Kayıtlar

Eylül, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yanlış Mahallenin Doğru Sokağı

Resim
Merhaba günlük, hiç vaktim yok sadece bugün başımdan geçenleri yazıp kaçacağım.

Bugün okula gidecektim. Gidecekken bir haftadır gelmeyen paketimi de gidip kargodan alayım dedim. Kargo şubesi bilmediğim bir yerdeydi. Zaten Diyarbakır'ın batı tarafını hiç bilmiyorum. Önceki gün Google Maps'tan baktım, kendime göre bazı işaretler belirledim ve nasıl olsa bulurum dedim.

Arabaya bindim. Şoföre Dr. Sıtkı Göral caddesi dedim "o da ne" dedi. Maps'tan bakınca da kocaman cadde olarak görünüyor. Neyse ki bir arkadaş önceki gün bana başka bir isim vermişti. Neyse araba bir yere kadar gitti. Ben de rastgele bir yerde indim. Hissettim diyeceğim de Yahşi Batı'daki Kızılderili şefinin durumuna düşeceğimden korkuyorum. İndim arabadan mapsten gördüğüm bir okulu gördüm karşıda. Tamam dedim doğru yerdeyim. Hemen kuzeye doğru yol aldım. Bu arada ne aradığımı da söyleyeyim 41. sokağı arıyorum.

O sokak senin bu sokak benim arıyorum. 32. sokaktan başladım 12. sokağa kadar gittim. Y…

Para mı Sevgi mi

Resim
Felsefe dersinde hocamız eş seçimiyle ilgili bir soru sordu. En önemli şey ne diyordu. Kimileri öyle, kimileri böyle dedi ben "para" dedim. Hoca her cevabı tahtaya yazıyordu. Daha sonra bazılarının "aaa, bak biri para demiş" deyip güldüklerini gördüm.

Hayatın gerçeklerinin farkına varmamış gençlerdi bunlar. Onlar daha duyguların gücüne inanıyorlardı. Sadece birkaç ay yürüten duyguların bir ömür boyu süreceğini düşünmek bir yana, daha, ciddi düşünmek için bile çok küçüklerdi. Çünkü ortada bir şey yokken kararlar vermek, ahkam kesmek çok kolaydı. Şöyle  bir şey anlatılır: İki fakir adam konuşurlar, biri birine sorar: "iki araban olsa birini bana verir misin? İki evin olsa?..., İki bilmem neyin olsa?..." diye uzatır da uzatır. O her sordukça diğeri "elbette" deyip durur. Sonunda "iki gömleğin olsa?" diye sorar. Diğer adam durur ve "hayır" der. "Neden" sorusuna da "çünkü iki gömleğim var." diye cevap verir.

İ…

Küçük Kızdan Amcasına

Resim
Kamil Abime özendim, zamanda yolculuk yaptım. Bir zaman önce kendisini korkuttuğum küçük kızın büyüğünü buldum ve derdini dinledim. Bakalım dedim beni dinlemiş mi yoksa bin nasihat bir musibet gelmeden değersizdir kaidesine mi uymuş? Başladı anlatmaya güzel kızımız:

Amca, gördüm onu, bana bakıyordu, gülüyordu. Gülüşünde baharları gördüm, çiçeklerin üstünde vızıldayan arıları gördüm. Tam kaptırıp gidiyordum ki hatırıma sen geldin. Bakışlarımı başka yöne çevirdim. Biraz sonra göz ucuyla bir baktım ki bakışlarımı çevirmem onu çok üzmüş, yüzündeki bahar fırtınalı bir güze dönmüş. Dedim belki de sen yanılıyorsundur amca, belki bu doğru kişidir. Belki beni gerçekten seviyordur. Öyle olmasa bakışlarımı çevirmeme bu kadar üzülür mü dedim. 
Seni unuttum amca. Amaaan dedim, dertlinin biriydi. O öyle birine rast geldi diye ben de mi böyle olacağım dedim. Aslında biliyor musun amca her şeyi unuttum. Artık benim için sadece o vardı. Onu düşünerek yattım, onun sesini kulaklarımda duyarak kalktım. H…

Neye Vuruldun?

