Ana içeriğe atla

Vejetaryen


Çok genç bir yeğenim var. Kestiğimiz tavuklarımızdan birini yerken onu da yemeğe buyur ettik. Yemem deyince ısrar ettik. Ağzındaki baklayı çıkarıp "ben evde kesilen tavukları yemiyorum" dedi. Afalladım. Ne demek istiyorsun dedim. "Ben hayvanlara acıyorum, etlerini yiyemiyorum." Kasaptan alınan etleri yiyor. Piliç de yiyor ama bizim kestiğimiz hayvanlara acıyor, etlerini yemiyor. 

Bilen bilir. Marketten alınan piliçle evde beslenen tavuğun tadı birbirine benzemez. Hiç görmemiş birine ikisinin de bir zamanlar tavuk olduğunu anlatamazsınız. Evde beslenen tavuğun pişerkenki kokusu bile birkaç pilice bedeldir. 
İşte bunlara rağmen insanın ben bunu yemiyorum demesi için önemli psikolojik sorunlarının olması lazım. Aksi halde buna mantıklı bir izahat yapmak çok zordur. Zaten mantık maşasıyla bunun neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Nasıl bir açıklık getirebilirsiniz ki bu konuya?

Bunun bir psikolojik sorun olduğunu kabul ederek yeğenimin bu tavrını görmezlikten geliyorum. Peki hayvanlara acıyıp da hiç et yemeyenlere ne demeli! Hayvanlara acıyıp onlarda faydalanmamak sindirim sistemimize acıyıp hiç bir şey yememek ile aynı derece saçma bir şey. Görevini yapan bir yaratığa, görevini yaptığı için niye acınsın ki? 

Allah onları bizim onlardan faydalanmamız için yaratmış. İnek süt verir, yavru verir, zamanı gelince de yenir. Bugüne kadar da bu durumdan şikayetçi bir ineğin varlığına rastlanmaıştır. Tavuk "hoop ben o yumurtayı senin için mi yaptım" demez hiçbir zaman. Peki onlar görevlerinin bilincindeyken, bize hizmeti bir şeref kabul ediyorken biz niye onlara acıyalım?

Hem arada bir çıkar ilişkisi var. Tavuk bana yumurta vermese, o lezzetli etini vermese ben o tavuğu ne diye beslerim? O beni besleyecek ki ben de onu besleyeyim. Ya da tam tersi. 

Bu işler böyle yürümelidir. Bunun bence başka da bir yolu yoktur. Sorgulayacak şeyler arıyorsak yaptığımız daha nice yanlışlıklar vardır. İnsanların canı bu kadar ucuzken hayvanlar için ağlayanları, alıp Irak'a, Filistin'e, Keşmir'e Patani'ye, Afganistan'a ve Çeçenistan'a götürmek gerek...

Yorumlar

  1. "Görevini yapan bir yaratığa, görevini yaptığı için niye acınsın ki?
    Allah onları bizim onlardan faydalanmamız için yaratmış."
    En büyük günahı işliyorsunuz; Allah'ın adını kullanarak insanları aldatmak...

    "İnek süt verir, yavru verir, zamanı gelince de yenir. Bugüne kadar da bu durumdan şikayetçi bir ineğin varlığına rastlanmaıştır."
    Bu yorumu yapabilmek herhangi bir hayvanın kesilirken size karşı gösterdiği tepkileri anlama probleminiz olsa gerek.
    "Peki onlar görevlerinin bilincindeyken, bize hizmeti bir şeref kabul ediyorken biz niye onlara acıyalım?"
    Herhangi bir canlının size etinin yenmesi gibi bir hizmeti sunduğu bilincini taşıyorsunuz, ne kadar çarpık.
    İlkel kabilelerde görülen, bazı insanların etlerinin yenmesi, veya adak olarak sunulması ritüellerine bağlılıkları gibi, korkunç fikirlerinizi mistifiye ederek meşrulaştırabileceğinize inanıyorsunuz.
    Yüce rabbimiz hayvanları insanların yemesi için yaratmamıştır. Hayvanlar da insanlar gibi canlılık zincirinin bir halkasıdır. Kendi ömür süreçlerinde deneyimlerini yaşarlar.
    Zincirdeki yaşam döngülerinin birinin diğerinin varlığı için yaratıldığı düşüncesi şuarya varır: "evrende insandan daha gelişmiş bir tür, insanın kendisi için yaratıldığı düşüncesi"
    Bunu kabul edebiliyor musunuz?
    Lütfen hayvanları özgür bırakın. Hayvanların sizin onları yemeniz için yaratıldığını düşünmeniz, ne büyük bir egodur böyle... Bu duygulardan vazgeçip, tüm öldürdüğünüz hayvan ruhlarından af dileyin.
    Saygı ve sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  2. Evrende insandan daha gelişmiş bir türün varlığının bir kanıtı yoktur. Ama ben şahsen bilinçsiz bir yaratığın dünyaya sadece yaşamış olmak için geldiğine inanamam. Buna inanmamı da kimse benden bekleyemez zaten. Bu dünyada Allah'ın halifesi olan insandır ve diğer hayvanlar da insanların istifadesine sunulmuş birer araçtır. Zaten öbür dünyada da hesapları görüldükten sonra toprak olacaktır.

    Ben hayvanları çok severim. Çocukken bile herhangi bir hayvana eziyet etmedim. Bu yüzden özür dileyeceğim bir hayvan yok. Kesip yediklerim için de Rabbime şükrederim. Onlar bana rabbimin lutfüdürler.

    Bu arada ilk cümleniz çok ağır olmuş. Ben burada sadece kendi düşüncelerimi söylüyorum. Yani kimseyi kandırmak gibi bir niyetim yok.

    YanıtlaSil
  3. Hayvanları da çok severim, etlerini de ^,^ Geçen sene ördeklerim vardı kocaman oldular, turşusunu mu kuracaktım? Kestik, yedik mis gibi..

    YanıtlaSil
  4. Afiyet olsun, en son ne zaman ördek eti yedim hatırlamıyorum ama tavuklar çok güzel. :))

    YanıtlaSil
  5. Yeryüzünde hareket eden hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yok ki (onlar da) sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra onlar Rablerinin huzurunda toplanacaklardır. (Enâm, 6/38.) Yaratıkların hepsi, Allahın ev halkındandırlar (ıyal ) Allahın en fazla sevdiği yaratığı, onun ev halkına en yararlı olandır. (el- Kâmil fid-Duafâ,) İnsan ile hayvan arasında canlı olmaları bakımından bir fark yoktur. Bu nedenle köpeğe acımayan, ceylâna da acımaz. Ceylâna acımayan serçeye de acımaz. Serçeye acımayan çocuğa da acımaz. Cahız.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

General Mobile Discovery Kitkat sürümüne geçtikten sonra eduroam bağlantısını kuramadım. İnternette aradım ve donanımhaber forumda konuyla ilgili bir mesaj buldum. Çok kısa yazılan mesajı burada resimli bir şekilde açıklamak istiyorum.

Öncelikle Sistem Ayarları'ndan Kablosuz'a giriyoruz. Orada altta duran +'ya basıyoruz. Bu yeni ağ oluştur demek.





Ağ SSID yazan yere "eduroam" yazıyoruz. Hemen altında Güvenlik seçeneğini 802.1xEAP diye değiştiriyoruz. Kullanıcı adı ve şifremizi giriyoruz.



Ardından Gelişmiş Seçenekleri Göster kutucuğunu işaretliyoruz. Altındaki EAP metod seçeneğini TTLS onun altındaki Faz 2 doğrulaması'nı da PAP diye değiştiriyoruz.



Hepsi bu kadar. Kaydet dedikten sonra eduroam'a rahatlıkla bağlanabilirsiniz.