Kayıtlar

Eylül, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Somut İnanç

Resim
Derler ki adamın biri bıçak taşımanın sünnet olduğunu duyar. Aklı ermez, kendi kendine ne alaka der ama yine de yanına bir bıçak alır. Bir gün nasıl olursa ayağı kayar ve boynuna bir ip dolanır. Hemen bıçağını çıkarıp ipi keser. Hayatı kurtulur.

Bu hikaye gerçek değil. Bıçak taşımanın sünnet olduğu hakkında bir kaynağım da yok. Yani taşımak sünnet midir değil midir bilmiyorum ama İslam'ın emirlerine, Peygamberimiz'in (S) yaptıklarına uymak için somut şeyler görmemize gerek olmadığını biliyorum.

Eğer bir konu hakkında Allah'ın emri varsa, yani Kur'an'da geçiyorsa veya sahih olarak Peygamberimiz'den (S) rivayet edilmişse bunda herhangi bir hikmet aramamıza gerek yoktur. Elbette hikmetini araştırmak iyidir ama ille de hikmetini bulmalıyız diye bir şey yoktur. Yani eğer gerçekten bıçak taşımak sünnetse, bunun için böyle hadiseleri beklememeliyiz. Eğer Allah ve Peygamberi demişse zaten doğrudur.

Daha iyi bir beyin için

Resim
Sakinleşmek, stresten uzak durmak, egzersiz yapmak, yeşil yapraklı ve parlak renkli sebze ve meyve yemek, şarkı ezberlemek hafızayı güçlendiriyor.

İnternet sitesi Yahoo, Sarah Jio'nun değişik uzmanlardan derlediği 'Daha iyi hafızaya sahip olmanın 10 kuralı' başlıklı araştırmasının sonuçlarını yayınladı. 

Beyin kaslarını harekete geçirerek, daha güçlü hafızaya sahip olabilmenin mümkün olduğunu ortaya koyan araştırmanın sonuçları şöyle: 


Fikir Suçu

Otogargara adlı tiyatro oyunundan güzel bir bölüm.


Otogargara, Yılmaz Erdoğan - MyVideo

Küçükler de dinlenmeli

Resim
Hep duymuşuzdur "büyüklerinin sözünü dinle" diye. Bu bir nevi kuraldır. Yaşça büyükler hep küçüklerine yol gösterirler çünkü daha çok görmüşler ve daha tecrübelidiriler.

Bir de bir atasözümüz vardır. "Akıl yaşta değil baştadır" diye. Bu atasözü büyüklerin her zaman doğru olanı bildiklerine terstir. Atasözüne göre yaşça küçük olan biri bir büyükten daha iyi bilebilir, daha doğru kararlar verebilir.

Lafı uzatmayayım zira yazar değilim, uzatınca bozuyorum. Demek istediğim bizim bu iki durumun neresinde olduğumuzdur. Zira söylerken kolay "tabi ki küçük biri de doğru diyebilir" ama iş uygulamaya gelip dayandığında, yani bizden küçük biri bize bir yol gösterdiğinde takılıp kalıyoruz.

ABD'den iyilik çıkar mı?

Resim
"Yarı aç köleler, ulusumuzun başkentini inşa ediyorlar. Böyle bir yerden nasıl bir iyilik çıkabilir ki?"
Abigail Adams  ABD'nin ikinci başkanı John Adams'ın eşi
John Adams adlı diziden, bölüm 6

Okumalıyım, öğrenmeliyim, öğretmeliyim

Resim
Ramazan, bayram, referandum derken günler çok hızlı geçmeye başladı. Bu kadar gündür bırakın yazmayı doğru düzgün bir şeyler okuyamadım bile. Ben yılın farklı günlerindeki fırsatları ve göreceli de olsa güzellikleri kovalarken zaman yanımdan bir yarış otomobili gibi geçmiş, hiç farkına varmamışım.

Şimdi gelip bana zaman deseniz, ben size paradan ve dünyadaki her şeyden kıymetli derim. Tek saniyesinin bile boş geçirilmemesine inananlardanım. Gelin görün ki iş uygulamaya gelince bunun tersini en iyi uygulayanlardanım.

Suyun tadı varmış aslında

Resim
Eskiden beri acıkmadan yemezdim. Tok karnına yemekten bir tat alınmıyor. Yemek ne kadar güzel olursa olsun gönülsüz yeniyor. Bu da doğal olarak insanın gözünde yemeğin değerini düşürüyor. Daha iyi bir şükre engel oluyor bu durumlar. Yemek hazır da olsa tok karnına yememek bence daha doğru.

Ramazan vesilesiyle yeni bir tecrübe edindim. Evet aç karnına yemek güzel ama çok acıkınca yemek daha güzel. Daha bir tat alınıyor ve kesinlikle çok daha iyi şükrediliyor.

İşin içine Ramazan girince konuyu yemekten suya uyarlamak gerekiyor. Çünkü ben resmen açlığın ne olduğunu unuttum. Aslında on beş saat civarı yemeksiz kalmak yeterinden fazla da acıktırıyor ama daha ilk on dakikadan itibaren susadığım için açlık hep susuzluğun arkasına saklanıyor. Hele hele dışarıda, güneşte biraz beklemek zorunda kaldığınız günlerde bu susuzluk çekilmez oluyor.