Ana içeriğe atla

Lokman Hekimin Bağırsak Ameliyatı

Derler ki Lokman Hekim'e bağırsaklarından şikayetçi bir adam gelir. Lokman, onu ameliyat etmeye karar verir. Bağırsaklarında bir kısım kurumuştur ve onun kesilmesi gerekmektedir.

Lokman adamın karnını açar, bağırsakları çıkarır, kuru kısmı keser, bağırsakları birbirine diker. Ameliyat böylece bitmiştir ama geriye işin en zor kısmı, bağırsakları düzgün bir şekilde yerine yerleştirme kalmıştır. Lokman eline ince bir sopa alır ve adamın bağırsaklarına vurmaya başlar. Aynı zamanda bağırsakların yerine yerleşmesi için her vuruşta "hadi oğlum, hadi yavrum, hadi canım" gibi sözler tekrarlamaktadır. Bu şekilde bağırsakları yerine yerleştirir.

Lokman'ın yanında çalışan, amacı Lokman'ın bildiklerini öğrenerek kendi iş yerini açmak olan çırak, bu ameliyattan sonra Lokman Hekim'in yanına gelir. "Efendim, zaten ben her şeyi öğrenmiştim, bir bilmediğim buydu bunu da şimdi öğrendim. Müsaadeniz olursa artık kendi hastanemi açmak istiyorum." Der. Lokman, "Sen daha öğrenemedin" der ama çırak ısrar eder. Lokman bakar ki kararlı "peki, sen bilirsin" diyerek çırağının gitmesine izin verir.

Çırak gidip kendi hastanesini açar. Aradan biraz zaman geçer. Bir gün bağırsaklarında şikayet eden biri gelir. Çırak onu ameliyata alır. Aynen Lokman Hekim'in yaptığı gibi kuru kısmı keser, başları birbirine diker. Bağırsakları yerine yerleştirmeye gelince alır eline Lokman'ınkine benzer bir sopa ve vurmaya başlar. Her vuruşta "hadi canım, hadi oğlum, hadi yavrum" gibi sözler tekrar eder. Eder etmesine ama o vurdukça bağırsaklar daha bir dağılır. Denedikçe işlerin kötüye gittiğini görür. Çareyi ustasına koşmakta bulur. Hekimi Lokman'a durumu anlatır.

Hekim Lokman gelir. Sopasını alır ve vurmaya başlar. Her darbede de şu sözleri tekrar etmektedir: "Hadi hayvan, hadi eşek oğlu eşek, hadi it oğlu it..."

Yorumlar

  1. Hekim-i Lokman Kuranda da gecer, Kendisi bir Kürd olmakla birlikde nami diger "Gilgamis"dir

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …