Ana içeriğe atla

Sevmeyi de Beceremiyoruz

Kimi zaman Facebook'ta bazı arkadaşların, Allah sevgisinden başka sevgilerin içimize girmemesi yönünde paylaşımlar yaptığını görüyorum. Kimisi de "Yarabbi bize ilahi aşkı ver" diyor. Gerçi ikisi farklı konular ama ben ikisine de itiraz ediyorum.

Allah'tan başka bir şey sevmememiz gerekir diyenlere iki yönlü cevap verilebilir. Birincisi zaten her şey Allah'ındır. Allah'ın eserlerini sevmek de bu mantığa göre yanlış olmasa gerek. Sonuçta Allah hakkında hiçbir şey bilmediğimiz için "Ben Allah'ı seviyorum" derken aslında neyi sevdiğimizi de bilmemiş olacağız.

İkincisi de Allah'ın yarattığı düzende sevgi çok önemli bir yapı taşıdır. İstesek de çıkaramayız ama sevgiyi hayatımızdan çıkarınca aslında yaşamak için bir amacımızın kalmadığını göreceğiz. Tamam İ'layi Kelimetullah için yaşanır, bu bir amaçtır ama bunu neyle, kiminle yapacağız. Düşünsenize sevgi yok. Yani bırakın eşi dostu, kendimizi bile sevmediğimiz bir dünyada, yapayalnız ne yapacağız. Birleştirici unsurumuzu aramızdan kaldırarak nasıl yol alacağız. Bırakın dostluğu, bir işçinin işini sevmemesi durumunda neler olabileceğini düşünmek bile bize sevginin öneminin kanıtı için yeter.

Bir de aşk konusu var ki hiç sormayın gitsin. Aşk konusunda hiçbir fikirlerinin olmadığına inandığım bazı kişilerin "Yarabbi bizi dünyevi aşklardan koru, bize ilahi aşkı nasip et" diye dua etmelerini anlayamıyorum. Bunların, muhtemelen bir zaman karşı cinsten birine ilgi duyup daha sonra üzüldüklerini varsayarak karşı cinse duyulan sevgiye nefretle baktıklarını düşünüyorum. Bu nedenle de ilahi aşkı istediklerini sanıyorlar.

Onlara sormak isterim, küçük bir ilgi duymada intiharı aklınıza getirirken, Allah'a aşık olunca ne yapacaksınız. Bugün aşktan, ya da aşk sandığınız şeyden nefret etmeniz, sevdiğinizden ayrılmanız değil mi? Diyelim ki Allah'a aşık oldunuz ve kavuşamıyorsunuz ne yaparsınız. Bu küçücük sevgilerin sizi koyduğu duruma göre Allah aşkının ağırlığını nasıl kaldırmayı düşünüyorsunuz.

İlgi duyduğunuz insanda olan özelliklerin hepsinin mükemmelinin Allah'ta olduğunu, hatta bunları Allah'ın yarattığının farkında değil misiniz? Karşı cinsinizden soğutacak eksiklerden Allah'ın münezzeh olduğunu düşündüğünüzde bu aşkın gittikçe büyüyeceğini idrak etmiyor musunuz? Peki hangi kuvvetle bu aşkın altından kalkabileceğinizi düşünüyorsunuz?

Kimi zaman "gönül aka da konar ........" hesabı, kötü bir insana karşı bile ilgi duyduğunuzda, yerinizde duramadığınızı, onsuz bir dakika geçirmek istemediğinizi, kavga ettiğinizde Tolga Çevik'in bile sizi güldüremediğini unuttunuz mu? Ayrılık dediğiniz evcilik oyununuzdan çıktığınızda, yemeden içmeden kesildiğinizi, hayallerle karışık anca bir iki saat uyuduğunuzu, kendiniz dahil her şeyden nefret ettiğinizi hatta intiharı bile düşündüğünüzü unuttunuz mu?

O zaman gelin kendimizi kandırmayalım. Yarabbi bizi doğru kişilerle dost yap, bizi güzelce, senin rızan için birbirini sevenlerden eyle diyelim. Belki o zaman seven, sevilen bir insan oluruz da birilerine bir faydamız dokunur.

Yorumlar

  1. İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız, manasında bir hadisi şerif vardı sanırım. Demek ki bazı sevgiler gerekli. Hatta bu hadisi şerife göre zaruri denebilir öyle değil mi? Yalnız buna o kadar dikkat edildiğini sanmıyorum. Tamam insanlar elhamdülillah müslümanım diyor ama birbirini sevmek nerde? Herkes birbirinin kuyusunu kazmakla meşgul.

    YanıtlaSil
  2. Aslında hala birbirlerini sevenler var. Fakat o kadar az ki yok desek de çok sorun olmaz.

    YanıtlaSil
  3. Yolcu ablam o hadisle tüm olayi özetlemis, Allah razi olsun. Bende Yunus Emre'den bir alinti yapayim ;
    "Yaradilani sev, Yaradandan ötürü."
    Daha ne olsun aabi.

    YanıtlaSil
  4. Dahası Allah cümlemizden razı olsun. :)

    YanıtlaSil
  5. Selamlar. Çok güzel bir resim seçmişsin. Yazı da güzel tabi.

    YanıtlaSil
  6. Aleyküm selam abi. Saygılarımı sunarım ve çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …