Ana içeriğe atla

Sevgili Günlük

Sana sevgili dediğime bakma o kadar da sevmiyorum seni. İşime yarıyorsun ya sana böyle hitap etmek zorundayım. Bir de bilirsin bu tabiri ben bulmadım. Muhtemelen İngilizce'den bize geçmiştir.

Bu aralar hayat hareketli geçiyor. Sınavlar, çalışmalar, Facebook, Twitter... Sana pek vakit ayıramadım ama sadece benim de suçum değil, sen de suçlusun. Günlerdir uğraşıyorum bir türlü düzeltemedim seni. Hadi neyse madem düzelmiyorsun o zaman alan adımı blogger'a yönlendireyim dedim onu da kabul etmedin. Aha ben de pes ettim. Bundan sonra buraya, böyle yazacağım inşallah.

Hayat mı? İyi gidiyor be günlük. İşte öyle takılıyoruz. Gerçi sınav gerginlikleri yüzünden pek kitap okuyamıyorum ama çok şükür bitiyor. Allah izin verirse okumaya devam edeceğim.

Bu arada uzun süredir sen bozuksun diye severek okuduğum bazı bloglara da hiç uğramaz oldum. En çok da Kamil Abi'nin yazılarını okumayı özledim biliyor musun?

Haydi bakalım günlük efendi. Bakalım bu yaz neler olacak. Allah akıl, fikir, çalışma azmi ve okuma hevesi versin.

Yorumlar

  1. diğer domaine ulaşamayınca merak etmiştim :) diger sitedeki oluşan hata nedir? database/veritabanı yedeği varmıydı?
    yönlendirmeyi panelden yaptığınızda olmuyor mu?
    yardımcı olabileceğim bir durum ise düzeltmeye çalışırım. mahsuru yoksa domain bilgilerini gönderebilirsen (panel kullanıcı-sifre/veritabanı-kullacı-sifre) kontrol edebilirim.

    çıkaramamıs olabilirsin, karabey ben, mustafakaraoglu.com'dan bilgileri gönderecek olursan özel mail adresimi biliyorsun

    Allah a emanet ol, sevgiler & saygılar

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim. En iyisi e-posta atayım.

    YanıtlaSil
  3. tamam kardesim, e-posta'nı bekliyorum ;)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.