Ana içeriğe atla

Üçlü İttifak | 16.Bölüm | Sakin Ol


Bu masaya oturduğunda arkadaşları çok şanslısın demişlerdi. Şansa inanmıyordu ama hoşuna gitmişti bu deyiş. Koca katta, bu kadar masa arasında pencereyi gören bir masada oturmak bir ayrıcalık olmalıydı. Gerçi onlar daha çok masaya ve ekrana bakıyorlardı ama düşünceli zamanlar için dışarıyı görmek çok iyiydi.

Aklında Nermin'den başka bir şey yoktu. Bir elini masaya iliştirmiş diğer elinde bir kağıtla öylece kalakalmıştı. Pencereden dışarı bakıyordu ama gördüğü şey karşıdaki binalar değil, güzel bir bahar manzarasıydı. Hayallere dalıyor, ara sıra farkında olmadan gülümsüyordu. O an Nermin'nin sesini duydu. Hemen arkasındaki kolonun arkasında Serpil'le konuşuyorlardı. Kulak misafiri oldu istemeden:
- Kim o yüzü yanık çocuk? 
- Çok tutacak hikayeleri var, yazmayı düşünüyorum. 
- Kızım sen fotoğrafçı değil misin? Ne işin olur hikayeyle?
- Evet ama yazmak da istiyorum. 
- Neyse onu boş ver. Bak o çocuğa nasıl baktığını gördüm. 
- Saçmalama ne alakası var?
- Geç bunları arkadaşım. Ben anlarım. Hem heyecanını çok belli ediyorsun, haberin olsun. 
- Bilmiyorum ki ben de. İlk gördüğüm andan beri aklımdan gitmiyor. Onu görünce heyecanlanıyorum. Sanki böyle...
Gerisini duymadı. Masaya iliştirdiği eli düştü. Omuzları çöktü. Hala dışarı bakıyordu ama bu sefer gördüğü sadece hüzündü. Sanki pencerenin önüne aniden bir sonbahar manzaralı branda çekilmişti. Demek ki Nermin'in ilgisizliğinin nedeni buydu. Demek bu yüzden o uzun boylu gencin peşinden koşmuştu. 

Ayağa kalktı. Müdürün odasına doğru yöneldi. Artık hiçbir şeyin önemi yoktu. Eğer onun gönlü başkasına aitse onun düşünmek bile anlamsızdı. Bundan dahi utanacak bir terbiyeyle büyümüştü. Müdürün kapısındaydı. Hiç çalmadan içeri girdi. Arkasından kapıyı kapatmadı. "Müdür Bey ben işi bırakıyorum" deyip çıktı. Bir iki adım attıktan sonra geri döndü. Odanın boş olduğunu gördü. Aynadan kendine baktı. Ruh hali çöküktü ama şekli normal görünüyordu. Kendine "sakin ol, sakin ol" dedi. Odadan çıkıp saygılı bir şekilde kapıyı kapattı. Eve gidip dinlenmesi gerekiyordu. 
***

Yavuz heyecanla içeri girdi. "Amca, Amca" diye bağırıyordu. Salim Amca belki de son yıllarda ilk defa bu kadar heyecanlanmıştı. Yavuz gibi vakur biri neye heyecanlınmıştı bu kadar acaba? Yavuz "Amca!" diyerek odaya girdiğinde aniden durmak zorunda kaldı. Vedat ve Merve de içerdeydiler. Herkes merakla ona bakıyordu. "Ne oldu" dedi Vedat. Yavuz soru kendisine sorulmamış gibi "ne arıyorsunuz burada" diye sordu.  Vedat sinirlenmişti "ne olduğunu anlatacak mısın" Yavuz bu soruyu görmezden geldi. "Amca hemen seninle konuşmam lazım" dedi. Salim Amca durumun ciddiyetinin farkındaydı. Ayağa kalktı. Vedat sesini yükselterek "neler oluyor burada" dedi ki Salim Amca eliyle dur işareti yaptı. 

