Öğretme(n)

Orta okul birdeyken Türkçe dersimize bir sınıf öğretmeni giriyordu. Öyle sanıyorum ki Türkçe dersini de bilmiyordu ve kesinlikle öğrenciye de insan gözüyle bakmıyordu. Bir süre devam edince biz dersten de okuldan da soğuduk. Hatırlıyorum belki her ders "kasaptan etleri getirsek koysak bu sıralara sizden iyi dinlerler" diyordu. Bunu o kadar tekrar ediyordu ki artık kendimizi et yığını olarak görüyorduk. 

Sene döndü biz orta okul iki olduk. Türkçe öğretmenimiz değişti. Fırat adında genç bir öğretmen girmeye başladı derslerimize. Branşı Türkçe'ydi ve sanırım alanında çok iyiydi. Hitabeti de öyle iyiydi ki o konuşurken başka bir şeyle ilgilenmek için aşık olmak gerekirdi. 

Bu hocayla birlikte ben Türkçe dersine ısındım. Sanırım o yaşlarda şekillenmeye başlayan yönelimlerinden biri de Türkçe dersi oldu. O zamandan bu zamana kadar hep en sevdiğim ders Türkçe oldu. Zaten orta okuldan birden beri başladığım kitap okumanın da etkisiyle Türkçeyi artık çevreme göre daha iyi biliyordum. Mesela Kürtçede ö harfi olmadığından bizim buralarda ü ve ö harfi hep karıştırılır. Bizim böyle sorunlarımız hiç olmadı çok şükür. Hala bazı deyimlerde sorun yaşasak da öğreniyoruz. 
Anlatmak istediğim şu ki öğretmen çok önemli. Size bir şeyi anlatan kişi onu severek anlatıyorsa bu, o anlatılanı sizin de sevmeniz demektir. Eğer anlatan anlattığını yaşayarak anlatıyorsa siz de dinlerken, öğrenirken yaşarsınız öğrendiğiniz şeyleri. Durum bunun tersiyse elde olan, öğreten için de öğrenen için de hüsrandan başka bir şey değildir. 

Keşke öğretmenler buna göre alınabilseydi. Keşke anlatmasını bilenler, yaptıkları işi sevenler öğretmen olsaydı. Keşke öğretmen olmanın amacı iş sahibi olmak olmasaydı. Belki o zaman ben de şu an biraz matematik biliyor olurdum. 

Yorumlar

  1. İnsanın işini severek yapması hakikaten çok önemli. Ama herzaman sevdiğimiz şeyleri yapmamız mümkün değildir. Mesela temizlik yapmak benim sevdiğim bir iş değil. Temiz bir ortamda yaşamayı seviyorsam bunu yapmak zorundayım. Bunu kendime sevdirmem mümkün görünmüyor. :) Yani kısaca sevmeden de yapmamız gereken işler vardır hayatta ama bunları karşımızdakine yansıtmak zorunda değilizdir.

    İlk öğretmeninin hatası şu: Kendi eksiklikleri var. O konuya hakim değil. Ama bunu çocuklara da belli etmek istemiyor. Onları sürekli eleştirerek kendini gizlemeye çalışıyor.

    YanıtlaSil
  2. Bence işler ayrıdır eğitim ayrıdır. Eğer sevmiyorsa bir insan yapmasın daha iyi bana göre tabi. Temizlik dediğiniz mesela sadece sizi etkiler ama öğretmenlik birçok kişinin geleceği üzerinde etkilidir.

    YanıtlaSil
  3. Özellikle de ilkokul öğretmeni daha önemli. Daha ilk olarak öğretmen denen kişiyle karşılaşıyorsun. O da kötü çıkarsa artık tüm öğretmenler hakkında düşüncen bu olabilir. Benim gibi. :) Şuan okulla hiçbir alakam olmasa da öğretmenlere pek sıcak bakamıyorum nedense?

    YanıtlaSil
  4. Ben bazı öğretmenlerim vesilesiyle çok seviyorum öğretmenleri. Sırf onların hatırı için her öğretmene saygı gösteririm.

    YanıtlaSil
  5. Evet öğretmen çok önemli çok haklısın..

    Benim de Lise'de Kimya hocam harika biriydi..Derste öğretmen dışarıda dosttu bize..sırlarımızı onunla konuşabileceğimiz biri...Sanırım birazda genç olmasıyla alakalıydı bilemiyorum...ama öğretmenliği hakkıyla yapıyordu...

    Saygılar..

    YanıtlaSil
  6. aah ah ben de ilkokul öğretmenimden muzdaribim, benim şu an sevmediğim bir çok huyumun oluşmasında yegane etkendir.. Ortaokul ve lisedeki Tükçe ve Edebiyat öğretmenlerimin de Edebiyat'ı seviyor olmamda etkileri büyüktür.. :)

    Öğretmen çok önemli gerçekten ama ne yazık ki günümüzde öğretmeni hırsız olan bir nesil yetişiyor, salt meslek olarak algılanmasından geçtim..

