Ana içeriğe atla

Batarken Elinizden Tutacak Bir Arkadaşınız Olsun

Sanırım her insan, hayatının bir zamanında çok sıkıntılı anlar yaşar. Bazen insan öyle olur ki ölüm onun en çok arzuladığı şey olur. Bazen de içinden çıkılmaz işlere girer ve gözlerini çevreye dikerek, kendini kurtaracak bir şeyler arar.

Ben de kimilerine göre basit, kimileri için işten bile sayılmayacak bir bataklığa düşmüştüm hayatımın bir zamanında. Ne yapacağım, ne edeceğim, nasıl kurtulacağım derken dizlerime kadar battığımı hissettim. Kurtaracak bir el aramıyordum, zira kurtulmak isteyip istemediğimi bilmiyordum. Her ne kadar batıyor olsam da bataklığın verdiği serinlik beni cezbediyordu.

Çamur dizleri aşınca aslında hareket edemediğimi anladım. İşte o zaman boğulmadan önce kurtulmam gerektiğini anladım.

Kurtarıcı arama zamanı gelince hiç düşünmedim. Her gün Fatiha'da defalarca tekrarladığım sözün farkındaydım. Yine O'na gidecektim ve yine o bana yardım edecekti. Zaten o yardım etmezse beni kurtarmak kimin haddineydi.

Sakince bir akşam namazı kılarken bacaklarımı esir almış bataklığın tesirini iyice hissettim. Kendime acıdım. Namazdan sonra sırt üstü uzandım. Işığın gözlerimi acıttığını görünce yüzümü bir havluyla örttüm. İşte o zaman bana şah damarımdan yakın olanla yaratıcımla baş başa kalmıştım. Vücudumun tüm hücreleriyle şanı yüce Allah'tan beni bu bataklıktan kurtarmasını diledim. Bugüne kadar bir kere bile beni boş çevirmeyen sahibimin bu kez de beni kurtaracağından emindim.

Daha duam bitmeden e-postayı bildiren ses geldi. En yakın arkadaşım sohbet etme isteği göndermişti. Ona durumu açtım. Bana moral verdi ve bana yol göstermeye çalıştı. "Herkesi memnun edemezsin" derken aslında ne kadar önemli bir şey söylediğinin farkında değildi. Onun yönlendirmeleri ve Rabbimin yardımıyla bataklıktan çıktım.

Bugün itibariyle artık bataklıktan tamamen kurtulduğumu fark ettim. Uzun süredir terk etmiş olduğum bazı alışkanlıklarıma geri dönmem bana bunun kesin olduğunu bildiriyordu. Gerçi üzerimde hala çamur izleri vardı ama artık bacaklarım serbestti, istediğim yöne gidebilirdim.

Durumu kavrayınca öncelikle, beni hiçbir zaman yalnız bırakmayan, bana bu güzel arkadaşı veren Rabbime şükretmek için, sonra da bu harika arkadaşa teşekkür etmek için bu satırları yazmak istedim.

Yerlerin ve göklerin sahibi olan Allah, bizleri yanlışlıklardan emin kılsın. Bizi doğru yola tabi olanlardan eylesin, bataklıklarla dolu olan yollardan uzak etsin.

Yorumlar

  1. "Kişinin,lüzumsuz şeyleri terk etmesi,müslümanlığının güzelliğindendir."
    Hasis-i Şerif:

    sevindim şükür kurtarana.hayırlı cumalar kardeşim.

    YanıtlaSil
  2. Hayırlı Cumalar.

    YanıtlaSil
  3. Hayırlı Cumalar kardeşim, çok güzel ifade etmişsin, Allah cümlemize hayırlı arkadaşlar nasip etsin,

    YanıtlaSil
  4. yalnız olduğunu sandığın anda O nun varlığını hissetmek.

    YanıtlaSil
  5. Ne zaman ki insanlardan bir beklentim olsa, hiçbirine kavuşamadım. Fakat nezaman Allah'ımdan bir şey istesem hepsine sahip oldum. Artık insanlardan bir beklentim yok. Nasıl olsa Allahü Teala bir şey lütfedecekse bana, bir insanı vesile kılacaktır.

    YanıtlaSil
  6. Hala bataklıkların içinde olan ama kendisini sarayda zanneden o kadar insan var ki, İnşallah onlar da bir gün kendi bataklıklarından kurtulurlar senin gibi. Çok hoş bir yazı okudum. Tebrik ediyorum kardeşim.

    YanıtlaSil
  7. Çok teşekkür ederim abi.

    YanıtlaSil
  8. Amin. Kaygan bir zeminde yaşıyoruz zaman itibarıyla. Allah cümlemize hayırlı arkadaşlar versin.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.