Yavuz'la beraber dışarı çıktılar. Salim Amca Yavuz'un yüzüne baktı. Ne oluyor der gibiydi. Yavuz "Dilistan'ı kontrole gittim yine, bana bu kez Musa demedi." Salim Amca'nın gözleri fal taşı gibi açıldı. "Musa nerede diye sordu ve..." deyip sustu. Sanki Salim Amca'yı heyecanlandırmak istiyordu. Salim Amca sabırsız bir insan değildi ama karşısındaki bu olağan üstü olay onu da heyecanlandırmıştı. "ve ne?" diye sordu. Yavuz "Bu bebek gerçek değil, benim bebeğim, Mervem nerede diye sordu" dedi. 

Yorumlar

  1. Vay be kardeşim benim. Gene muhteşem başlangıçlar yapmışsın :)
    Çapraz aşklara İhyaca kızacak ama bakalım Kamil neler yapacak..
    Eline sağlık.. Çok güzel olmuş :)

    YanıtlaSil
  2. İhyaca bana da kızsaydı iyiydi de hikayedeki karakterlere kızıyor :))

    Sağ olasın abi. Çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  3. Önce güzel bölüm için teşekkürler ama anlamakta zorlandım bu bölümü. Bu Cenk'di değilmi işi bırakmaya kalkan? Bir de Serpil çıktı bu arada başımıza. Müdür kim? :) Ben kimim? :) Neler oluyor?

    YanıtlaSil
  4. Serpil ve Müdür figüran abi. Onlara rol yok.

    Neler mi oluyor? Daha ne olacak abi, Cenk işi bırakmasın da verem mi olsun :)

    YanıtlaSil
  5. Çok güzel ve çok heyecanlı bir bölümdü.Şimdi ne olacak acaba derken bir de baktım hikaye bitmiş.Cenk de acele karar vermiş ama,bu zamanda iş bulmak kolay mı?Verem falan da olmaz ayrıca,o eski Türk filmlerinde oluyordu.Benim planladıklarımı da alt-üst etmiş bulunuyorsun,Ayşe Ana'ya yazık olacak :(

    YanıtlaSil
  6. Eee hayat çok zor. :)) Ayrıca Cenk işten daha çıkmadı. O öyle söylerken odada kimse yoktu. Anlaşılmadı mı yazıdan?

    YanıtlaSil
  7. Anladım,çok da iyi oldu diye düşündüm okurken.Ama pek bir kararlıydı,cevabı Kamil'de :)

    YanıtlaSil
  8. Ah be Yusuf. Yıllardır konuşmayan Salim amcayı bir anda konuşturdun ve yine yıllardır hiçbirşeyin farkında olmayan Dilistan'ı birden iyileştirdin.. :) Sen çok yaşa. Keşke herşey bu kadar kolay ve aniden olabilse..

    YanıtlaSil
  9. Türk filmi sevmesem de seyretmişliğim var abi. :)))

    YanıtlaSil
  10. Bence bu hikayeyi bitirin artık arkadaşlar.

    Ben bir seferde okuyabileceğim yazılar istiyorum. Takip ettiğim blogların hepsinde bir 3lü ittifaktır gidiyor. İhyaca'yı da bulaştırdınız şimdi.

    YanıtlaSil
  11. Bu çağrıya kulak vermek lazım.

    YanıtlaSil
  12. Daha bu yazılarınızın hiç birini okumadım,bu gidişlede biraz zor olacak okumam,söz vermiyorum ama etkinlik bitsin belki bayram sonu okurum,aslında kim başlattı ilk ne yazdı onuda takip edemedim kaçırdım,yakalamam zor oldu,galiba ben artık tembel bir blogger oldum...Özür dilerim,okumadığım bir yazı için bişey yazamıyorum,sadece selamlarımı bırakıp çıkıyorum :)

    YanıtlaSil
  13. Estğ. özrü mü olur? Bence hiç okumayın emin olun hiçbir şey kaybetmeyeceksiniz :))

    YanıtlaSil
  14. Peki derken abi? :)

    YanıtlaSil
  15. Final bölümü biryazarsam'da

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …