Kayıtlar

Mayıs, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Cahillik diz boyu

Resim
Bugün İsrail yine canavarlığını tüm dünyaya göstermek için elinden geleni yaptı. Türkiye ayağa kalktı, protesto için basın toplantıları düzenlendi, mitingler yapıldı. Yüreği yanmayan kimse kalmadı diyorduk ki...

Gözlerime inanamadım. Neden Filistin bayrağı açıyorsunuz diyenleri anlayailirdim belki. Normaldir bayrağını çok seven biri başka bir bayrağın açılmamasını isteyebilir ama kalkıp "neden o gemiye binip gittiler" demek, Yaban'ın da deyimiyle, beni deli ediyor.

Hem Müslüman'ım diyeceksin hem de kardeşinin acılarına ortak olmayacaksın. Hem bayrağımı seviyorum diyeceksin, bayrağını taşıyan bir gemiye yapılan saldırıyı kınayamayacaksın. Kınamak bir yana, kınayanları çekemeyip, kınamalardan rahatsız olacaksın. Maden şehitlerini diline dolayıp, halkın hassas duygularını diline dolayacaksın.

Şimdi gören de bunlar göçük olayı olunca yas tuttular sanır. Uykuları kaçtı, partilerini iptal ettiler sanır. En acısı da yürekleri cız etti sanır.

Hayır bunlar vatanı falan sevmio…

Tembel var; Tembel var

Resim
Osmanlı, parlak devirlerinde tembeller için bir han yaptırmış. Gerçekten tembel olanları buraya alıp onlara hizmet veriyorlarmış. Bu kıyağı gören bazı uyanıklar tembel rolünde hana gelmişler.
Padişah tembel sayısının çok hızlı arttığını görünce yanlış bir şey yaptığını anlamış ve bir çare düşünmüş. Sonunda hanı yaktırmaya karar vermiş. Böylece hanın yandığını gören kaçacak ve tembel olmadığı anlaşılacakmış.
Yangın başlar başlamaz handaki 600 kişinin tamamı can havliyle kaçmış. Geriye sadece iki tembel kalmış. Ateş onlara yaklaşında tembellerden biri diğerine sormuş:
- Ateş yaklaşıyor biz de kaçmayalım mı?
- Bırak yaklaşsın, ben de sigaramı yakmak için bir ateş arıyordum.

Çay Kaç Günde Demlenir?

Resim
Adamın biri Ramazan'ın ilk günü kahvehanesine gidip çay demlemiş. Bir arkadaşı oradan geçerken açık olduğunu görmüş ve içeri girmiş. Kahvehane sahibine sormuş:
- Bu oruç oruç burada ne yapıyorsun?
- Oruç mu? Nasıl da unutmuşum diyerek telaşla çayı, dükkanı öyle bırakıp çıkmış. Ramazan boyunca da kahvehanesini açmamış. Bayramın ikinci günü kahvehaneyi açmış. Açar açmaz da adamın biri dalmış içeri.
- Abicim çok acelem var lütfen bir çay verir misin?
Adam düşünmüş ne yapsam diye. "En iyisi o demlediğim çayı ısıtıp adama vereyim" demiş. Adamın çayı iştahla içtiğini görünce sormadan edememiş:
- Kardeş çayı nasıl buldun?
- Valla çok güzel de sanki daha tam demlenmemiş.

Hak Din Hangisi?

Resim
Rivayete göre bir hattat kendince dinlerin hangisinin üstün olduğunu kontrol etmek istemiş. Bir Tevrat, bir İncil ve bir de Kur'an alıp kendi el yazısıyla yazmış. Bunu yaparken de hepsinin içeriğinde değişiklikler yapmış. Kendine göre bir şeyler eklemiş; bir şeyler çıkarmış.

İlk önce Tevrat'ı almış ve Yahudi alimlerine götürmüş, çok beğenmişler ve ona hediyeler verip göndermişler. Daha sonra İncil'i Hristiyan alimlere götürmüş, onlar da çok beğenmiş ve bol miktarda para verip göndermişler.

