Kayıtlar

Temmuz, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kde için simge seti

Resim
Kde'ye yeni simge bulmak kolay olmuyor. Ekliyorsun küçük bir değişiklik oluyor o kadar. İşte bugün ben güzel bir icon seti buldum. Bu icon setinin adı MIB Ossigeno. Kde'nin sistem ayarlarından yeni temalarda bulunuyor. En beğenilenleri seçince en başta...

Adaletin bu mu Dünya?

Resim
İki aile düşünün. Hem komşular hem de akrabalar. Her iki ailenin de küçük, yaşıt çocukları var. Bir aile zengin; diğeri fakir. Evlerinin bulunduğu sokağın köşesinde bir bakkal var. Bakkal çocukların ilgisini çekecek cinsten bol miktarda malzeme bulunduruyor.

Nereye vardıracağımı tahmin ettiğinizi düşünüyorum. Evet aynen tahmin ettiğiniz gibi, zengin olan aile, günde birkaç kez çocuklarına para verip bakkala gönderir. Fakir olan ailenin devamlı olarak çocuklarına verecekleri paraları yoktur. Buna rağmen çocuklarının, komşularının çocuklarıyla bakkala gitmesine engel olamamaktadırlar. Çocuklar hep beraberdir ve arada para olan zamanlar dışında arkadaştırlar. Araya para girdi mi zengin ailenin çocukları, diğer ailenin çocuklarını görmezden gelirler. Onların iştahla bakan gözlerine aldırış etmeden bakkaldan aldıkları o lezzetli şeyleri hapur hupur yutarlar ve bu durum çocuklar büyüyene kadar devam eder.

Özgür Yazılım Özgür Araçlara İhtiyacı Var

Resim
Geçtiğimiz on yılda, özgür yazılım geliştiricileri tekrar tekrar daha verimli veya güçlü bir şekilde özgür yazılım yapma imkanı tanıyan geliştirme araçlarının cazibesine kapıldılar.

Bize söylendiği kadarı ile tek bedel, araçların kendilerinin özgür olmaması, ya da kodunu göremeyeceğimiz, kopyalayamayacağımız veya kendi başımıza çalıştıramayacağımız ağ servisleri olmaları. Bu araçları ve servisleri (BitKeeper, SourceForge, Google Code ve GitHub gibi servisler) kullanma kararları verirken, özgür yazılım geliştiricileri “amaca giden her yol meşrudur” düşüncesiyle hem geliştirici topluluklarının hem de kendi kullanıcılarının özgürlüklerine değişen kararlar vermiş oldular. Özgür olmayan ve özel geliştirme araçlarını kucaklama kararları, özgür yazılımı savunmamızın inandırıcılığını sabote edip, bizim ve kullanıcılarımızın özgürlüğünden kabul edilemez biçimde ödün vermekte.

Beni Kutlamalısın; Sigarayı Bıraktım

Resim
Ben de hemen hemen her genç gibi zamanında sigaraya merak salmıştım. Bayram mayram derken iş yavaş yavaş ciddiye biniyordu. Artık ben de benden büyük üç ağabeyim gibi sigara içecektim galiba. Öyle karar vermemiş olsam da gidişatım onu gösteriyordu.

Önceleri oradan buradan araklarken artık cebime bir de paket atmıştım. İçenler bilir; her şartta içersin. Büfelerden açık alırsın, arkadaşlarından otlanırsın vs. Yalnız paket başkadır. Cebinde paket taşıdın mı, hele çocukluktan gençliğe geçiş yaşıyorsan bu çok önemli bir ayrıntıdır hayatında. Artık kendini büyük görüyorsundur. Cebinden paketini çıkarıp içinden bir sigara çekebilmek için sol elinin işaret parmağına vurduğunda cesur, kimseye ihtiyacı olmayan bir delikanlısındır.

Ben de bu duygularla sigaraya epeyce ısınmıştım. Bayram geçmişti ama cebimde hep paketim duruyordu. İçtiğim sigara ucuz Amerikan sigaralarındandı ama olsun, nasıl olsa anlamıyordum. Benim için duman çıkarması yeterliydi.

