Ana içeriğe atla

Anlamadan Tv İzlemek


Dün akşam en son El Kevser kanalını seyrettim. Televizyonu kapattım. Sabah kalkıp okula gittim. Annem televizyonu açmış. Kanal değiştirmeyi bilmediği için mecburi El Kevser'i izlemiş.
Anlatıyor: İki çarşaflı kadın çıktı konuştular, konuştular, konuştular; onlar gitti başka bir kadın çıktı çiçeklerden bahsediyordu galiba, o da konuştu, konuştu, konuştu, ardından iki adam çıktı onlar da konuştular, konuştular, konuştular...
Eee dedim, bir şey anlamadan nasıl seyrettin bu kadar? Bazı kelimeleri anlıyordum dedi. Arapça'nın nesini anladın diye sordum, ara sıra salavat getiriyorlardı dedi.

Burada komik olan annemin anlamadığı dilde televizyon seyretmesi değil çünkü annem bunu yıllardır yapıyor. Tek kelime Türkçe bilmeden yıllardır televizyon seyrediyor zaten. Asıl mevzu, hemen hemen her zaman karşılıklı iki kişinin konuştuğu, arapça bir kanalı seyretmiş olması.

Yorumlar

  1. SA, siz bu kadar guzel bir Turkce ile yazarken anneniz "tek kelime Turkce bilmiyor". Boyle bir sey nasil mumkun olabilir, inana miyorum.onun Turkce ogrenmeye hic mi imkani olmadi? Hic ihtiyaci olmadi mi? Ilkokula da mi gitmedi? Siz neden ogretmediniz?
    Cok affedersiniz ama gercekten cok sasirdim.
    Omer

    YanıtlaSil
  2. Bilmem ki bilmiyor işte. Kendi aramızda hiç Türkçe konuşmadığımız için ihtiyaç duymamışızdır ondan öğrenmemiştir. Keşke bilseydi.

    YanıtlaSil
  3. Biz ABD de yasiyoruz. Benim Annem de buraya ilk geldiginde ingilizce konusamiyormus ama bes ay icinde derdini anlatacak kadar konusmaya baslamis.
    Anneniz Quran okumasini biliyor mu? Siz ne zaman, kimden turkceyi ogrendiniz ve Turkce konusmaya basladiniz? Sizin butun yazilarinizi okuyorum. "Namazin zararlar" yazisinda ""Değil fayda, isterseniz her namaz bize zarar versin yine kılmak zorundayız." dedim." diye yaziyorsunuz.
    Boyle bir suur ve yasayisa kucuk yasta, kim ve nasil yonlendirdi?
    Abiniz mi etkili oldu?

    Omer

    YanıtlaSil
  4. Biz Türkçe'yi okuldan öğrendik. Dediğiniz diğer şeyleri de camide öğrendik.

    Anneniz çevresinden etkilenip öğrenmiş, benim annemin çevresi hep Kürtçe konuşur. Resmi bir iş dışında Türkçe'ye ihtiyacı yok. Yoksa o da öğrenirdi.

    YanıtlaSil
  5. =) Tanzanyalı bir sınıf arkadaşım var. Eşinin işi dolayısıyla Konya'ya geldi Tanzanya'dan. Dilimizi bilmiyor. Ama akşama kadar dizi vs izliyor. İşin ilginç yanı, sadece görüntüleri takip ederek dizide neler olduğunu anlıyormuş da =)

    YanıtlaSil
  6. Annem de az biraz anlıyor, bazen anlatıyor bana, şu şöyle yaptı, bu böyle yaptı diye. :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.