Üçlü İttifak | 9.Bölüm | Annemi Özledim

Bir önceki bölüm

Denizden gelen ılık rüzgar saçlarını dalgalandırıyordu. Ağlamaktan kıpkırmızı olmuş gözleriyle ufka bakıyordu. Vedat öylece oturmuş Merve'nin şoktan kurtulup bir kelime etmesini bekliyordu. Merve hala Salim Amca'nın anlattıklarının şokundaydı. Bastonuna dayanmış yaşlı çınar, on beş yıllık ağzını bir açmış pir açmış, Merve'nin yüreğini dağlamıştı. Merve geçmişini öğrenmişti ama buna da çok üzülmüştü. Uzunca bir süre ağlamış, sonra  da Vedat'ı alıp deniz kenarına gelmişlerdi.

- Sence annem yaşıyor mudur? Diye sordu Vedat'a. Vedat:
- Kim bilebilir ki?
- Ah Salim amca, neden beni alıp onu orada bıraktın, neden onu da almadın? Nasıl bir kader bu? diye ağlamaya başladı yeniden. Vedat onu sakinleştirmeye çalıştı:
- Onu da otobüse bindirmeye çalışmışlardır, hikayenin sonunu dinlemedin aslında. Büyük bir ihtimalle o an annen kendinde olmadığından babanı bırakmak istememiştir.
- Her ne olursa olsun bir kadın orada nasıl bırakılır? Gitmeliyim, kesinlikle Çukurca'ya gidip onu bulmalıyım. İçimde bir his yaşadığını söylüyor.
- Saçmalama, nasıl bulacaksın onu, daha kim olduğunu bile bilmiyoruz. Salim Amca da bilmiyor. Sadece annenin sana otobüste Mervem Mervem diye sarıldığını görmüş o kadar.
- Ne yapayım, böylece bekleyeyim mi?
- Başka çaremiz var mı? Yirmi dört yıl sonra hangi izi takip etmeyi düşünüyorsun?
- ?!...
- Artık bambaşka bir hayatın var. Geçmişi bir sünger çekmeliyiz. Hepimizin geçmişi hüzünlerle dolu fakat unutmaya çalışmak zorundayız. Bak bundan sonra ben de buradayım, sen hep kalmamı istemiyor muydun? Seninle birlikte belki ......
Merve telaşla gözlerini silip Vedat'a döndü.
- Evet belki ?
- Şey... sen üşümedin mi? Eve dönmeyelim mi? Merve istediği cevabı alamamıştı fakat üstelemek istemedi.
- Üşüdüm sanki biraz, hadi gidelim dedi.

Dördü birden sofra başında oturuyorlardı. Kimsenin iştahı yoktu. İstemeye istemeye yiyorlardı. Merve elindeki kaşığı bırakıp "Ben Çukurca'ya gideceğim" dedi. Vedat "fakat bunu konuşmuştuk" deyince Salim Amca elini kaldırdı: "Tamam git ama yalnız gidemezsin. Vedat ayağa kalkınca beraber gidersiniz" Bu konuşma salonda buz etkisi yapmıştı. Vedat ayağa kalkabilecek miydi, bu önemli bir sorundu. Tedavi olsa bile bu çok uzun sürebilirdi. Acaba Salim Amca başka bir yolla gitme mi demek istemişti yoksa Vedat'la ilgili bir şeyler mi düşünüyordu?

Bir sonraki bölüm

Yorumlar

  1. İnanılmaz güzel devam ediyorsunuz cok begendim..tebrik ediyorum..

    YanıtlaSil
  2. Nutukcu'nun 8.bölümünden sonra yazmakta zorlanacagını düşünmüştüm. ama öyle bir baglamışsın ki inanılmaz güzel olmuş..Dediginiz gibi hikaye yeni başlıyor karakterler tanıtıldıktan sonra asıl olaylar heyecanlanacak gibi:)))Çok güzel bir roman cıkacak sanırım:)) Tebrikler:))

    YanıtlaSil
  3. Önemli değil ben şimdi düzeltirim. Teşekkür ederim yorumlarınız için. :)