Resim
Okulda bir arkadaşla karşılaştım. İki üç aydır görüşmemiştik ama onu görünce üç yıldır burada değil sandım. Çocuk resmen çökmüştü. Gözlerinde de bir hüzün vardı. Belli etmemeye çalışıyordu ama gülerken bile dudaklarını kenarı ağlıyordu. Da Vinci'nin tablosu gibi olmuştu çocuk.

Hal hatırdan sonra durumunu sordum "yok bir şey" dedi. Üstüne gittim falan, zorladım nihayet kabul etti. Tabi gençler biraz acayip oluyor. Başta direniyorlar, ipin ucunu yakaladın mı yün kazak gibi sonuna kadar çözülüyorlar.

Bizimki aşık olmuş. İşin ilginç yanı da aşık olduğu kişiyi hiç görmemiş. "Hadi oradan, öyle şey mi" olur diyecektim ama çocuğun hali bu soruma zaten cevaptı. "İyi de neye vuruldun?" dedim, "ben de bilmiyorum ama olduğunu varsaydığım birini çok sevdiğimi hissediyorum" dedi.

Dünyada ne gariplikler oluyor değil mi? Çocuk, arkadaşıma göndereyim derken yanlışlıkla işte bu tanımadığı kıza atmış mesajı. Sonra ne olmuşsa öyle bir iki mesajlaşmışlar falan …

Beklemek

Resim
Yıllar önce, geleceğinden emin olduğum tehlikeden korkarak kaçırdığım uykularda tanıdım seni. Aylarca oyalasan da biliyordum bir gün geleceğini. Kimi zaman sıkıcı bir derste zilin çalışıydın benim için. Kimi zaman da sabah namazına kalkamamak korkusuyla uykuma direnişim.

Her zaman hayatımda oldun. Hep sıkıntıydın. Kimi zaman bir arkadaştın, son anda işi çıkıp randevuyu erteleyen. Kimi zaman bir sıraydın, hastane, postane, banka koridorlarında. Kimi zaman bir şifaydın başımın çatlarcasına acısında.

Kimi zaman sıkıntıdan patlamak üzere olan ben için bir e-postaydın. Kimi zaman sıcak bir sohbetin bildiricisi olan bildirimdin. Kimi zaman karşı tarafta duyulan sıcak bir ses, kimi zaman çalan bir kapıydın.

Baze aniden akla gelen bir ilham oldun hayatımda. Bazen demlenme süresi biten çaydın. Bazen sonunu görmeye hasret kaldığım bir kitap; bazen bir türlü gelmeyen uykuydun.

Bir basket maçının bitiş sesi oldun kimi zaman. Bir filmin başlamasına kalan saniyelerdin. Bilgisayarın açılmasındaki s…

Türkleşiyoruz

Resim
Yine o bakkal arkadaşımın yanındaydım. Sekiz-on yaşlarında bir kız çocuğu içeri girdi. Nazik diye tabir ettiğimiz bir şekille "şey, az önce büyük annem buradan bilmem ne almış..." diye devam ederek bir şeyler söyledi. Konuşması garibime gitti. "Kız sen Türk müsün, Kürtçe bilmiyor musun?" diye sordum, bana Kürtçe cevap verdi. "O zaman büyük annem ne ya" diye şakayla karışık sitem ettim.

Bana garip geldi. Ninem bile demiyor, büyük annem diyordu. Bizde olmayan bir kullanım, nasıl oldu da bu kadar bizim içimize girdi. Allah bilir o kız Kürtçe bir cümle bile kuramıyordur.

Ne yazık ki asimile oluyoruz. Açıkça Türkleşiyoruz. Göz göre göre, aslımızı kaybediyoruz.

Bir yerde okumuştum. Toplumu kadınlar yönetir, kadınlar değiştirir diyordu. Bunu, bu vesileyle tekrar görmüş oldum. Küçüklükten beri özentilerle yaşayan kız çocukları, televizyonda gördükleri gibi konuşmaya çalışıyorlar. Büyüyüp anne olduklarında da çocuklarını böyle konuşturuyorlar. Her ne kadar isteye…

Büyüğü Varken

Resim
Bir arkadaşıma bir sıkıntımdan bahsettiğimde bana şöyle demişti: "Üzme kendini bu kadar, senin bu sıkıntılarını yaşamak için can atan çok sayıda insan bulunabilir." Biraz düşününce haklı olduğunu düşündüm. Zaten ona da söyledim, insanın tek sıkıntısı olduğunda, ne kadar da küçük olsa dert olur insana. Gerçek sorunları olunca artık bu küçük sıkıntılar önemsizleşir, hatta görünmez olur.

Bu konuşma ve düşüncelerden sonra gördüğüm bir manzara beni baya etkiledi. Tren istasyonunda bilet sırasındayken, küçüklükten tanıdığım birini gördüm. Büyümüştü, delikanlı olmuştu ama hastalığı onu bırakmamıştı.

Felçli olan bu genç dik duramıyor. Yürürken sallanıyor, hareketlerini kontrol edemiyor, kafasının sallanmasını engellemek içinse sürekli gergin duruyor. Rahat konuşamıyor bu talihsiz adam; ağır kelimelerle hitap ediyor.

Biletlerimizi alıp birbirimize iyi yolculuklar diledikten sonra onun hakkında düşünceler aldı beni. O tecrübeli arkadaşımın dedikleri beni sevk etmişti bu düşüncelere. …

Medeniyet Elbisede Değil

Resim
Gassani hükümdarının Medine'ye Müslüman olmak için geldiğini söyledim. O mescitten veya başka bir yerden çıkıyor, çalımla hareket ediyor ve kendini Gassan'da sanıyordu. (Medine'nin başka bir yer olduğunu; bunların şartlarının, durumlarını ve bu tür şeylerden anlamadıklarını bilmiyordu.)

Bu tür merasimlere değer vermeyen normal bir Müslümanın ayağı, beyefendinin kaftanına takılıyor. O da dönüp bu Müslüman adamın kulağına vuruyor. Bu adam şikayet için Ömer'in yanına gidiyor.

Şimdi bu zamanda Ömer ve bütün sahabiler, Arapların en büyük ileri medeniyetine sahip olan Gassanilerin hükümdarı Medine'ye bizzat kendi ayağıyla gelip teslim olduğu için ona iyi davranırlar. Medine, bu büyük zaferi, Arapların en büyük ileri sermayedarlarının gelip fakir Medinelilere, Evs ve Hazreçlilere teslim olmaları nedeniyle en azından görünürde büyük bir zafer olduğu için kutlamıştır.

Ömer, Müslüman adamın şikayetine cevap olarak şöyle der: "Yarın mescidin önüne gel onu çağırayım, eğe…

Sevmeyeni Sevmek

Resim
"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

Vefasız

Resim
Derler ki gözleri görmeyen bir kız varmış. Gencin biri ona aşık olmuş. Genç bir ara kıza "gözlerin açılırsa yine benimle evlenir misin" diye sormuş. Kız da "tabi ki" demiş. "Senden başka kimim var ki" Gel zaman git zaman, kıza uygun göz bulunmuş, ameliyat olmuş ve gözleri açılmış. Erkek yanına gelmiş "ne diyorsun, artık evlenebilir miyiz" demiş. Kız bakmış ki erkek arkadaşının gözlerinin yerinde çukurluklar var. Verdiği sözleri de, hayallerini de, gencin kendini ona adamasını da, en önemlisi de ne olduğunu bilmediği ama gencin uğruna gözlerini feda ettiği sevgisini unutmuş ve "senin gözlerin yok ki, ben seninle nasıl evleneyim" deyip gitmiş. Zavallı genç arkasından sadece "Gözlerime iyi bak" diyebilmiş.

Belki abartı, belki komple yalan ama hangimiz yaşamadık vefasızlık örneklerini? Hangimiz değer verdiklerimizin bizi değersiz görmelerine şahit olmadık? Hangimiz uğruna çabaladıklarımızdan ihanetler görmedik? Hangimiz "öl…

Sohbetine Doyum Olanlar

Resim
Bir ara bilgisayarımı gasp eden bir yakınımdan bahsetmiştim. Bir hafta kadar bizde kalmış, benim bilgisayarıma, yani hayatımın bir parçasına yaklaşmama izin vermemişti. Akrabalık ve misafirlik hatırına buna ses çıkarmamıştım ama yanlış yapmıştım. Bunu daha sonra anladım.

Normal şartlarda birinin bilgisayarıma dokunması bile hoşuma gitmez. Bilgisayarım bence mahremimdir ve sadece bana ait olmalıdır. Bu düşünceme rağmen bir hafta boyunca bilgisayarımı kendisine bıraktığım akrabam, bu cömertliğimden çok memnun olmuş olacak ki bu durumu yinelemek istedi. Sütten ağzı yanan ben, ikinci kez bu hataya düşmeyecektim elbette.

Ortada bir bilgisayar ve onun başında oturan bir misafir olmayınca, doğal olarak sürekli televizyona bakan, ondan da sıkılınca konuşan bir misafir oldu. Hayatı boyunca bırakın eline almak, bir kitabın yanından bile geçmemiş bir misafirin söyledikleri, az da olsa kitap okumuş biri için çekilmez olabiliyormuş demek ki. Bunu ancak görünce anlayabiliyor insan. Yıllar önce gül…

Bakış Açısı

Resim
Bir dizide şöyle bir sahne seyretmiştim. Bir matematik öğretmeni tahtaya bir soru yazdı. Bunu çözün dedi. Öğrenciler bu imkansız dediler. Fakat hoca ısrarla "bakış açınızı değiştirirseniz çözersiniz" diyerek onları çözmeye zorladı.

Matematikle aram olmadığı için soruyla ve cevapla ilgilenmiyorum. Zaten o zaman da ne soruyu ne de çözümü anlamıştım. Fakat bakış açısı konusunda, sözel kafasıyla bir şeyler düşünebileceğime inanıyorum.

Öyle sanıyorum ki insan baktığı şeyi görmekten çok onu yorumlar. Bir sanatkarın sanat eserine bakışıyla bir avamın bakışı arasında fark oluşunun nedeni budur. Avam o eserde en fazla bir güzellik bulur, belki onu bile göremez. Fakat sanatçı baktığı an ondan bir mesaj bile çıkarabilir.

İnsanın olaylara, kişilere, bilimlere, dinlere vb. bakışı da sanırım bilgisine göre değişir. Kur'an okumamış, Arapça bilmeyen, beş vakit namazını camide kılan bir yaşlı insanın İslam'a bakışıyla, bir Sosyoloji öğrencisinin bakışı asla bir olamaz. Birincisi bil…

Sevgili Günlük 3

Resim
Ne haber sevgili günlük? Sen de benim gibi yaşamaktan sıkıldın mı? Tabi sen de haklısın. Sıkılsan ne yapabilirsin ki? Sanki kaderin kendi elinde. Tamam günlük efendi tamam. Dinlemeye değil anlatmaya geldik. Bir derdin varsa yorum olarak yazarsın.

Durumlar pek iyi sayılmaz. Mesela şu an dudağımdan musluk gibi kan akıyor. Peçete kıpkırmızı oldu. Ama Allah var kanımın rengi çok güzel. Beyaz peçete üzerine kırmızı çok yakışıyor.

