Ana içeriğe atla

Dalga Geçmeden Önce...

Geçenlerde bir resim gördüm. Resimde bir insanın yemek yiyişiyle dalga geçiliyordu. Aslında adam gayet normal yiyordu yemeğini. Elinde bir tavuk butu vardı ve iki eliyle tutmuş gayet normal, en azından insanlar için normal bir şekilde yiyor görünüyordu. Bu yiyişi bazı terbiyesiz insanlar almış, çatal bıçakla yemek yiyen bir başkasıyla karşılaştırmış ve elle yiyenle dalga geçiyorlardı.

Düşünmemek elde değil. Hepimizin anne-babası böyle yedi bu yemeği. Bu insanlar acaba büyüklerinden utanmadı mı?



Hiç sanmıyorum. Eğer utanma diye bir duyguları olsaydı, insanların eksiklikleriyle dalga geçmezlerdi. Hoş elle yemek bir eksiklik değil ama mesele sadece bu değil. Çünkü bu terbiyeden, insanlıktan nasibini almamış mahluklar insanların tüm zaaflarını ustaca kullanıyorlar. Bir insanın vücudundaki kusurlarla dalga geçebiliyor, hatta ırklarından dolayı bile insanları kötüleyebiliyorlar.

Yazık! Biz insanız. Ne zaman düşüneceğiz aslında bizim olduğunu sandıklarımızın bizim olmadığını? Ne zaman bileceğiz Allah'ın bu vücudu bize emanet olarak verdiğini? Ne zaman fark edeceğiz batıya özentinin bizi yok ettiğini?

Saygılı olmamız lazım. Güzelliğimizin aslında bizim isteğimizle olmadığını bilip, bizim kadar güzel olmayanlara sevgi göstermemiz lazım. Bir gözü olmayan bir insanla dalga geçerken düşünmemiz lazım; belki gün gelir bizim de bir gözümüz çıkar!

Yorumlar

  1. Ben de elle yerim bazen..Demek ben de görgüsüzüm bunu da öğrendik ;)

    Elle yemek sünnet diye biliyorum...

    Ve kimse bana sol elle yemek yediremez ve görgümü buna göre değerlendiremez değerlendireni ben de kendimce değerlendirir silerim :)

    YanıtlaSil
  2. Çok haklısın. Özenti derken demek ki haksız değilim. Bildiğim kadarıyla çatal bıçaklı medeni(!) yemek adabında çatal sol elle tutuluyor. Bu da demek oluyor ki yemek hep sol elle yiyiliyor. Bizim dinimiz ve kültürümüz buna şiddetle karşı çıkmasına rağmen bunu yapmak özentiler uğruna kendi özünü kaybetmek değil de nedir?

    YanıtlaSil
  3. İyi de tavuk zaten en iyi elle yenir. Ne kadar aptal insan var ya.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …