Ana içeriğe atla

Yalaka mı Nankör mü


İnsanoğlu genel anlamda menfaatçidir. Eğer belli bir bilinç edinmemişse hep kendi çıkarlarına doğru gider. Bu yolda kendisine iyilik yapan insanlara bir yaranma, tabiri caizse bir yağ çekme eylemine girişir. Bu, biraz da doğal bir işleyiştir. Kendisine iyi davranan insanlara biraz farklı davranma eğilimi herkeste görülür.

Benim takıldığım nokta, genel olarak devam eden seyir değil; üç kuruş menfaat için virgül gibi eğilmeyen noktadır. Çok az da olsa insanların mallarına bakmayan, kendisine edilen yardımı çıkara dönüştürmeyip bir teşekkürle karşılayabilen kişiler vardır.

Bunu söylerken insanların çoğu yalaka dediğimiz sınıfa giriyor demiyorum. Zaten kimse de bunu iddia edemez. Yalakalık dediğimiz fiil çok kötü bir eylemdir. Böyle insanlar da zaten toplum içinde bellidirler ve genelde sevilmezler.

Asıl anlatmak istediğim orta yolu tutmanın ne kadar zor olduğu. Yalakalığa kaçmadan; ama edilmesi gerektiği gibi teşekkür etmenin zorluğunu anlatmaya çalışıyorum. Size bir iyilik yapan, borç para veren, sizi arabasına alan insanla olan diyaloğunuzun ayarının na kadar zor olduğunu açıklamak istiyorum.

Muhatabınızı teşekkürlere boğsanız, yerlere eğilseniz, insanlar arasında ona farklı muamelede bulunsanız, ona daha bir tatlı gülseniz olmaz. Olursa yalakalık olur.

Sırf bu duruma düşmemek için somurtsanız, kuru bir teşekkürle geçiştirseniz de olmaz. O zaman da nankörlük olur.

Aslında bu ayarın çok da zor olduğuna inanmıyorum. Sadece bu ayarı tutturamayanları görünce üzülüyorum. Üzülünce de gelip buraya yazıyorum. Psikologa verecek param olsa hiç blogla uğraşır mıydım. :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.