Ana içeriğe atla

Selvi Boylum, Eşek Gözlüm

Erkeğin de kadının da uzun boylusu makbuldür. Yalnız öyle her uzun boylu olana selvi boylum demek de doğru olmaz.

Mesela az önce sokakta gördüğüm bir genç bana selvi boylum yerine eşek boylumu hatırlattı. Çünkü boy ile çocuk arasında acayip bir tezat vardı. Sanki eskiden sakızmış da, bir şımarık kız onu uzatmış da uzatmış. Yok öyle demeyin. Tamam ben uzun boylu değilim ama hiç uzun boyluları kıskandığımı hatırlamıyorum. Hem ben, boy ile zekanın ters orantılı olduğuna inananlardanım.

Söz boydan açılmışken benim asıl demek istediğim şu olabilir: Hocamla dolaşırken bir dershanenin yanından geçtik bir gün. Hocam bana baksana zamane gençlerine, kafalarını kullanmadıkları için nasıl da uzuyorlar dedi. Düşündüm de bana gerçeklik payı yüksek geldi. Bu, boyu uzun olan herkes kafasızdır demek olmuyor. Yalnız kafayı çalıştırınca boy ve saç gibi şeylerin bundan biraz rahatsız oldukları da bence kesindir.

Gençliğin sorunlarına hiç girmeyeyim; anlatırsam bitmez. Okumuyorlar, düşünmüyorlar. En önemli sorunları bu. Tabi bunları yapmayınca da vücudun tüm enerjisi onlara santimetre olarak geri dönüyor. E kalkıp bunlara boyun eşeklikten uzamış dediğinde de kızıyorlar.

Be hey okumayan, düşünmeyen, hayatının en güzel dönemlerini boş hevesler peşinde koşarak harcayan eşek, sen bu güne kadar eşeklikten başka ne yaptın da sıfatına kızıyorsun.

Yorumlar

  1. İlim öğrenen talebeler bak hep vasattır. Ama top peşinde vs. koşan gençler daha çok gelişiyor haliyle.

    YanıtlaSil
  2. Kafa çalışınca boy duruyor diyorsunuz yani :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …