Ana içeriğe atla

Seni Tehdit Ettim

Bu sabah seni tehdit ettim biliyor musun? Uykum yoktu. Yorgun değildim. Vücudum uykuya açtı ama sen uyumama izin vermiyordun. Kafamın içinden çıkman gerekiyordu ama buna bir yol bulamıyordum.

Seni tehdit ettim biliyor musun? Ya çık git aklımdan ya da uykusuzluktan ölene kadar kitap okuyacağım dedim. Fakat senin bundan haberin yoktu. Mışıl mışıl uyuyordun. Kim bilir rüyanda hangi şehrin parkında gondola biniyordun.

Seni tehdit ettim biliyor musun? Fakat bu senin umurunda değildi. Çünkü yerin sağlamdı. Tuttuğun makamdan seni sökebilmem için makamı da söküp atmam gerektiğini biliyordun. Sen bana gülüyordun; beni aklından çıkaramazsın, uğraşma yoksa aklını da yanımda götürürüm diyordun.

Seni tehdit ettim ama sen bundan korkmuyordun. Çünkü sen ölmüyordun. İçimde yaşıyor ve benim tüm enerjimi sömürüyordun. Kendini öldürsen bile ben senden sonra ölürüm diyordun. Çünkü önce beyin, sonra kalp ölür diyordun.

Sabahı etmiş, uyumak için sayacak yıldız bile bulamıyorken sen tatlı uykundan bana gülüyordun. İşte sen bu kadarcıksın. Kendine çok güvenme diyordun.

Seni tehdit ettim ama bu tehditten senden çok ben korkuyordum. Çünkü sen uyurken ben ölüyordum...



İlk defa deniyorum böyle bir şeyi çok kötü olmamış değil mi? 

Yorumlar

  1. Harika olmuş,biraz şiir tarzı verseydin bence daha hoş olacaktı,aslında başka bir seferde kelimelerin diziliş şeklini değiştirip şiir olarakta sunabilirsin bize bu yazı,ben sevdim,yürek sesini o kadar sade dile getirmişsinki :)Teşekkürler.

    "Çünkü önce beyin, sonra kalp ölür diyordun."

    Bir arkadaşın şu sözü çok hoşuma gitmişti,kulakları çınlasın...

    "kalacak yerin yokmu senin hep aklımdasın"

    senin yazınada uydu bu söz :)

    YanıtlaSil
  2. "Vücudum uykuya açtı ama sen izin uyumama vermiyordun."


    "Vücudum uykuya açtı ama sen uyumama izin vermiyordun." olmalı sanırım. :)

    YanıtlaSil
  3. Gelibolu\\ teşekkür ederim. Ben şiir sevmiyorum. Hiç aram yok. Aslında bu da tarzım değil ama adı üstünde deneme işte. Deniyorum bakalım ne olacak :)

    Yolcu\\ ben o cümleyle oynamıştım biraz. Kafamda başka bir şey vardı bir türlü yapamadım. Geri dönünce öyle kaldı. Düzelteyim. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  4. Farklı bir tarz olmuş,kalemine sağlık :)

    YanıtlaSil
  5. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …