Aşkın Tarifini Yaptım

"Sevgi yürekle ilgiliyse, yürekte büyüyüp gelişiyorsa neden gözle başlıyor" diye boyumu aşan bir söz ettim. Gittim oturdum bunun üzerine biraz düşündüm. Gördüm ki durumda bir çelişki var.

Bir insanı seversiniz. Kimi zaman çok seversiniz. Gözüm senden başkasını, hatta senden başka hiçbir şeyi görmez dersiniz. Onun için ağıtlar yakar, şiirler yazarsınız. Uyumaz, yemez fakat bol bol içersiniz. Gecenizi gündüzünüze katar içinizde onu büyütürsünüz, vs. vs...

Bu sevgiyi burada bırakıp başa gelirsek, size; tüm bunlar nerede başladı veya neden başladı dersem ne cevap verirsiniz?

Kimse inkar etmesin sevgi görmekle başlıyor. Çünkü hiçbir insana görmediği bir insanı sevme hakkı verilmemiştir. İlle de göz teması... Durum ne olursa olsun seveceğiniz kişiyi görmeniz gerekir. Siz bunu önemsemeseniz dahi toplum bunu kabul etmez ki ben bunun bir örneğinin olduğunu da sanmıyorum. Gördüğümüz tüm aşklar görüşler üzerinden kurulmuştur.

İşte tam da burada benim aklıma korkunç diyebileceğim bir şey geliyor. İnsan neyi seviyor? Güzelliği mi? Bilmiyorum buna başka bir cevap verecek biri çıkabilir mi ama eğer cevap buysa bu bana çok basit geliyor. Üstüne bir de çelişki var. Sevgiler yürekte diyoruz. Seni sevince gözüm hurileri bile görmez oldu diyoruz ama sırf güzelliğini sevdiğimiz için onu seviyoruz.

Size de basit geldi mi bilmiyorum yalnız bence bu biraz daha basit bile olabilir. Yani aslında sevgi görüşle bile başlayan bir şey olmayabilir. Bir insanı sırf güzel diye sevemezsiniz; güzel olduğunu kabul edersiniz, sonra da kendinizi onu sevmeye şartlandırır ve seversiniz. Örnek vermek gerekirse; Şah ve Sultan'daki Bihruze... Yazar övdükçe övüyor. Onu bir kere gören Şah İsmail de Sultan Selim de ona aşık oluyor. Kızılbaşlar kadına değer verdiklerinden yüzü açık olarak dolaşmasına ve hep Şah'ın yanında olmasına rağmen başka kimse ona aşık olmuyor. Halbuki bu kadar güzel bir insana, her görenin aşık olması lazımdı. Bu bir şartlanma olamaz mı?

Tüm örnekleri Şah ve Sultan'dan mı vereceksin derseniz yok, size gerçek hayattan da örnek verebilirim. Türk filmlerini pek seyretmediğimden yazıya yabancı aktrisler üzerinden devam edeyim. Bilen bilir bunlar arasında çok güzeller var. Bu aktrisleri milyonlarca insan seyrediyor ve bu aktrisler bu insanların çoğunun aşık olduklarından çok daha güzeller. Bu insanlar neden bunlara aşık olmuyor? Tamam hayran oluyorlar, kimisi odalarını onların resimleriyle dolduruyor ama kalplerini onlara ayırmıyorlar. Bir hobi gibi bir kenarda tutuyorlar. Peki neden?

Mevzu derin olunca yazı uzuyor, kesmem gerekirse ben şunu diyorum: Sevgi dediğimiz şey bir şartlanma ve büyütmeden ibaret. Bir insanı görürüz, beğeniriz, istem dışı onu sevmeye şartlanırız. Onu içimizde büyütürüz, büyütürüz, büyütürüz ve bir de bakmışız ki aşık olmuşuz. Bence bu kadar basit.

Yorumlar

  1. Sondan ikinci paragrafa bir şeyler yazmak istiyorum.

    Aslında onlar o kadar da güzel değildir. Makyajla ve estetikle bu kadar güzel görünüyorlar. Hatta filmlerdeki ışık oyunlarından. Sokakta hiç makyajsız bazı hanımlar görüyorum ki onlardan bin kat daha güzel. Zannedersem erkekler çok güzel kadınlardan korkuyordur. Bu yüzden daha vasat olanlarına aşık olmaya çalışıyorlardır. :)

    YanıtlaSil
  2. Yusuf konu dışı bir şey ekleyeyim. Geçen hafta konuştuğumuz üç yazarlı hikayeye başladım. İkinci bölümü Volkan yazacak, takibe al. http://biryazarsam.com/2011/08/13/uclu-ittifak-1-bolum-canli-bomba/

    YanıtlaSil
  3. Yolcu, yok gerçekten çok güzel olanlar var. Makyajla olacak şey değil :)))

    Peki abi, bakarım şimdi inşallah.