    YanıtlaSil
  7. Ah be Yusuf karşılıklı otursak üç gün konuşacağım bir konuya parmak basmışsın. Hani hep derler ya öğretmenlik kutsal meslektir diye. Bu laf artık bir şehir efsanesi. Çünkü gerçekten öğreten öğretmen pek kalmadı. Çoğunluığu "ne kadar ekmek o kadar köfte" diyor ve bir türlü enlayamıyor bugün yön verdikleri yada veremedikleri çocuklar yarın ondan aldığı feyzle bu ülkeyi yönetecek...
    O kadar haklısınki bu sırf iş sahibi olmak için öğretmen olmak. İşi tuhaf tarafı binlerce kişi şartları bildiği halde öğretmen olmak için debelenir. Olduktan sonrada şikayet ve isyana başlar. Tuhaf milletiz vesselam...
    sevgiler, kardeşim :)

    YanıtlaSil
  8. Bu konuda kime bir dokunsan bin ah işitirsin abi. Ne diyelim Allah bilinç versin. İnsanları o yönde ekmek aramaya itenler utansın.

    YanıtlaSil
  9. Ortaokulda(şimdiki ilköğretim) Türkçe dersinde işleyeceğimiz konunun içinde "akide şekeri"geçiyordu.Ders zili çaldı,orta yaşlı,zarif Türkçe öğretmenimiz içeriye girdi.Derse başladık.Sıra akide şekerinin olduğu bölüme gelince,öğretmenimiz çantasını açtı,bir paket çıkardı.Ayağa kalktı,sıralara yöneldi ve elindeki akide şekerlerini herkese ikram etmeye başladı!Şok olmuştuk.Derste yasak olan bir şeyi yapacak,üstelik de sevdiğimiz bir şey yiyecektik.Gerçi o duyguyla ne olsa güzel gelirdi ya..Türkçe öğretmenimi çok severdim,o günden senra sevgim katlandı..

    YanıtlaSil
  10. KPSS'de full çeken öğretmenleri kast etmiştim.

    YanıtlaSil
  11. Bize kimse şeker dağıtmadı :))

    Şahika, şimdi çok iyi anladım. :(

    YanıtlaSil
  12. Volkan Deniz'in yorumunu ben de yazdım kabul et:) Öğretmenlik özveri içerir.Kutsallığının bir kısmı oradan gelir bence. Sonra bir "insan" "yetiştirmedeki" o kocaman sorumluluğu...Oysa şimdi "insan"a önem veren kalmadığı için öğretmenlik bir iş, okul da de maaş için mecburen yoklama verilen bir işyeri.
    Evet, hakkıyla yapmak zordur. Bunun için senin önerine katılıyorum,herkes öğretmen olmasın bence.Herkes milli eğitim bakanı filan da olmasın bence.
    Yaz yaz bitmez, burada kalsın :)

    YanıtlaSil
  13. Yeni milli eğitim bakanı için umutlu konuşmuşlardı bilmiyorum artık. :)

    YanıtlaSil
  14. Yine bastonunu almış gelmiş diyeceksiniz ama :) Bir öğretmenin değeri ancak yıllar geçtikten sonra anlaşılıyor. Öğrenci psikoloji içerisindeyken öğretmeni değerlendirmek eksik kalıyor. Şöyle geriye dönüp baktığımızda eğer siz değil vicdanınız o öğretmen için "iyiydi be" diyorsa işte o öğretmen iyi bir öğretmendir. Nasıl öğretmiş olursa olsun. Öğretmişse hala aklınızdadır. O günlerde lanet okumuş olabilirsiniz; bu aldatıcıdır. Ama hala nefretle anıyorsanız diyeceğim bir şey yok. Lisedeyken trigonometri ve integralden beni sözlü yapıp sorduğu 15 soruyu doğru olarak çözdükten sonra "Cengiz aferin iyi çalışmışsın (10 üzerinden) 6 verdim sana" diyen bir hocamı ben hala nefretle hatırlıyorsam işte o öğretmen iyi bir öğretmen değildir. Ekonomi dersinden 1 aldıktan sonra "sana güveniyorum" diyen ve ikinci sınavda 9 almama neden olan bir başka öğretmeni ise hala saygıyla anıyorum. İşte o öğretmen iyi bir öğretmendi. Burada anlatmak istediğim not değil tarz. Sadece öğretmeye çalışmak yetmiyor, öğretmeyi İSTEMEK lazım. Çok konuştum galiba :) Görüşürüz...

    YanıtlaSil
  15. Sen konuş abi her zaman konuş, çok konuştum da ne demek. :)

    YanıtlaSil
  16. Gerçekten de çok önemli :)

    İngilizce'den bir öğretmenim yüzünden nefret ettim, gelen bir diğeri sevdirdi :)

    Ben de seneye bu zamanlar İngilizce öğretmeni oluyorum, bakalım sevdiren mi nefret ettiren mi olacağım..

    Ama öğrencilere 'et' diye hitap etmeyeceğim kesin :|

    YanıtlaSil
  17. Hayırlı uğurlu olsun, inşallah hiç unutulmayan örnek öğretmenlerden olursunuz.

    YanıtlaSil
  18. İnşallah :) Olayım da bi, kpss malum..

    YanıtlaSil
  19. Hayırlısıyla olursunuz inşallah.

    YanıtlaSil
  20. Öğretmenlik bir gönül işidir. İlkokula gitmezden beri öğretmenlik hayali kuran ama bir türlü o hayale erişemeyen ben bu gibi olayları okudukça/gördükçe keşke böyle bu kadar isteyenlere nasip olsa diye düşünürüm hep. Ama nasip işte.

    YanıtlaSil
  21. Bak ögrenemissin türkceyi!
    Söyle bakiim Yusuf türkce Alfebe kac harfden olusur? 29 dedin ve bilemedin!
    Tek harfden Yusufum, o da Ü`dür :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeşil Göz Kırmızı Tokat

Grub Kurtarma

Üzüntü Giderme Aracı

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

Çay mı Şerbet mi

Bakış Açısı