Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.

Aradan zaman geçti. İki yavrusuyla mutlu bir hayat sürdüren Çin tavuğumuz, yavrularının büyüdüğünü, artık kendilerine ihtiyaçlarının kalmadığını anladı. Şimdi onları bırakmalıydı ve bunun için bir insanın anlayamayacağı bir yöntem kullanıyordu. Daha düne kadar gözünden bile sakındığı yavrularını bugün gagalıyordu. Hem de öyle böyle değil ciddi ciddi kafalarına vuruyordu.

Pencereden bunu gözlemleyince "hayat ne garip" demekten kendimi alamadım. İnsanlar arasında da böyle şeyler olmuyor muydu? Aynı kandan gelen insanlar hariç birçok insan birbirlerine bu muameleyi yapmıyorlar mıydı. "Seni canımdan çok seviyorum" dedikleri insanları düşman belleyen az mı kişi vardı?

Arada fark vardı. Bu tatsız durumu hayvana uygulatan dünyanın dengesiyken; insan denen üstün mahluk nankörlüğünden bunu yapıyordu. Kendisine bu kadar iyiliği dokunan insanı bir çırpıda unutuyor, acımasızca gagalıyordu bir zamanlar sevdiğini sandığı insanı.

Dünya böyle gelmiş böyle gidecekti. Tavuklar yavrularını önce sevecek sonra da dövecekti. İnsanlar nankör olmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyecekti. Birkaç kişi de olsa, insana vefayı bir ders olarak gösterecek insanlar bizi hep utandıracaktı ve mutlu insan, kendisine yapılan iyiliği unutmayan insan olacaktı.

Yorumlar

  1. İnsanlardan her şeyi beklerim..Nankörlük, yalan,riya..v.b

    Çünkü tuhaf bir dünyadayız bu günümüzden garantimiz yok yarınımızdan hiç yok..Bu gün yapmam dediğimizi yarın istemeden bile olsa yapabiliyoruz..Kötü insan değilizdir ama bir gün bir bakmışız biz de birine karşı nankörlük yapmışız belki de istemeden..

    Hayvanlar kendi kurallarından çıkmıyorlar tek fark bu sanırım..Bizse yapmamız gerekenlerden çok yapmamamız gerekenleri yaşıyoruz..Kardeş kardeş bile yaşamak lüksümüz oldu eyvah!

    Sevgi ve dua ile...

    YanıtlaSil
  2. Hayvanı ara sıra salın dolaşsın. :) Bunalıma falan girer. Kendi kendine gelin güvey oluyormuş. Yazık :)

    YanıtlaSil
  3. Ben insanlardan o kadar da umutsuz değilim. Güzel insanlar da var. Eğer ben mükemmel bir insan olabilirsem diğerlerini eleştirme hakkım olabilir ki; mükemmel bir insan da asla başkalarının kusurlarını aramaz.

    Hayvanlara gelince; onlar insanlardan farklı olarak "Allah'ın kendilerine emrettiği şekilde" yaşıyorlar. O yüzden yaşamlarında hiçbir sorun yok. BBC'nin "Life" belgesel serisini izlemenizi tavsiye ederim. Süper.

    YanıtlaSil
  4. Hani bir zamanlar bir yarışma vardı. Acun, kutu açtırıyordu herkese. O yarışmada tüm yarışmacılar arasında bir gönül bağı olmuş, birbirlerine ağlayarak sarılıyor ve sevdiklerini haykırıyorlardı. Yarışmacının kazandığı parada abartılı seviniyorlar, kazanamayınca kaybedenden çok üzülüyorlardı. Çok büyük bir sevgi bağı vardı aralarında. Sonra Acun aldı bu sevgi kelebeklerini bir adaya bıraktı. Çok değil bir hafta sonra bu sevgi yumakları öyle bir dağıldı ki gırtlak gırtlağa giriverdiler. Birbirlerini sevdiğini söyleyen insanlar şimdi nefretten de öte bir duygu içerisinde birbirlerinin başarısını hazmedemiyor, sürekli kuyularını kazıyorlardı...
    İşte Yusuf hayat o anki durumun yansımasına göre sevgi yada nefret denen duyguyu yaşatır insana. O zaman ihtiyaç olan duyguydu ama sonra duyguların anlamı kalmadı, çünkü güçlü olan kazanmalıydı ve bu güç her şey demekti. Yani sadece fiziksel güç değil, diğer tarafı zayıf göstermek te yerine göre güç...
    Ne diyelim hayat işte...
    Sevgilerle...

    YanıtlaSil
  5. Teşekkür ederim güzel yorumlarınız için.

    YanıtlaSil
  6. İlginçtir ki aynısı benim de başıma geldi :) Kedim Tarçın dört tane yavruladı, bizi bile yaklaştırmadı yanına. Büyüttü, sütten kesti ve kendisi aldı başını gitti. Yavrular öğrensin diyeymiş, üzüldüm ben de gidişine. 1 hafta sonra geldi ki kavga etmiş, gözünü başka kedi çizmiş gözü iltihaplanmış falan, iyiye gidiyor ama bakalım..

    YanıtlaSil
  7. Kediler de zor oluyor değil mi? Baya tehlikeli olabiliyorlar yavrulayınca. :)

    YanıtlaSil
  8. Öyle :) Şimdi görsen bir de merdivenleri batırdılar tuvalet eğitimleri yok daha :|

    YanıtlaSil
  9. İyi ya işte en azından kediler öğreniyor. Tavuk için eğitim diye bir şey de yok. Nerede olsa kirletiyor. :)

    YanıtlaSil
  10. Bendeki durum biraz daha değişik sanırım.Bir kez bir insanı kendime dost,kardeş yapmışsam yanlış yönlerini büyütmüyorum fazla,o da onun dikenleridir diyorum öyle seviyorum.Kusursuz bir kul mümkün müdür ki,hayır..Allah'ın lutfundan olsa gerek sevdiklerimle yollarım şartlar ne olursa olsun kopmadı,kopmuyor.Zararlarını görmedim hiç..İhyaca durum değerlendirmesi oldu sanırım :)

    YanıtlaSil
  11. Keşke herkes sizin gibi düşünebilseydi.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeşil Göz Kırmızı Tokat

Grub Kurtarma

Üzüntü Giderme Aracı

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

Çay mı Şerbet mi

Bakış Açısı

Öğretme(n)