Ana içeriğe atla

Beni Aya Işınlayın


Volkan Abi beni mimlemiş. Konu ışınlama. Kendisi çok güzel bir yazı yazmış ama Abimiz ben ne soruyorum siz ne diyorsunuz diye eleştirmiş. Buna rağmen ben Volkan Abinin yaklaşımını beğendim.

Jumper diye bir film var. Baş roldeki genç dünyada istediği yere bir anda geçebiliyor. Işınlama ile ilgisi ne derseniz ben ışınlamanın da böyle bir şey olduğunu düşünüyorum. Aslında açıp biraz bakabilirdim ama Kamil Abi ben oradan buradan bilgi istemiyorum demişti diye duygularımı yazayım dedim. Sonuçta yazdığım bilimsel bir makale değil öylesine bir blog yazısı.

Yıllar önce şöyle bir şey duymuştum: Işınlama olmayacak bir şey değildir. Nesneler atomlarına bölünerek hızlı bir şekilde başka bir yere nakledilirse ışınlanmış olur demişlerdi. Atomlara bölmek de olabilecek bir şeydir ama o atomları bulup birleştirmek için kimsenin hali hazırda bir fikri yok demişlerdi.

Buna rağmen ben, ışınlamanın çok olağan bir şey olduğuna inanıyorum. (Konu hakkında fikrim yok Kamil Abi gülme lütfen) Çünkü Kur'an-ı Kerim'de konu geçmekte. Hz. Süleyman Belkıs'ın tahtını istediğinde bir cin ben bir öğünde getiririm diyor. Buna karşın, ne olduğu belirtilmeyen ilim sahibi biri, koca tahtı göz açıp kapayıncaya kadar Hz. Süleyman'ın sarayına getiriyor.

Asıl mesele ışınlama değil. Er ya da geç olacak bir şey. Önemli olan Volkan Abinin de dediği gibi, bunun yaygınlaşmasından sonra hayatımızdan neyin eksileceği...

Hatırlıyorum da en yüksek bağlantı bir megabitken biz iki yüz elli altı kilobit bağlantı kullanırdık. O hızla yedi yüz megabaytlık bir dosyayı indirmek ne kadar meşakkatlidir, yaşayan bilir; ama o dosyayı seyretmek daha bir tatlıdır çünkü uzun bir uğraşın, emeğin ürünüdür. Bir de şimdi dört megabitlik internetle aynı dosyayı indirmeyi kıyaslıyorum. Kesinlikle eski tadı vermiyor.

O geçmişe özlem duymuyorum ama geliştikçe hayattan daha az tat aldığımız bir gerçek. Işınlama olursa hayatta nelerin olacağını düşünmek bile korkunç. Düşünsenize istediğiniz kişiyi anında görebiliyorsunuz, bunun bir anlamı olur mu? Bu konuda GSM şirketlerinin kampanyaları da güzel bir örnek olabilir. Hatırlıyorum ev telefonundan bir akrabamız aradığında hepimiz telefonun başında toplanırdık, bir sevgi bir muhabbet... Fakat şimdi o kadar rahat ve sık konuşuyoruz ki bazen telefonu açmayı bile istemiyoruz.

Ben teknoloji taraftarıyım. İlerlemesi hoşuma gidiyor ama evime bu bilgisayar girdiğinden beri günlerce evden çıkamayabildiğimi de biliyorum. Her ne kadar teknolojik ilerlemeyi sevsem de her adımın hayatımızdan bir güzelliği, bir mutluluğu götürdüğünün farkındayım.

Beni, bilmediğim bu zor konuda mimlediğiniz için teşekkür ederim. Ben de öcümü bu berbat yazıyı size okutarak aldım.

Yorumlar

  1. İslam'da bunun örneklerini görmekteyiz. Tayyi mekân diye ifade ediliyor ama ona ancak Allah'ın (celle celaluHu) salih kulları erişebiliyor. Yarın birgün ışınlamanın çıkacağını ben de yıllardır düşünmekteyim.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

General Mobile Discovery Kitkat sürümüne geçtikten sonra eduroam bağlantısını kuramadım. İnternette aradım ve donanımhaber forumda konuyla ilgili bir mesaj buldum. Çok kısa yazılan mesajı burada resimli bir şekilde açıklamak istiyorum.

Öncelikle Sistem Ayarları'ndan Kablosuz'a giriyoruz. Orada altta duran +'ya basıyoruz. Bu yeni ağ oluştur demek.





Ağ SSID yazan yere "eduroam" yazıyoruz. Hemen altında Güvenlik seçeneğini 802.1xEAP diye değiştiriyoruz. Kullanıcı adı ve şifremizi giriyoruz.



Ardından Gelişmiş Seçenekleri Göster kutucuğunu işaretliyoruz. Altındaki EAP metod seçeneğini TTLS onun altındaki Faz 2 doğrulaması'nı da PAP diye değiştiriyoruz.



Hepsi bu kadar. Kaydet dedikten sonra eduroam'a rahatlıkla bağlanabilirsiniz.