    YanıtlaSil
  4. Eyvah eyvah :)
    Anneyi orada bıraktın, Merve'yi otobüsteki adam büyüttü, o adamda Salim amca diyosun ve birde diyosunki anne çocuğunu 24 yıl hiç merak etmedi. Ayrıca otobüs vurulan Musa'yı ve karısını orada bırakıp yoluna devammı etti. Bak bunlar hemen akla gelen sorular. Bakalım Kamil içini nasıl doldurup şekillendirecek :)Zor bir durum olmuş, fazla boşluk var bence.. :)

    YanıtlaSil
  5. Kamil Abi bulur bir yolunu :)

    YanıtlaSil
  6. Bulacak başka şansı yok.. :)

    YanıtlaSil
  7. Bana baston gösterirken güzeldi. :))

    YanıtlaSil
  8. "Bana baston gösterir bastonla kovalarsan sende hayal gücü çok geniş adam olmalısın" dedin yani.
    Tabii öyle, "abi" olmak kolaymı.. :)

    YanıtlaSil
  9. Senin canın sağ olsun dedim Yusuf. :)

    YanıtlaSil
  10. Şimdi anladım. :))) Gerçekten anladım. :)

    YanıtlaSil
  11. Yorumdaki gecikme için öncelikle herkesten özür dilerim. Dün akşam uzak bir yere iftara gittiğimden dönüşümde çok geç olduğu için bakamamıştım.
    Gelelim Yusuf yazdığın 9.bölüme: Beğenip beğenmemek ayrı bir konu. Yazdıklarını beğenmiyor olsaydık zaten bu üçlü ittifak kurulmazdı. Çok güzel yazmışsın ama çok açık kapı bırakmışsın. Lost'ta bile bu kadar soru çıkmamıştır. Volkan haklı. Bir kadın öylece bırakılmaz ki yolun bir yerinde. Bir kere bu durum Salim Amca'nın şu ana kadar anlattığımız karakter özelliklerine uygun değil. Demek ki Salim Amca'da söylemesi gereken daha çok sırlar var. :) Üstelik Salim amca'nın birdenbire konuşmaya başlamış olmasının ardında daha önemli nedenler olmalı. Öylesine bir gazeteci kız sordu diye bu kadar derinlere inmiş olamaz. Nasıl toparlayacağım bilmiyorum ama hiç dokunmadan ileriye pas da edip, ileride cevaplanmak üzere diğer bir karaktere flash back de yapabilirim. Ama şunu unutmayalım sorular arttıkça soruların cevaplanacağına yönelik beklentiler de artar ve bu durum hikayeyi gerçekten romana dönüştürür. Ve tüm bu soruları cevapsız bırakmak bize yakışmaz. Bir de Merve anlattığına göre şua ana kadar pek bir şey bilmiyormuş ailesi hakkında. O zaman şu soru da gündeme geliyor: Peki ne biliyordu? Her neyse yapacağız bir şeyler artık. Ama bu kez çok zor olacak gibi. Soruları şimdilik cevaplamasak da tedbirli gitmekte ve soruları bir kenara yazıp mantık hatası yapmadan ileride cevaplanacak şekilde devam etmemiz lazım. Yaktın bizi Yusuff :) :)

    YanıtlaSil
  12. Allahım sana şükürler olsun.

    Açıkçası kastım bu değildi. Dün yazacak durumda değildim. Zaten o yüzden taaa sabaha kadar erteledim. Baktım hala yazacak hal yok en iyisi böyle yazayım dedim. Aklıma bir türlü bir şey gelmedi. Akıl hocam da bana bir şeyler söylemedi.

    Gerçeğini söylemek gerekirse ben sizin gibi değilim. Zaten hikaye veya roman yazamam. Bir de karakterleri çoğaltmak beni aşıyor. Biliyorsunuz yazdıklarım hep bir iki kişiyi anlatıyordu. Burada bir de belirsizlik var. Benim gücümün çok üstünde bu çünkü tema ne olacak onu bilemiyorum. Yani terör sorunu mu, aşk mı, patlama mı, Merve mi, Nermin mi? Hepsini birden nasıl yazacağız?