    YanıtlaSil
  4. Sevgi bir gönül işiyse görmeden de sevilebilir diye düşünüyorum.Kitaplarını okuduğumuz insanları görmeden sevebiliyoruz,hatta daha da önemlisi Peygamberimizi(s.a.v) görmediğimiz halde seviyoruz.Demek ki seven gönül olunca gönül gözü yeterli oluyor sanki..

    YanıtlaSil
  5. Yusuf ikinci bölümü yazdım şimdi saz sende.. :)

    YanıtlaSil
  6. İhyaca, mesele şu ki ben o sevgiden bahsetmiyorum. :)

    Volkan Abi, tamam bakacağım birazdan inşallah. Şu elektrikler gelsin.

    YanıtlaSil
  7. Keşke bu kadar basit olsaydı :)
    Haklsın çok büyütmemek geekebilir belki ama görmek değildir ki yüreği kıpırtadan ilk kıvılcım. kimi zaman görünce kimi zaman dokununca kimi zaman konuşunca kimi zaman düşününce bile aşka düşersin. Aşk duyguların kontrolsuz coşması ise anlamak da o kadar zordur..

    YanıtlaSil
  8. Kafam bu konuda çok karışık. Zaman belki bana doğruları gösterir. Belki de hep öyle belirsiz ve basit kalır.

    YanıtlaSil
  9. Ben de aşk nedir başlıklı bir okuma yapmıştım. Sadece iki paragrafı alıntılamıştım yayınlamak üzere. Siz epey bir derine dalmışsınız.

    Sizi doğru anladıysam,-ki katılmamak mümkün değil- sevgi,aşk,ilgi,elektriklenme ...ne dersek diyelim önce görmekle başlıyor. Evrenden aldığımız bütün verilerin yüzde 80'inin göz ile olduğunu düşünürsek hiç de yadırgamamalıyız. VE evet, muhabbet ya da nefret daha sonra -ya sizin deyiminizle şartlandırma, benim deyimimle aklı izanı gevşetme ile, yahut tanıma ile oluyor. İlginç,sayenizde düşündüm bunları:)

    YanıtlaSil
  10. Beni destekleyecek birinin olacağını sanmıyordum. Teşekkür ederim. :)

    YanıtlaSil
  11. İskender Pala da seninle aynı şeyleri düşünüyor Yusuf,ben katılmıyorum o ayrı.Peki söyler misin,burada Kamil'in deyimiyle "bizim ekip"birbirimizi görmedik.Birbirimizi seviyor,değer veriyor,önemsiyoruz.Bu nasıl oluyor peki?

    YanıtlaSil
  12. Ben ısrarla kast ettiğim sevgi bu değil diyorum; siz de ısrarla bunu sormaya devam ediyorsunuz.

    Ben bir insanın karşı cinsine duyduğu, toplum tarafından aşk olarak dile getirilen ama aslında sevginin de biraz altında olan ilgi duymayı kast ettim bu yazıda. Anlaşıldı mı bu sefer? :)

    YanıtlaSil
  13. Sevilenin sevene çok daha güzel göründüğü kesin.

    Şu sözü de unutmamak gerekir; "Nasıl da güzel görünür maşuk aşığına" yani her zaman güzellikle olmuyor aşk :) Bazen ters işliyor süreç. Önce ilginizi çekmeyen birisi, tanıdıkça seviliyor sevdikçe güzelleşiyor.

    YanıtlaSil
  14. Haklısınız aslında. Biraz daha düşünmek lazım.

    YanıtlaSil
  15. Aşk, diyordu büyük bir şair; beğendiğimiz bedenlere hayalimizdeki ruhları giydirmektir. Sizin söylemlerinizle aynı kapıya çıkıyor sanırım. Ve bence aşk muhabbettir. Dünyanın en güzeli dahi olsa, konuşamadığın, anlayamadığın, anlatamadığın, onun tarafından anlaşılmadığın birini sevmek pek zor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazımı büyük bir şairin şiirlerine benzettiğiniz için teşekkür ederim. Yalnız aklınıza etkilenmiş olduğum falan gelmesin, şiir sevmem hiç de okumam. :)

      Sil
    2. Etkilendiğinizi düşünmemiştim ancak etkilenmek kötü bir şey değil bana göre. İyi bir yazar olmak istiyorsak öyle veya böyle etkilenmeliyiz. Şiire gelince sevmediğinizi belirtmişsiniz, neden sevmediğinizi sorabilir miyim haddimi aşmamış olmayı umarak?

      Sil
    3. Estğ. tabi ki sorabilirsiniz ama... :)

      Sil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeşil Göz Kırmızı Tokat

Grub Kurtarma

Üzüntü Giderme Aracı

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

Çay mı Şerbet mi

Bakış Açısı

Öğretme(n)