Gelecekle sorunlarım var günlük. Bir türlü beni dinlemiyor. Gelme dediğim zaman çok hızlı geliyor. Bana düşünme fırsatı bile vermiyor. Çabuk gel dediğim zaman da sanki tersine akıyormuş gibi benden uzaklaşıyor. Ona dedim, seninle uğraşamam dedim. Benim Rabbim var, ona dayanırım o beni senden korur dedim. Fakat kimi zaman kendimi gene geleceğin cazibesine kaptırıyorum. Ya şöyle olursa, ya böyle olmazsa gibi düşünceler beni deli ediyor.

İlk Şoförlüğüm

Resim
Mobilya atölyesinde çalıştığım zamanlar araba sürmeye merak sarmıştım. Sık sık arabayla bir yerlere bir şeyler götürüyorduk. Ustamızla aramız iyiydi ve isteyene, müsait yerlerde kullandırıyordu arabayı. Bazı çalışanlar çok fazla sürmek istiyorlardı fakat ustamız sadece boş yerlerde direksiyonu onlara bırakıyordu.

Zamanla benim de merakım oldu ama hiç sürmek istemedim. Ta ki bir tatil gününe kadar: Bir düğün vardı. Düğün salonu ilçenin üç kilometre dışındaydı. Ustam bir otomobil emanet almış, birkaç arkadaşla beraber beni de evden almaya gelmişlerdi. Kapıya çıkınca ben de samimiyete güvenerek "usta, in de ben kullanayım dedim" Kesin itiraz eder diyordum ama hiç konuşmadan inip arka koltuğa geçti. Ben de daha önce hiç şoför koltuğuna oturmamış olmama rağmen şaka yaptım demedim.

Araba zaten çalışır durumdaydı. Yapmam gereken sadece ilk başlarda herkesin yaptığı gibi arabayı tekletmekti. Fakat hiç de öyle olmadı. Arabayı sorunsuz sürdüm. Tabi tek bir yönde ilerliyordum. Elbet s…

Alan Adım Eksik (Mim)

Resim
Blogger'in eksikleri diye bir mim açılmış. Anında Yorum beni mimlemişti. Ben de sanmıştım ki birkaç blog yazarını eleştireceğim. Nasıl yapacağım diye kara kara düşünürken bugün baktım ki Mamontenka da aynı mimde beni mimlemiş. Tabi bir de kendisi yazmış. Yazısını okuyunca aslında konunu basit olduğunu anladım.

Hiç uzatmayayım ben Blogger'i seviyorum. WP kullanırken en büyük sorunum yazılarımın kaybolmasıydı. Blogger'e geçtikten sonra hiç yazı kaybetmedim. Sağ olsun hep kaydediyor. Bu benim için çok iyi. Bir de google hesabıyla kullanılıyor olması önemli bir avantaj.
Eksiklerine gelince benim için en önemli sorun alan adım. Kendime ait alan adım var ama bir türlü yönlendiremiyorum. Ne yaptıysam olmadı. Google gibi bir devin bunu daha basit bir yolla yapması gerekirdi. 
Tabi bir de herkesin şikayet ettiği şablon sorunu var. Şablonlar kötü ve çok az. Blogger buna acilen çare bulmalı. Daha hafif, sade ve görsel birkaç temaya ihtiyacımız var. 
Her şeye rağmen Blogger'e dev…

Isır Beni

Resim
Geçenlerde akşam namazını kılarken bir sivrisineğin etrafımda dolaştığını gördüm. İlk başta rahatsız olsam da sonra olsa olsa bizim aşık sivridir deyip rahatladım. Gider bir yerlere konar, namazdan sonra bir güzel sohbet ederiz diye düşündüm. Fakat o aşağılara doğru yöneldi. Az sonra ayak bileğimde hafif bir sızı hissettim.

Namazdan sonra bir baktım ayak bileğim kaşınıyor. Bir dokundum baktım şişmiş. Meğer gelen bizim sivri değil dişi bir sivrisinekmiş. Bir dişi olarak görevini çok iyi yapmış.

Biraz düşündüm ve şu soruyu sordum kendime: Bütün dişiler mi can yakar?