    İşi yokuşa sürmeye çalışmıyorum. Sadece mazaretlerimi anlatmaya çalıştım. Saygılarımı sunarım :)

    YanıtlaSil
  13. Gerçeği söylemek gerekirse değilim değil değiliz. Biz de senin gibiyiz. Fazla tevazu gururdandır. :) Beklentilerin üstünde yazıyorsun. Burada çok ilginç bir deneme yapıyoruz ve bence üçümüz de enfes başladık. Yazmak istemediğin dakikada, saatte veya günde yazmasan da olur. Ya bir gün sonra yazarsın, ya da hikayeyi takip eden bir misafir yazar alırız bir bölüm için. Hiç sorun değil. Tabii çok da ara verip bizim yazacağımız bölümleri bekleyenlere saygısızlık da yapmamak lazım. Eğer yoğunlaşmakta sıkıntı çekiyorsan şöyle de yapabiliriz: Sana daha önce de söylemiştim hatırlarsan. Bir karakter alır ve sadece o karakter üzerinde yoğunlaşırsın. Tema terör mü, aşk mı, inanç mı ne istiyorsan odur. Örneğin ben senin yerinde olsam Yavuz'u alır onun üniversite hayatını işlerdim. Terörün de, aşkın da, inancın da , siyasetin de, gündelik hayatın da üniversitedeki yansımalarını hikaye çerçevesinden çıkmadan işlerdim. Her bölümü kendi içinde başlangıç bitiş olarak düşün. Biz birbirimizden pasları alalım, bir anda herkesi hikayenin bir bölümüne sıkıştırma gibi bir problemin içine sokmayalım kendimizi. İyi yazıyorsun yazmaya devam etmeni bekliyorum senden.

    YanıtlaSil
  14. Gurur mu? :)) Tamam abi sağ olasın inşallah takılma olmaz sorun değil. Aslında ben klavyeye parmaklarımı koyunca kendiliğinden akıyor da dün çok ilginç bir gündü.

    İnşallah bundan sonra daha güzel olur. :)

    YanıtlaSil
  15. Yusuf sen sıkma canını. Bence karmaşık olayları çözmeye başladıkça çok daha ilgi çekici olacak belki biraz rütuş gerekebilir ama olsun Kamil yapacağını bilir. Görünen o ki buradan çok derin anlamları olan bir dram çıkacak ve bu dram belki de çok güncel olan konulara da tek tek parmak basacak. Herşey güzel olacak Yusuf, sen düşünüp yorumlamaya devam et.. :)
    Ama artık bir yön verip hep beraber o yöne kanalize olmalıyız sanki, yani sonraki bölümü yazmadan karşılıklı istişare gerekiyor gibi. :)
    Kamil bence senin bıraktığın boşlukları doldurmalı.
    Kamil'e kolay gelsin diyelim şimdilik.. :)

    YanıtlaSil
  16. Bence danışıklı olmamalı. O zaman anlamını kaybeder hikaye, yanılıyor muyum?

    YanıtlaSil
  17. Çok güzel gidiyorsunuz, bittiğinde kitaplaştırabilseniz keşke...Bana bu son yazı İçimdeki Yangın filmini hatırlattı. İzlemediyseniz öneririm mutlaka izleyin

    YanıtlaSil
  18. Yok danışıklı demedim zaten. Öyle olursa anlamı kesinlikle kaybolur sadece genel hatları belirleyip oralara yönelebiliriz dedim yoksa danışıklı elbette ki olmaz.

    YanıtlaSil
  19. Zehrasunay, listeye ekledim, izleriz inşallah.

    Sen daha iyi bilirsin Volkan Abi gtalk var bende isterseniz gelin :)

    YanıtlaSil
  20. Bak kamil'de söylemiş demek istediklerimi. Hafif yönlendirmeler gibi. :)

    YanıtlaSil
  21. Benim için sorun yok, ben sizden kaparım benim için iyi olur. :)

    YanıtlaSil
  22. Ben beğendim ne yalan söyleyeyim.Güzel bir bölümdü,yumuşak geçişler vardı rahatsız etmeyen.Yusuf,yazıların güzel,beğenerek okuyorum.Tebrikler :)

    YanıtlaSil
  23. Teşekkür ederim, inşallah gittikçe daha güzel olacak. :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeşil Göz Kırmızı Tokat

Grub Kurtarma

Üzüntü Giderme Aracı

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

Çay mı Şerbet mi

Bakış Açısı

Öğretme(n)