Limondan Mandriva aldım

Resim
Akşam üzeri limon almak için manava gittim. Biraz limon ve erik aldıktan sonra manavdan ayrılmak üzere bisikletime binmiştim ki on üç on dört yaşlarında bir genç bana yaklaştı. Heyecanla "Sende oyun var mı?" diye sordu. Ben onu algılamaya çalışırken sözünü tamamlayarak tekrarladı: "Sende bilgisayar oyunlar var mı?" Ben gayet sakin "hayır" dedim, "ben oyunlarla iştigal etmem." Tatmin olmamış olacak ki niye dedi ben de sevmediğimi hem Windows kullanmadığımı söyledim. İşte o an çok farklı bir şey oldu, arkamdan:

"Ya ne kullanıyorsun, Mandriva mı?" demez mi?

Tekerimiz Patladı

Resim
Günlerden bir gün, motosikletlerle, yaşadığım ilçeden birkaç kilometre uzaktaki bir beldeye gidiyorduk. Ben o zamanlar hırdavatçıda çalışıyordum. Su tesisatı için gidiyorduk gideceğimiz yere. Dört kişiydik ve iki motosiklete binmiştik.

Yolun yarısındayken motosikletlerden birinin tekerleği patladı. Artık yola devam edemezdi. Geri gelecekti ama gelirken iki kişiyi getiremezdi. Bu nedenle içimizde en zayıf olan arkadaş motora binip yavaş yavaş dönüş yoluna girdi. İki usta da sağlam motorla yapılacak işi yapmaya gittiler. 
Ben çırak olduğum için ortada kalmıştım. Tabi onlar beni öyle bırakmadı. Benim için otostop yaptılar. İşte o zaman belki de ömrüm boyunca unutamayacağım anım başlamıştı.

Sansürsüz İnternet Yürüyüşüne Katılıyoruz

Resim
Merhaba,

Linux Kullanıcıları Derneği olarak, teknik olarak  erişim engelleme adıyla anılan İnternet sansürüne karşı sivil çalışmalarda ilk günden beri var olmaya çalışıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde http://sansurekarsiyuruyus.com/ adresinin açılmasıyla birlikte, sokağa inerek, demokratik haklarımızı kullanarak sesimizi yükseltmek, çoğaltmak üzerine tartışmalar döndü. Bir çok farklı mecradan takip edebildiğinizi tahmin ediyoruz.

Padişahın Malının Yarısı

Resim
Padişah'ın biri öleceğini anlayınca çağırmış etrafındakiler ve şöyle buyurmuş. "Ben öldüğümde kim ilk gece mezarımda benimle kalırsa ona malımın yarısını verin."

Aradan zaman geçmiş ve Padişah ölmüş. Vezirler sormuşlar ama kimse Padişah'ın mezarında bir gece geçirmeye cesaret edememiş. Tellal çıkarmışlar yine sonuç yok. Ölen Padişah, mükafat çok ama bir gece mezarda, hem de bir ölüyle yatmak söz konusu olunca iş değişiyor.

En son odunculuk yapan biri teklifi kabul etmiş. Korkusuz biriymiş. "Zaten dünyada kaybedeceğim bir şey yok. Odun toplamak için bir orağım bir de ipim var." diyerek Padişah'la mezara girme işini o üstlenmiş.

Padişahla oduncuyu mezara koyup üstlerini toprakla örtmüşler. Herkes evine çekilip merakla sabahı beklemeye başlamış.

Sabah ahali ne oldu oduncuya merakıyla mezarlıkta toplanmış. Mezarı açmışlar. Bakmışlar ki Oduncu sapasağlam. Oduncuyu kutlamak istemişler. Eee ne de olsa padişahın malının yarısını kazandı. O artık şehrin en zengi…

Kadın - Erkek eşit mi?

Resim
Geçenlerde sınav için yine bir şehir içi halk otobüsüne bindim. Yaşadığım yer küçük olduğu için ancak böyle senede bir iki kez şehre inince biniyoruz toplu taşıma araçlarına.

Sınavın bitişiyle birlikte bindiğimiz için hem otobüsün içi hem de caddeler çok kalabalıktı. Ben bindiğimde boş olduğu için oturmuştum ama benden sonra gelenlerin böyle bir şansı olmamıştı. Otobüs biraz dolunca bir iki bayan da bindi. İçimden bir ses kalkıp birine yer vermem gerektiğini söylüyordu. Bu sesten daha güçlü bir duygu da kalkmama izin vermiyordu.

Ben bu ikilemi yaşarken otobüs tıklım tıklım dolmuştu. Kısa olan yolumuz trafiğin çok yavaş akmasıyla birkaç katına çıkmıştı. Oturduğum cam kenarı güneş olan tarafa bakıyordu. Yukarıdan güneş, içeriden yaşadığım ikilem beni yakarken en çok korktuğum şeylerden biri başıma geldi.

İkilem

Resim
Hayat boyunca insanın canını en çok sıkan şeylerden biridir ikilem. Birçok yerde karşınıza çıkar. Birçok kere sizin saatler, yerine göre günlerce düşünmenize neden olur. Hayattan koparsınız, artık seçeceğiniz o iki şeyin ortasında gidip gelen bir pinball topundan farkınız yoktur.

Hemen hemen her yerde karşınıza çıkabilir. Size sunulan dört renkli elbiseden ikisini eler, ikisi arasında seçim yapmak için zihninizi çözülmesi en zor mantık sorusunu çözüyormuşçasına yorarsınız.

Siyah mı; beyaz mı?

En iyi dağıtım

Resim
Linux Journal Ödülleri ile ilgili olarak Özgürlük İçin forumlarına uğradım. Amacım, en iyi dağıtım olarak görmedikleri halde Pardus'u seçen, hatta bunun için birden fazla oy kullananları uyarmaktı.

Orada mesajlaşırken inanmakta zorlandığım şeyler gördüm. Pardus'un en iyi olduğuna inananlardan, Pardus'ta Kde, Xfce, Gnome ve E17'nin çok iyi çalıştığını söyleyenlere kadar. Hatta şöyle bir şey dahi okudum Özgürlük İçin forumlarında: "Bence en iyi olabilecek iki dağıtım vardır, Pardus ve Arch"


Parayı Nereden Buldun?

Resim
İki fakülte arkadaşı yollar sonra sokakta karşılaşır, biri diğerini eve yemeğe davet eder.

- Bu ne ev böyle, şu salonun büyüklüğüne bak! Nereden buldun bu kadar parayı birader?
- Gel göstereyim. Gel şu pencerenin önüne, şuradaki otoyolu görüyor musun?
- Evet
- Yirmi milyon tuttu, yirmi beş milyon fatura ettik. Farkı cebe indirdik.

İki yol sonra iki arkadaş yeniden karşılaşırlar.

- Gel bu sefer ben seni yemeğe davet edeyim der önceki sefer davet edilen. Giderler.
- Şuraya bak, vay anam vay. Sen bizim eve saray diyordun, bu ne böyle? Bizimki bunun yanında kulübe olmaz.
- Gel nasıl yaptığımı sana göstereyim. Bak şuradaki otoyolu görüyor musun?
- Hayır!

Kılıçdaroğlu ve Polat Alemdar

Resim
Başbakan Erdoğan'ın Gediktepe'de mevzide çömelmesi üzerinde polemikler devam ediyor.
Bazı çevreler Atatürk'ün öyle bir görüntüsünün olmadığını söyleyip Erdoğan'ın korkaklığına vurgu yapmak istiyorlar. Atatürk mevzide bile hep ayaktaymış.

Hatta Kılıçdaroğlu'na da rezervasyonla bir Gediktepe turu planlıyorlar.

Senaryo şu: Kılıçdaroğlu aynı mevziye gidecek, eller ya belinde ya da göğsünde kavuşmuş halde ufka bakarken fotoğraf çektirecek.