Kitap Hayattır (Mim)

Blog yazmak çok kolay iştir. Eğer size sürekli güzel yazdığınızı söyleyip, sizi baskı altına alan birileri yoksa daha da güzel olur. Rahat rahat, içinizden geldiği gibi yazarsınız. Bir zaman sonra yalnızlığınıza arkadaş bile olabilir. Hele hele birkaç güzel blog arkadaşınız da oldu mu, daldan kestim kereste.

Mimler blog yazanların tuzu biberi olsa da aslında korkusudur. Hemen hemen her zaman aklına geleni, bir baskı, istek falan olmadan yazan blog yazanlar, mimle muhatap olunca mim sorusunun sınırları içinde bir bağla bağlanırlar. Artık yazmak zorundadırlar. Kimisi bu soruya içinden geldiği gibi cevap verip geçer; kimisi farklı yazmak için kendini yer bitirir. (Eviniz yanarsa mimi için iki gün düşünenleri gördüm)

Şahsen bir mim sorusuna, sadece cevap vermek için yazacaksam, mimi yazmamayı tercih ederim. Sonuçta kim ne yapsın benim yangında ilk neyi kurtaracağıma. Bana göre amaç, mimi nasıl eğip büküp okuyucuya lam diye yedireceğimdir.

Mim soruları genelde hayattan tek bir şey olduklarından ve (bunu tekrar söylemeyeceğim) daha bir mim sorusunu cevap verdiğimi hatırlamıyorum. Yani yazıyorum ama soruyu cevapsız bırakmak zorunda kalıyorum. Aslında "ne önemi var, yaz bir şeyler gitsin" denilebilir ama ben bu konularda gıcıklıkta üstüme tanımadığımdan kesinlikle "yaz gitsin"e gelemem.

Bu sefer beni bu şerefe Yolcu layık görmüş. Sorumuz da hayatının kitabı nedir? Konu kitap olunca iş tam benlik dedim ama yanılmışım. Çünkü üç kitap okumuş biri değilim ki üçünden birini seçeyim. Hoş, iki de olsa birini seçmezdim. Baktım olacak gibi değil en iyisi uyuyayım, rüyamda bir cevap göreyim dedim. Baktım uykum yok, o zaman önce rüya göreyim sonra uyurum dedim. Baktım uyanık rüya da görülmüyor, o zaman rüyamı yazayım sonra uyurum dedim.

Rüyamda 2453 yılına gittiğimi gördüm. Hava gayet güzeldi. Ağaçlar daha çoktu ve arabalar hala tekerlekler üzerinde yürüyordu. İnsanlar da öyle tek tip değil, bildiğimiz elbiseleri giyiyorlardı. Örtülü bayanların sayısında da artış vardı.

Bir araba durdu. İçinde siyah gözlüklü iki kişi indi. Beni alıp bir yere götürdüler. "Neler oluyor" dedim, "bizi Yolcu gönderdi, mimi sana zorla cevaplatacağız" dediler. Beni bir makineye koyup kafama bir sürü kablo bağladılar. Uykuya daldım.

Kendimi geniş bir yerde buldum. Biri beni karşıladı. "Hoş geldiniz, burası sizin hafızanız" dedi. "Sen modern ak sakallı dede misin dedim" cevap vermedi. "Buyurun, okuduğunuz tüm kitaplar bu odada" diyerek beni büyükçe bir odaya götürdü. Odanın tamamı raflarla doluydu ama sadece küçük bir köşesinde kitaplar vardı. Ben o zamana kadar çok kitap okuduğumu sanıyordum.

Nasıl olsa rüyadayım diye tüm kitapları yere serdim. Aralarında dolaştım, dolaştım, dolaştım. İki kişi arasında karar veremediğimden hiçbir arkadaşını mimleyemeyen ben, bu kadar kitap arasından nasıl birini seçecektim. Diğer kitaplar bana darılmaz mıydı? Kendini Bilmek desem,  Dine Karşı Din "benim neyim eksik" demez miydi? Sefiller desem, Suç ve Ceza "beni bir günde okumadın mı, ne diye onu bana tercih ettin" demez miydi? Ahmet Günbay Yıldız, Emine Şenlikoğlu, gibi yazarlar "o kadar kitabımızı okudun, hiç mi seni etkileyemedik" demezler miydi? Halide Edip oradan bakarken, Elif Şafak da umutlanamaz mıydı?

Yapacak bir şey yoktu, eğer birini seçmeden bu odadan çıksaydım Yolcu'nun siyah gözlüklü adamlarının ne yapacağını bilmiyordum. Aklıma güzel bir fikir geldi. Tüm kitapları topladım üst üste koydum. Yapıştırıcıyla birleştirip tek kitap gibi yaptım. Üstüne koca harflerle KİTAP yazdım. Başım dik, göğsüm kabarık, ağır çekimde odadan çıkabilirdim artık.

Yorumlar

  1. En iyisini yapmışsın,hiç bir kitabın hatırı kalmamış.Nasıl bulduğumu merak ediyorsan yazını,ne desem bilemedim şimdi.Güzel yazıyorsun deyip seni baskı altına almak da var işin ucunda :)
    En iyisi yazını nasıl bulduğumu kendime saklayayım.Bakalım ben ne yazacağım?Sen görevi tamamladın,sıra bizde..

    YanıtlaSil
  2. Aslında birinin güzel yazıyorsun demesi insanın hoşuna gidiyor ama ondan sonraki yazılarda "ya güzel olmazsa, ya okuyanlar beğenmezse" tarzında düşüncelere yol açma olasılığı var.

    Beğenmenize sevindim.

    YanıtlaSil
  3. Kendimi birden Morpheus gibi hissettim.

    Bu arada fotoğrafta yazıya çok uygun düşmüş.

    YanıtlaSil
  4. Yolcu, Morpheus olan benim. :))

    YanıtlaSil
  5. Ben seni Neo zannetmiştim. Götürülen kişi o değil miydi? :)

    YanıtlaSil
  6. Kafasına kablo bağlanan Morpheus'tu. Hani o gözlüklü biri vardı ya adını hatırlamıyorum. Hani ilk filmde iki de adamı vardı. O kaçırmıştı Morpheus'u. Neo da gelip onu kurtardı. :)

    YanıtlaSil
  7. Hımm. Ben öyle düşünmemiştim. Hani Neo'yu götürüp sonra beynine bir şeyler yüklüyorlardı. O kısmını düşünmüştüm. İlk başta kaçıran ajanlar aklıma gelmedi.

    YanıtlaSil
  8. + yolcu'nun bloguna giremedim korumalı blog yazdı,anında bir ters U dönüşü yapıp buraya geri geldim,bende burdan yazayım istedim belki okur ümidiyle :)+ birde wordpressimle giriş yapıp gitmeyi denedim oda olmadı niyeyse,içinde çok çok gizli bilgilermi var acaba korumalı blog olmuş :( çok ilginç....bende gelmesini istemediğim kişilere şöyle bir karşılamamı yapsam acep "bu blog gelibolu17 nin kararıyla size kapatılmıştır" nihahhaa,,,teşekkür ediyorum yorum penceresi bana bu fırsatı verdiğin için :)sevgiyle kal selamlar olsun...ne demiş Halil Rıfat Paşa "gidemediğin yer senin değildir" bizde gidebildiğimiz yerleri bizim sayıp bildiğimiz gibi içimizi dökeriz :)

    YanıtlaSil
  9. Gelibolu17// Hemen sinirlenmişsiniz yine bakıyorum. Yolcu o blogu kapattı. Siz buralarda olmadığınız için duymadınız. Benim izlenenler listemde Renklerle Yolculuk olarak geçiyor. Oradan tıklarsanız yeni bloguna ulaşabilirsiniz.

    YanıtlaSil
  10. Sinirlenmişsiniz derken şaka yapmıştım. Gülmeyi unuttum :))

    YanıtlaSil
  11. Hımmm şimdi burda olmayıpta blogun kapandığını duymadım diye yine kabahatli ben oldum demekki :)o zaman kardeşim sende kapalı blogun linkini niye veriyon blogunda hadi bi hata ettin verdin o zaman yanlışıın neresinden dönersem kardır deyip (a şapkalı olacak) niye yazıya not düşmüyon beni böyle uğraştırıyon :) hadi uğraştırdığın yetmedi,ihyaca niye yoruma sıra bende bakalım ben ne yazacağım yazıyo :) ihyaca bile mimlenmiş anladığım kadarıyla :) ayrıca yolcu arkadaş niye milleti mimleyip blogunu kapatıyo :)sen bütün bu sorulara cevap verebilecekmisin,yoksa sinirleneyimmi :) bak kollarımı kavuşturdum,oturduğum yerde bacak bacak üstüne attım,tek ayağımı sallıyorum,çok sinirliyim,kafamda bir sürü komplo teorisi kurarım sana karşı,bide bana diyosunki yeni bloguna git yolcunun renklere yolculuk orayada gittim al nolcak,orda bolcana üstünde by yolcu yazan resim var :)öfff çok yoruldum gidip çay demliyim be en iyisi,sende 38 derece sıcakta piş emi :) bunu bana yapmıycaktın,hep bunlar o yazının sonuna gülücük koymadın diye oldu biliyomusun,işte ondan sinirlendim ben :) :) :)

    YanıtlaSil
  12. Bir kere ben o linki verirken o blog çalışıyordu. Yolcu bizi mimledikten sonra blogunu kapatmış. Zaten siz yazmadan önce benim haberim yoktu.

    Evet İhyaca da mimlenmiş ama daha yazmadı.

    Bu arada siz de bunu yapmayacaktınız. Bana çay demeyin. Çay denince çay içmem gerekiyor. :))) Şaka bir yana ben de daha çay içmedim gidip kendime bir çay demleyeyim. Afiyet olsun.

    YanıtlaSil
  13. Bir mim yazısı yazmış olmamla bloğumu kapatma özgürlüğümün bir alakası olamaz. Bu benim tercihimdir.

    YanıtlaSil
  14. Bize de tercihlere saygı duymak düşer.

    YanıtlaSil
  15. Bloğunuzu keşfetmiş olmaktan mutluyum. Farklı bir bakış açısı mimlere bu dille cevap vermek. Sıradanlık yok burada. Üstelik çok akıcı. Tebrik ediyorum.

    YanıtlaSil
  16. Ben de yorumlarınızı görmekten mutlu oldum. O sizin güzel bakışınız, teşekkür ederim.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeşil Göz Kırmızı Tokat

Grub Kurtarma

Üzüntü Giderme Aracı

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

Çay mı Şerbet mi

Bakış Açısı

Öğretme(n)