Ana içeriğe atla

Mavi Duman Çıkaran Beyaz Çubuk

Hani mavi bir duman çıkaran beyaz bir çubuk vardır bilir misiniz? Can düşmanlarımızdan biridir. Çoğumuzun cebinden çıkmayan, bizi öldürmekle kalmayıp her yönden çökerten sinsi ama bir o kadar da tatlı görünümlü bir düşmandır.

Bazılarımız ondan uzak durur. Kimimiz ondan nefret eder ama bu kurtuluş değildir. Eğer bir mağarada tek başına yaşayan bir münzevi değilsek muhakkak gelip bizi bulacaktır bu beyaz çubuk.. Muhakkak o zehirinden bize da tattıracaktır.

Bu mavi duman şeytanla işbirliği yapmışçasına, kendisinden uzak duranlara daha çok saldırır. Hani olur ya bazen beyaz çubuk tüttüren medeni insan yanınızdan geçer, çubuktan çıkan mavi duman, fizik kurallarına meydan okurcasına bir yılan gibi, inceliğini kaybetmeden gelip burnunuza girer. Hani o an beyaz çubuk kendine de, kendini tüttürene de, kendini icad edene de derinden bir beddua okutur ya. İşte o an ne kadar büyük yanlışlarda olduğunu insanlara anlatma zamanıdır.

Öyle sanıyorum ki beyaz çubuğun dili olsa şöyle derdi: Bakın ben size birçok yönden zarar veriyorum. Bir kere sağlığınızla oynuyorum. Sonra maddiyatınızı yakmanızı sağlıyorum ama ben bunların hiçbirini önemsemiyorum. Sadece şunu düşünmenizi istiyorum: O kötü kokuyu insanlara koklatırken rahat mısınız?

Siz medeni insanlar... Çevrenizdeki insanlar sizden rahatsız olmasınlar diye günde iki kere duş alanlar. Bilmem kaç kez dişlerini fırçalayanlar. Çeşit çeşit sakızlar çiğneyenler. Parfümlerle ozonu delenler. Kendinize ve çevrenize bu kötülüğü niye yapıyorsunuz?

Birçok alışkanlığınızı bırakmanıza rağmen bana neden bu kadar sadıksınız? Benden neden vazgeçemiyorsunuz; yoksa vazgeçmek mi istemiyorsunuz? Beni bırakmaya çalıştığınızı iddia ediyorsunuz ama sizi çok seven insanları bile terk edebilirken bana er ya da geç geri dönüyorsunuz.

Siz insanlar benim oyuncağımsınız ama farkında değilsiniz. Beni yaktığınızı sanıyorsunuz. Hatta "Eğer haramsa onu yakıyoruz, yok helalse içiyoruz" gibi şakalar yapıyorsunuz. Fakat çok uzun zamandan beri kendi ellerinizle beni üretip, benimle kendinizi yakıyorsunuz.

Aynen böyle devam edin. Siz benimle olduğunuz müddetçe ben sizi bırakmayacağım. Her dertli olduğunuz anda size eşlik edeceğim. Yeter ki siz, benim için kendinizi yakmaya devam edin.

Yorumlar

  1. Yusuf yazın yine çok güzel.Yazmayı sakın bırakma,gerçekten yeteneklisin.Bu yazıyı okuyup da etkilenmemek imkansız olsa gerek.Okuyanlar bırakamayabilirler,bunu isteseler de yapamıyabilirler belki ama bu yazı hakkında düşüneceklerdir.Yorum bırakmadan gitmeyeyim dedim,kalemine sağlık :)

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim. İyi tatiller.

    YanıtlaSil
  3. Sigaranın zararlarından bahseden bir yazının altına; "-Sigaranın hep zararlarından bahsediliyor. Halbuki sigara haramdır ve insan her sigara içişinde Allah'a isyan etmektedir", diye bir yorum yazmıştım da; adsızın biri "- Sigara zararlı ama senin yorumun daha zararlı" yazmıştı. Ben de ne haliniz varsa görün o zaman dedim içimden.

    YanıtlaSil
  4. Haram olduğunu herkes kabul etmiyor. Ayrıca büyük günahlardan olmadığı için çok da etki etmiyor. Kaç kere söyledik kimsenin taktığı yok. Allah ıslah etsin.

    O adsıza gelince. Adını yazmaktan korkan bir insanın ne dediğini önemsememek lazım bence.

    YanıtlaSil
  5. Tam dört ay oldu Yusuf. O beyaz çubuktan vazgeçeli. Uzun zamanlar kullandım. Ne zaman ki esir olmaya başladığımı fark ettim . İşte o an vazgeçtim. Tek beni motive eden özgürlüğümü elimden aldığı ve nereye gidersem gideyim onuda yanımda götürmek zorunda oluşum bıktırdı beni... Ama yine de unutulamıyor bir çırpıda.. İçipte bırakmayı istemeyen yok ama bırakıpta hasret çekmeyen de yoktur.. İşte böyle iğrenç bir esaret...
    Sevglerle...

    YanıtlaSil
  6. Ne mutlu sana, gerçi söylediklerinden çok hasret çektiğin anlaşılıyor ama inşallah bir daha dönmezsin ona.

    Allah her türlü esaretten korusun abi. Çok şükür sen fikir esaretinde olmayan bir insansın. Rahat düşünüyor, sistemin sana dayattıklarına eyvallah demiyor ve bildiklerini anlatıyorsun. İnşallah seni en küçük şekilde esir alacak hiçbir şeye izin vermezsin.

    Saygılar abi.

    YanıtlaSil
  7. Sağol kardeşim. Çok güzel tanımlamışsın beni..
    Teşekkür ederim...

    YanıtlaSil
  8. Sen de sağ ol abi. Ben teşekkür ederim değerli yorumların için.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …