Ana içeriğe atla

Görmeyene Aşkı Sormak (Mim)

Kamil Abi mimlemiş beni. "Arama motorlarının hangi kelimelerle yapılan aramalarda blogunuzu gösterdiğinizi yazın da biraz eğlenelim" demiş değerli ustam.

Benim adetim değildir, güldürmek için söylenmemiş şeylere gülmem. İstesem de gülemem, ki Kamil Abimin o güzel yazısı tebessüm bile ettirmedi bana. Fakat ortada bir mim var ve yazılması lazım. Ne yapmam gerek derken bloguma gelen güzel bir arama cümlesinden yola çıkmayı uygun gördüm.

Biri Google'de "her görenin aşık olması için" diye bir cümle aratmış. Google efendi de benim aşk adamı olduğuma kanaat getirmiş olacak ki onu bloguma yönlendirmiş. Fakat büyük bir ihtimalle bunu arayan kişi hayal kırıklığına uğramış. Gelip blogumda, görmediğine aşık olan delilerin hikayelerini okuyunca herhalde "Google, ben ne diyorum sen ne diyorsun" diye tepki göstermiştir.

Şaka bir yana da ben bu aramayı görünce çok şaşırmıştım. Bir insan neden böyle bir arama yapar, neden her görenin kendisine aşık olmasını ister diye düşünmüştüm. İki sonuca vardım: "Bu ya basit biridir, insanları etkileyerek eğlenmeye çalışıyor ya da çok kötü darbe yemiş bir kadındır, bir sürü erkeğin canını yakmak istiyor" dedim.

Sevgi çok temiz bir şeydir, saftır, içinde herhangi bir kötülük barındırmaz. Bu, karşı cinse duyulan sevgiyse sadece ilki böyledir. İlk sevgide, kişi hayal kırıklığına uğrayınca sevgisine bir kara leke vurulmuş olur. Eğer o kişi temiz kalpli biriyse bu lekeyi temizlemeye çalışır ama eğer öyle değilse, canının yandığı kadar can yakmaya yemin eder.

İşe ilk önce kalbini yerinden çıkarmakla başlar. Oraya bir taş koyar ve elini o taşın üzerine koyarak yemin eder. Yüzünün güzelliğini kullanan bu canavar, ağlattığı insanların gözyaşlarından daha sert taşlar üreterek kalbini daha da katılaştırır. Ta ki bir gün oraya bir mermer parçası koyar.

Bütün bunlar yaşanırken, yeryüzünde hala aşk denen şeyin tarifini yapmaya çalışanlar bulunur. Bunlara söylenecek en güzel söz "tek aşk platonik olandır" olacaktır. Çünkü aşık üzülmek, maşuk üzmek için planlanmış gibi davrandıkları müddetçe gözyaşları gözlerde barınamayacaklardır.

Çok ilginç ve hatta olmayan şeyler yazdığımın farkındayım ama bunlar bana Volkan Abinin tavsiyeleriydi. Bu mim kolaydır, kasma, hayal gücüne dayan ilerlersin diyen oydu. Hayal gücümün saçmalayabildiğini bilmesine rağmen böyle bir tavsiyede bulunduysa bir bildiği vardır elbet.

Kendisine ve beni mimleyen Kamil Abime saygı ve sevgilerimi sunaraktan yazıyı okuyan herkese "ne dediğimi bilmiyorum, yanlış kelam ettiysem özür dilerim" demeyi borç bilirim.

Yorumlar

  1. Teşekkür ederim Kamil Abi, elimden geleni yapmaya çalıştım. Ayrıca yaptığınızın yanlış olduğunu falan söylemeye çalışmadım lütfen yanlış anlamayın, sadece bana komik gelmiyor bu tür şeyler ondan öyle yazdım. Yoksa ben kimim ki size ders vereyim abi? Tekrar teşekkür ederim mim için.

    Yolcu, eğer yazdıklarınızın dokunduğu kişiler bu dokunma sonucunda en azından bir düşünme eylemine girişiyorlarsa bence bu dokunma zararlı değildir. Yazı bu durumda değerli olur.

