Ana içeriğe atla

Yazar Ne Yazar Ne Yazmaz


"Ilık bir ilkbahar akşamıydı." Yok yok sıcak bir yaz öğlesi olsun. O da olmadı buz gibi bir kış şafağı olsun ama ılık bir ilkbahar akşamı olmasın. Bilmiyorum ılığın sizin için anlamı ne; benim için soğumaya yüz tutmuş bir çaydan başka bir şeyi hatırlatmıyor.

Bu berbat girişten sonra meramımı anlatayım: Bilirsiniz piyasada bir sürü kitap var. Gelen yazıyor; giden yazmış ama kimisi sadece yazarken kimi yazdığına ruhundan bir parça eklemiş.

Ağzı bozuk blog yazarlarının kitap bastırdığı günümüzde o kadar kötü bir durum var ki nasıl diyeyim bilmiyorum. Eline güzel bir hikaye geçiren bir kitap yazmış, okuyunca keşke hikayesini bir yazara verseymiş diyorsunuz.

Kendinizi kitaba kaptırmadan okursanız görürsünüz ki bazı yazarlar oldukları gibi yazacaklarına okuyucuya güzel görünmek için taklalar atıyorlar. Yersiz devrik cümleler, birkaç kısa cümlenin birleşiminden oluşan paragraf cümleler, klişe laflar, imkansız benzetmeler ve benzeri...

Özellikle meşhur olmuş birilerinden böyle şeyleri okuyunca ne diyeceğimi bilmiyorum. İmkansız benzetmeler dedim ya, niye böyle bir yola başvurulur anlamıyorum. Benzetme insanlara bir şeyler hissettirmek için yapılıyorsa bir duyguyu, hiç olmamış veya olması imkansız bir şeye benzetmenin ne gibi bir anlamı olabilir?

Hangi birini söyleyeyim bilmiyorum. Söylememin bir faydası olur mu onu da bilmiyorum ama söyleyeceğim. Zaten buraya yazmamın bir şeyleri düzeltme gibi bir hedefi yok. Birileri buraya bakıp yazma niyetlerinden vazgeçerse ne mutlu bana :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …