Ana içeriğe atla

Yusufçuklar Ötmüyormuş

Geçen pikniğe gittiğimizde bir arkadaşın profesyonel fotoğraf makinesi olduğunu gördüm. Eğer hevesim kaçmasa ben de bir tane alırdım deyince bana gerek olmadığını, eğer istersem dijital makinemle de çok güzel resimler çekebileceğimi söyledi. İkna etmek için de alıp bir iki yusufçuk resmi çekti. Eve gelip baktığımda benim makinemle çekildiğine inanamadım.

Bu hafta tekrar pikniğe gittik. Ben de birkaç tane resim çektim ama demek ki daha birkaç yüz fırın ekmek yemem gerekiyormuş. Şimdi o resimleri paylaşayım.

Bu arada, arada sırada pikniğe gitmek çok iyi geliyor. Su, güneş, ızgara ve bol karınca böcek... İnsan çok rahatlıyor. Allah ihtiyacı olan herkese kısmet etsin.





En üstteki resim suya girdiğimiz yer. Diğer üç resmi dediğim arkadaş çekti. Büyütüp bakarsanız sıradan bir Kodak makineyle, herkesin çekemeyeceği görüntüler olduğunu anlarsınız.









Bunlar da benim bu hafta çektiklerim. Aslında bir sürü yusufçuk ve kelebek çektim ama bir şeye benzemediklerini görünce buraya eklemedim. Buradaki tek yusufçuğu da ben çekmedim :)

Yorumlar

  1. Hımmm burdaki tek yusuf sen değilsin bugün demekki :)

    Manzara güzel,mekan harika,insanın ruhunu dinlendirebileceği bir yer...
    Ben ne zaman böyle güzel ve net resimler çekeceğim acaba :)

    Gelibolu17

    Bu arada yorumları adsız olarak bırakıp altına gelibolu17 yazmak çok ağırıma gidiyor :) çünkü senin yorum stilin gibi olan bloglarda İE den gelince aynı sorunu yaşıyorum,benim tavsiyem yorum ayarlarından pop up pencereyi seçersen sorun kalmaz,tabi sende diyebilirsin,sende başka yerden gel diye,zor geliyo valla :)

    YanıtlaSil
  2. Demek ki bu hafta herkes gezmiş arkadaş olmaz ki böyle! haftaya da ben birkaç gün gezmeye gideceğim olmuyor böyle. :):) Resimler güzeldi. Birkaç tanesini belki ileride kullanırım diye kaydettim. Belli olmaz bakarsın "yusufçuk" hakkında bir yazı da yazabilirim. :) Yusuf bu arda o şelalenin başındaki sen misin?

    YanıtlaSil
  3. Gelibolu17, böyle daha rahat diye ben tercih ediyorum. Bence sen Firefox kullan. Böylece bir taşta iki kuş vurulmuş olacak. :)

    Kamil Abi, şelalenin başındaki ben değilim. Biraz yüzme biliyorum ama derin yerlere girmekten çekiniyorum. Kenarlarda yüzerim ben :)

    YanıtlaSil
  4. Eşimde öyle diyor,sen firefox kullan diyor ama ben hala İE de ısrarlıyım :)Ordan gelince sorun olmadığını ben biliyorum ama işte var bana anlat :)Neyse,bakcez bakalım,İE mi yaman,mozzillamı,yoksa benmi :)))

    Gelibolu17

    YanıtlaSil
  5. Burası neresi peki?

    Çiçek fotoğrafları çekmeyi seviyorum ben de ama böceklerin fazla olmadığı bir yer olmalı. :)

    YanıtlaSil
  6. Mardin'e yakın bir yer. Reşan adlı bir köyün yakını. Bu yüzden buraya Çeme Reş diyorlar. Türkçesi siyah nehir.

    Yeşillik ve ağaç bol ama pek çiçek yok. Böcek çok fazlaydı, hem uçan hem yürüyen. Bir türlü uyutmadılar. :)

    YanıtlaSil
  7. piknik dedinmi çiçek olacak:)

    YanıtlaSil
  8. Eğer mesele çiçekse evde de piknik yapabiliriz :) Maşallah her taraf çiçek dolu.

    YanıtlaSil
  9. Gelibolu17 yorumunu görmemişim kusura bakma, neden ie'de ısrar ediyorsun, bir sebebi var mı yoksa alışkanlık mı?

    YanıtlaSil
  10. Kurban olam o yaratigin renklerinee.. Ve asil onu Yaradana kurban olam :)

    YanıtlaSil
  11. Yusuf bu 3. yorum denemem,inşallah başarısız olmaz.yazı ve özellikle de resimler çok güzeldi.Teşekkürler bizlerle paylaştığın için :)

    YanıtlaSil
  12. Rica ederim.

    Bu sefer olmuş :)

    YanıtlaSil
  13. GELİBOLU17 DERKİ :
    Tamamen alışkanlık,yoksa İe yi seviyom ama aşık değilim yani :)
    Yani yorumlarım öyle adsız çıkınca farkedilmiyor tabikide,ama ben onada çözüm buldum,yazının en başına kocaman harflerle nal gibi adımı yazdımıydı,herkes görecek :)

    DİPNOT:
    sen pikniğe uyumayamı gittin,sorması ayıp :)

    YanıtlaSil
  14. Gece uyuyamayınca orada biraz uyurum belki dedim ama hiç uyuyamadım. Piknik bu, yiyilir, içilir, yüzülür, oynanır, gezilir. Ben de hepsini yaptım, bir tek uyuyamadım. :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.