    YanıtlaSil
  2. Geçmiş olsun,biz de en kısa sürede yazarız inşallah..Son paragraf çok hoşuma gitti,hala tebessüm ediyorum :)

    YanıtlaSil
  3. Sağ olun. Size de kolay gelsin. :)

    YanıtlaSil
  4. Hayal gücünün gücünü öyle göstermişsin ki, bir cümleden bir sürü anlam çıkarabilmişsin. Anlamsız ve değersiz gibi görünen yada öylesine yazılmış bir sözden bu kadar anlam çıkarabiliyorsan bir gün ne dediğini de anlayacaksındır. :)
    Sevgilerle Yusuf.. :)

    YanıtlaSil
  5. Sevgiler, üzerine saygılar da eklenerekten bizden abi. Teşekkür ederim. :)

    YanıtlaSil
  6. Yusuf; Yolcu kardeşim kendi yorumlarını kaldırdığı için ona atfen olan yorumları ona herhangi bir saygısızlık yapmamak için ben de kaldırdım. Bilgin olsun. Çok güzel hazırlamış olduğun mim cevabın için yeniden çok çok teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil
  7. Rica ederim abi. O teşekkür bize ait. :)

    YanıtlaSil
  8. Yorumlarımı silmemin sizlerle bir alakası yok arkadaşlar. Yanlış anlaşılmasın. Yine gevezelik ettiğimi düşündüğüm için sildim.

    Herşey yolunda.

    YanıtlaSil
  9. Google emmiye sorsam desemki gelibolu17 ye ulaşmak için neler yazıyolar diye acep bana did yu men mi der yoksa bir ipucu verirmi :)nerden bulucam ben benim bloga nasıl ulaşıldığını,bi yardımcı olurmusunuz :)

    YanıtlaSil
  10. Bu arada şablon değişmiş,hoş olmuş,güle güle kullan :)

    YanıtlaSil
  11. Sevgili Gelibolu, site istatistiklerinden bakıyorsun.

    YanıtlaSil
  12. Yolcu, benimle ilgili olmadığı için ben ses çıkarmıyorum. :)

    Gelibolu17, Teşekkür ederim. Beğendiğinize sevindim.

    YanıtlaSil
  13. Yolcu teşekkür ederim,buldum nihayet bende yazdım mim yazımı seni,yusuff u ve diğer arkadaşlarımı okumaya beklerim :)

    YanıtlaSil
  14. Aşk denince aklıma ilk Canım Urfam gelir. Yine farklı ve güzel olmuşmim cevabınız.

    YanıtlaSil
  15. Urfa'ya bir kez Hz İbrahim'i anlama etkinliği için gelmiştim. Bence çok güzel bir yerdi her ne kadar gözümüzde Diyarbakır gibi olmasa da :)

    YanıtlaSil
  16. Etkinlik için geldiğinize göre köylerini, ilçelerini gezme ve insanlarını daha yakından tanıma fırsatınız olmamıştır. Bol bir vakitte gidilip gezilmesi gereken yerlerden Urfa. Diyarbakır çok görmek istediğim fakat ne yazık ki bir türlü gitmem kısmet olmamış bir diyar. Çok merak ettiğim yerleri var. Mesela surları ve taş camisi en merak ettiklerimden. Bir de Silvan, nedense... Sanırım memleketiniz olduğu için size daha üstündür. Benim durum biraz farklı =) Konyalıyım. Memleketime aşık, Canım Urfam'a da tutkunum.

    YanıtlaSil
  17. Biraz merkezde dolaştık. İlginç, demek ki Silvan'ı merak ediyorsunuz. Aslen oralıyım bu arada.

    Görürsünüz inşallah.

    YanıtlaSil
  18. Aaa tevafuğa bakın =) Keşke Silvan'ın resimlerini paylaşsanız bloğunuzda. Tanıtsanız birazcık.

    YanıtlaSil
  19. Ben tanımıyorum ki, bir kez gittim o da akşamdı. :)

    YanıtlaSil
  20. İlginç olmuş. Ben olsam şimdiye kadar bin kez giderdim herhalde =)

    YanıtlaSil
  21. Çok merak etmiyorum, bir de çok yakın olunca çok değerli olmuyor.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.