Sıra Kur'an'a gelmiş. Almış Müslüman alimlere getirmiş, bakmışlar tahrif var... Önce adamı bir güzel dövmüşler sonra da zamanın padişahınının huzuruna çıkarmışlar. Padişah idamına emir verdiği anda adam Kelime-i Şehadet getirmiş ve:

"Ben dinleri test etmek istemiştim, anladım ki hak din İslamdır" demiş.

Safvetüt Tefasir'den...

Çiçek

Resim
Annemin ısrarı üzerine çektiğim resimlerden biri. Çiçeğin adını bilmiyorum ama resim güzel görünüyor. Resmin boyutu çok büyük, tam halini görmek için üzerine tıklayın. Duvar kağıdı olarak da kullanabilirsiniz.

Tavuklar Düşünür mü?

Resim
Tavuklar düşünür mü?

Eğer insanlar düşünmeyi bırakırsa…

Bu resme bakınca aklıma böyle bir şey geldi. Düşünüyormuş, hatta ciddi bir konuyu düşünüyormuş gibi bakıyor. Sanki öyle bir düşünüyor ki dünyayı kurtaracak.

İyi ki de düşünüyor. Çünkü biz düşünmeyi bıraktık. Artık dolu dolu ve hızlı yaşıyoruz. Sağ olsun teknoloji bu konuda bize son derece yardımcı oluyor. Oyunlar oynuyoruz, sıkılınca video seyrediyoruz, sıkılınca boş sitelerde surf yapıyoruz vs. vs. Hiç fayda düşünüyoruz. Ne kendi faydamızı ne de başkalarını. E düşünmüyoruz dedim ya, faydayı nasıl düşüneceğiz?

Saçmalayan Kurtlar Vadisi

Resim
Aslına bakarsanız ilk günden de o kadar mantıklı bir dizi değildi ama o kadar mantıksız da değildi. Özellikle güncel olması ve olayların iç yüzünü gösteriyormuş gibi olması çok cazibeli geliyordu.

Ekranlara geldiği ilk günden beri hiç kaçırmamış biri olarak diyebilirim ki; kaliteli ve heyecanlı bir diziydi. Di'li geçmiş zaman kullanmamın nedenini şimdi açıklayacağım.

Dizileri sevmem. Aslına bakarsanız bağlayan hiçbir şeyi sevmem. Ne bir şeylere bağlanmayı, ne de bir şeylerin bana bağlanmasını severim. Bu bir dizi olsun, bir çocuk olsun farketmez.

Kurtlar Vadisi başlarken sadece bakmak istedim ama bir türlü kopamadım. Sevdim. Hani insan sevdiğinin kusurlarını görmez derler ya işte ben de öyle at gözlüğüyle yıllarca seyretmişim. Nasıl mı anladım: geçen sezon finalinden itibaren bıraktım, bırakınca doğal olarak kusurlarını bulmaya çalıştım, elbette pişman olmamak için. Bir sürü saçmalık buldum. Sonradan anladım ki aslında eskiden de öyle iyi değilmiş, ama ben görememişim.

Tamam saçm…

The Book Of Eli

Resim
Dün Friendfeed'de onunla ilgili bir feed gördüm. Vasat diyorlardı. Ben çok güzel olmasını beklerken hakkında vasat lafını işitmem, içimdeki heyecanı biraz azaltmıştı.

Seyretmemeyi hiç düşünmedim, sırf Denzel için bile olsa seyrederdim. %100 başarıyla giden bir oyuncu seyredilmez mi? Bugüne kadar tek kötü filmini görmedim.

Film güzeldi, yani idare ederdi. Yalnız verdiği mesaj açısından bence çok önemliydi.

İnsanların dünyanın kıymetini, insanların kıymetini, komşularının kıymetini, arkadaşlarının kıymetini bilmediği bir gerçek ve bu gerçek her seferinde bir yıkım filmiyle yeniden bize hatırlatılıyor.

Boşuna dememiş atalarımız "bir musibet bin nasihatten iyidir" diye. Başımıza gelmeden bazı şeylerin kıymetini anlayamayacağız.

Filmden çok güzel bir cümleyle noktayı koyalım: "Kendin için yaptıklarından daha fazlasını başkaları için yap"