Ana içeriğe atla

İslam Köleliği Neden Kaldırmadı

Bilindiği gibi İslam insana çok değer vermesine, kölelikle mücadele etmesine rağmen köleliği kaldırmamıştır. Hep düşünür dururdum; cahiliyenin kötü adetlerini kaldıran İslam, neden köleliği kaldırmamıştır diye.

İnsanların eşit olduğunu söyleyen Allah, bazı önemli günahların kefaretini köle azad etmek olarak belirlemiştir. Buna rağmen o cahil toplumda başarılı devrimlere imza atan İslam, bu devrimi gerçekleştirmemiştir.
İslam'da bir hata veya eksik olmadığını biliyorum. Eğer İslam'ın yaptığı bazı şeyler bize yanlış geliyorsa bu bizim konuyu tam anlamamamızdandır.

Bunu bir kez daha gördüm: İslam Tarihi hocamız Amerikan başkanı Abraham Lincoln'ün köleliği bir fermanla kaldırmasını anlattı. Anlattığına göre köleler ilk birkaç gün sevinmişler, sokaklarda sevinç gösterilerinde bulunmuşlar ama daha sonra gidecek bir yerleri olmadığı için köle oldukları evlere ve çiftliklere geri dönmüşler. Daha sonra kölelik yavaş yavaş bitmiş.

Eğer toplumsal bir şeyler yapılacaksa bunun alt yapısının iyi hazırlanması gerekir. Toplumu ilgilendiren durumlarda duygusal davranarak "hadi bu bundan sonra böyle" denemez. Tabi ki bunu en iyi bilen, toplumu oluşturan bireylerin yaratıcısı Allah'tır. Yerlerin ve göklerin sahibi, her şeyi bildiği için her değişikliği, insanların kabullenebileceği şekilde yapmıştır. Kötülüklerin anası olan içki bile dört evrede yasaklanmıştır.

İslam'ın hiçbir emrinin geri tepmemesi onun, insanı insandan daha iyi bilen, El Alim sıfatının sahibinin dini olduğunun apaçık kanıtıdır.

Yorumlar

  1. ama ben simdiki cagda køle sahibi olursam. gumah olmayacak? cunku yasaklayan ayet yok? ve bildigim kadar kuran kesin hukum surer! mesala icki haram domuz haram.
    hirsizlik haram.






    yukarida yazdigin: Anlattığına göre köleler ilk birkaç gün sevinmişler, sokaklarda sevinç gösterilerinde bulunmuşlar ama daha sonra gidecek bir yerleri olmadığı için köle oldukları evlere ve çiftliklere geri dönmüşler. Daha sonra kölelik yavaş yavaş bitmiş...

    Bunlar køle olarak degil! isci olarak geri dønduler. ve is veren onlarin sahibi degildi! onun icin istedigi zaman istedigi yere gide bilirlerdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Orası öyle, eğer Kur'an yasaklamadıysa demek ki şu anda da köle sahibi olunabilir. Olaya biraz derinden bakarsak görürüz ki hayatta her zaman bazıları efendi bazıları köledir zaten. Boynundaki zincir eski zamanda somuttu şimdi soyut. Hiçbir fark yok. Demem o ki insanların bazıları köle tabiatlı bazıları efendi tabiatlıysa İslam bunu kaldırmaz. Bu içki ve domuz gibi değildir. Bunun üzerine sayfalar yazılabilir fakat kısa kesip şunu demem lazım; bazı insanları bir yerde özgür bırakırsın, başka yere gider başkasının kölesi olur.

      İşçi veya köle, konu hakkında araştırma yapmadım, hocamız söylemişti ki yazıda bunu belirtmişim zaten. Bu arada pek fark etmedi, hala işçiler köleden çok az şeye sahipler.

      Sil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …