlığın ne olduğu bilinmiyor. Ortadoğu'da kişisel görüşün ne olduğu bilinmiyor. Güney Amerika'da lütfenin ne olduğu bilinmiyor.ABD'de de ABD dışı ülkelerin ne olduğu bilinmiyor.

Tilkinin Döndüğü Yer: Ubuntu

Resim
Kde dedim, Arch dedim, Pacman dedim, Mandriva dedim sonunda yine Ubuntu'ya kaldım.

Dün aniden gelen bir ilhamla istikametimi Debian'a çevirdim. Debian iyidir, hoştur, anadır, hızlıdır, kararlıdır dedim ama o da olmadı.

Malum ben gencim. Yaşlı abilerim gibi kararlı sürümünü kullanamam. Kullansam kullansam testing kullanırım dedim. Fortran Abi'nin verdiği linkten testing kde cdsini indirdim. Bölümleme kısmında hata aldım. 5-10 kere denedim ama başaramadım. Sonra yine Fortran Abi'nin tavsiyesiyle testing 1. cdyi indirdim. Gerçi Fortran Abi bana dvd ile dene demişti ama vaktim olmadığı için onu denedim. Ne yazık ki yine aynı hatayı aldım. Seçtiğim bölüm üzerinde ext3 veya ext4 oluşturalımıyor diye hata verdi.

Dalga Geçmeden Önce...

Resim
Geçenlerde bir resim gördüm. Resimde bir insanın yemek yiyişiyle dalga geçiliyordu. Aslında adam gayet normal yiyordu yemeğini. Elinde bir tavuk butu vardı ve iki eliyle tutmuş gayet normal, en azından insanlar için normal bir şekilde yiyor görünüyordu. Bu yiyişi bazı terbiyesiz insanlar almış, çatal bıçakla yemek yiyen bir başkasıyla karşılaştırmış ve elle yiyenle dalga geçiyorlardı.

Düşünmemek elde değil. Hepimizin anne-babası böyle yedi bu yemeği. Bu insanlar acaba büyüklerinden utanmadı mı?

Firefox'u 3.6.4'e Güncelledim

Resim
Mandriva 2010.1 RC2 kullanıyorum. Baktım ki Firefox'un yeni sürümü çıkmış deneyeyim dedim. Firefox'un sitesinden Linux için olan son sürümü indirdim. tar.bz2 uzantılı dosyanın içinde kurulum için bir şey yok anladığım kadarıyla. İnternette de aradım "kurmanıza gerek yok, tıklayın çalışıyor" diye yazıyordu.

Tabi ben bununla yetinmedim. Belki yanlış bir şeydir ya da daha kolay bir yolu vardır ama ben şu şekilde yaptım:

/usr/lib içindeki firefox-3.6.3 dizinini sildim ve yerine yeni indirdiğim arşivden çıkan dizini kopyaladım. Adını da firefox-3.6.3 olarak değiştirmek zorunda kaldım. İndirdiğim dizinde fazladan şeyler de var. Yalnız şu an güzel çalışıyor Firefox. Temalarım ve yer imlerim de kaybolmadı. Bir sorun olur diye sildiğim dizinin bir kopyasını da sakladım.

Bu işlemin öncesinde birçok şey denedim ama işe yaramadıkları için buraya yazmaya gerek yok.

Mp3 Çalara Güğümle Bas

Resim
Geçenlerde geziye gittiğimizde arkadaşlarımızdan biri yanında yeni bir icat olan bir mp3 çalar getirdi. Bu kullanışlı aletin özellikler şöyle:


İlk çıkan cep telefonlarından birazcık daha büyük. İki güzel ses çıkaran hoparlörü var.Nokia'nın telefonların en çok bulunan pilleriyle çalışıyor.Usb bellek ve flash disk takılabiliyor. 

Bu kullanışlı aletle yurdum insanının zekası birleşince bakın ortaya ne çıktı.

Okumayı Sürdürenler Başarılı Olur

Resim
Genelde ilköğretim çağında okumayı seven çocukların, ergenlik çağıyla birlikte ilgilerinin dağıldığı, günümüzün teknolojik araçlarına ilgi duydukları, bu nedenle de okumayı bıraktıkları gözleniyor. Elbette nedenler bu kadar da değildir. Yaşam koşulları, özellikle de orta öğretim çağından sonraki üniversite sınavı, çocuğun yolunu kesen, çocuğa okumayı unutturan etkenlerdir. Aslında okumayı sürdüren çocukların sınavlarda daha başarılı oldukları bir gerçektir. 


Bence de okumayı sürdüren bireylerin hayatta daha başarılı oldukları bir gerçektir. Daha ne diyeyim? Bu sözlere ne ekleyeyim?

Sudan bahanelerle okumayı erteleyenlere duyurulur!

En İyi Terzi

Resim
Bir sokakta dört terzi varmış. Bunlardan birinin vitrininde Dünyanın En İyi Terzisi yazıyormuş. Yanındaki dükkanın vitrininde Ülkenin En İyi Terzisi, üçüncü dükkanın vitrininden ise Şehrin En İyi Terzisi yazılıymış.

Dördüncüsü sokağın sonundaki küçük bir dükkanmış. Sahibi de haddini bilen, alçak gönüllü bir terziymiş. Düşünmüş taşınmış; hem alçak gönüllülüğü ifade edecek hem de düşünüldüğünde rakiplerinden üstün olduğunu ortaya koyacak bir levha yazıp iliştirmiş vitrinine.

Levhaya Sokağın En İyi Terzisi diye yazmış.

Tasarı yayınları, DGS deneme sınavı 5, soru 48

Sarışınlara Satış Yapmıyoruz

Resim
Kadının biri bir beyaz eşya dükkanına girip "şuradaki küçük beyaz televizyon ne kadar?" diye sormuş. Dükkan sahibi yaptığı işten başını kaldırmadan "hanımefendi biz sarışınlara satış yapmıyoruz."

Kadın şaşırmış ama sesini çıkarmamış. Gitmiş sonraki güne bir peruk takıp gelmiş. Yine aynı adama aynı şeyi sormuş ve yine adam aynı cevabı vermiş: "sarışınlara satış yapmıyoruz"

Kadın bu işe sinirlenmiş ve bir kuaföre giderek esmer olmak istediğini söylemiş. Üç gün sonra tam bir esmer olarak beyaz eşya dükkanına girmiş. Dükkan sahibine oradaki küçük beyaz televizyonu almak istediğini söylemiş ama dükkan sahibi yine o şok edici cevabı vermiş: "hanımefendi biz sarışınlara satış yapmıyoruz"

Kadının elleri iki yana açılmış. Arkasını dönüp gitmekte olan adamın arkasından "ama siz benim sarışın olduğumu nasıl anladınız?" demiş. Adam olduğu yerde yarım dönerek "hanımefendi, günlerdir almaya çalıştığınız şey mikrodalga fırın"

Facebookta pay…

Rahman'ın Kulları

Resim
.
Kurtubi şöyle demiştir:

Allah, Rahman'ın kullarını on bir özellikle nitelemiştir. Bunlar.

Tevazu (alçakgönüllülük,
Hilm (yumuşak huyluluk),
Teheccüd (gece namazı),
Korku (cehennem azabından duyulan korku),
İsraf ve cimriliği terk etmek,
Şirkten uzak olmak,
Zina ve katlden beri olmak,
Tevbe (günahlardan pişmanlık duyup affı için yalvarmak),
Yalandan korunmak,
Nasihatlari kabul etmek,
Allah'a yalvarmak (dua etmek).

Safvetüt tefasirden