Ana içeriğe atla

Duyarlılık Parayı Bulana Kadar

Davul sesine benzer bir ses duymaya başladım. Davulun sesi gibi toktu ama daha çok bir metale vuruluyormuş gibiydi. Üstelik çok da yakındı. Sanki ses sokaktan değil de hemen odanın arkasından geliyordu.

Vakit öğleden sonraydı. Öğrencilerin kaldığı hemen arkamızdaki evi polisler basmış. Kilitli demir bir kapının anahtarını istemişler öğrenciler bizde yok demiş onlar da o kapıyı kırıyorlar. Sanırım bir saat kadar uğraştılar. Tabi benim uyku da zehir oldu. Zaten iki gündür doğru düzgün yatmamıştım.

Adetim değil, böyle şeyler olunca çıkıp bakmam. Neler olduğunu daha sonra annem anlattı: Odadan bir sürü koli çıkarmışlar ve birkaç da torba varmış. Kolilerde olanların kaçak sigara olduğunu biliyorum ama torbalar hakkında kimsenin bir fikri yok.

Öğretmen olan abim bir ara bize kızmıştı. Neden bunlara bazen yemek götürmüyorsunuz demişti. Öğrenciler yemek falan yapamazlar ya, genelde makarna yerler diye. Fakat daha sonra baktık ki bunlar her gün farklı bir arabaya biniyorlar. Meğer ikinci el araba ticareti de yapıyorlar. Tabi bir de sınırdan kaçak yolla getirtip bakkallara dağıttıkları sigaralar var.

Malum bizde en ucuz sigara dört lira yirmi kuruş. Bu içmek için epey caydırıcı bir yol. Fakat bu kaçak sigaralar işi berbat ediyor. Paketi bakkalda iki liraya, kartonu, yani on adedi, on yedi buçuk liraya satılıyor. Sanırım bu sigara, bizim dört lira yirmi kuruşluk sigaradan daha güzel. En azından herkes bunu sadece ucuz olduğu için içmiyordur.

Uzun lafın kısası insanlar para kazanmak için her şeyi yapıyor. Ne kimsenin sağlığı bu tür insanların umurunda ne de insanlığın bekası. Böyle insanlara toplumsal duyarlılık dersi versen dahi oradan da birilerini kandırmanın yollarını öğrenirler.

Kendinden başkasını düşünmeyenleri arar olduk cebinden başka bir şeyi düşünmeyenleri görünce.

Yorumlar

  1. Allah(c.c) hepimizi haramdan korusun..

    YanıtlaSil
  2. İşte bu yüzden birliğe ve beraberliğe ihtiyaç var. Kavgasız yaşamanın zarar vereceği birileri bizim sırtımızdan köşeyi dönmesinler ve kavgayı körükleyenleri beslemesinler diye.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.