Ana içeriğe atla

Tanrı Öldü


Bir fıkra var: Biri duvara "Tanrı öldü. Nietzsche" diye yazmış. Aradan zaman geçmiş Nietzsche ölmüş. Bunu duyan bir adam duvara "Nietzsche öldü. Tanrı" diye yazmış.

Biz hep bunları, bilmeden, tanımadan böyle şeylerle anlatıp güldük. Biri Freud dedi mi hemen sapık dedik. Biri Marx dedi mi "yahu biliyor musunuz Komünizm'de kadınlar ortak maldır, isteyen erkek istediği eve gider" gibi yalanları tekrarladık.

Kalkıp Komünizm'i savunacak değilim. Ya da bu adamları övecek de değilim ama bu tavırların bir Müslümana yakışmadığını da içime atacak değilim.

Birincisi bir Müslümanın, yeryüzünde korkacağı, çekineceği bir fikir yoktur. İslam o kadar mükemmeldir ki hiçbir "izm" ona ne bir eksik bulabilir ne de kendisinde olan bir şeyin İslam'dakinden daha iyi olduğunu savunabilir. Eğer bunun aksini iddia edebileceğiniz bir şeyler gördüyseniz ya yanlış görüyorsunuz ya da aslında gelenekte olan bir şeyi İslam'dan sayıyorsunuzdur.

İkincisi de eğer birilerini veya bazı fikirleri düşman olarak görüyorsanız onlar hakkında bilginizin olması lazım. Çünkü sadece bildiğinizden emin olabilirsiniz. Düşmanlarınız hakkında ne kadar detaylı bilgiye sahip olursanız onlarla o kadar iyi mücadele edersiniz. İslam düşmanları bunu iyi biliyorlar. Oryantalistler eğer İslam hakkında altmış bin kitap yazıyorlarsa (bir hocamız söyledi) bu onların bunu ne kadar iyi anladıklarının delilidir. Ülkemizde yazan bazı sosyalistlerin kitaplarını okursanız görürsünüz ki onlar hep Müslümanların açıklarını kullanıp aslında günümüzde Müslüman geçinenlerin hepsinin İslam'a ihanet ettiklerini savunurlar.

Bir de şu var ki İslam'ın yalana ihtiyacı yoktur. Yalanlarla İslam'a hizmet ettiğini sanmanın anlamı da yoktur. İslam Allah'ın dinidir ve eksiksizdir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.