Önceki Bölüm
Biraz sonra araba hareket etmeye başladı. Sokaklar bozuk olduğundan yavaş gitmesine rağmen araba çok sallanıyordu. Mesut, hangi yöne doğru yola başladıklarını bilmesine rağmen, bir süre sonra nerede olduklarını kestiremedi. Sherlock Holmes değildi, ilk defa önünü görmeden bir yere gidiyordu. Aslında kafasını hafif sola çevirince camı görüyordu ama buz tutmuş cam dışarının görünmesine izin vermiyordu.
Bir iki yerde durdu araba. Tahmini on beş-yirmi dakika bekledikten sonra yine hareket ediyorlardı. Anlaşılan başka evlerden başka kişiler de alınıyordu. Neyin operasyonuydu, niye almışlardı şubat soğuğunda, gecenin birinde bilmiyordu ama itaat etmekten başka çaresi yoktu.
Arabalar ilçe emniyetinin önünde durdular. Herkesi indiriyorlardı. "Eğ kafanı", "yürü" sesleri duyuluyordu sürekli. Kaç kişiydiler kestiremedi ama baya bir vardı toplananlar. Hepsini içeri götürdüler. Zemin katta ince bir koridorda, duvar dibinde tek tek çöktürdüler. Tabi bir robot gibi durmadan "eğ kafanı" diye bağıranlar hiç eksik olmuyordu.
Arabanın sıcaklığında titremesi geçmişti. Şimdi biraz daha iyi hissediyordu Mesut. Gerçi bir belirsizliğe doğru gidiyordu ama korkmuyordu. Böyle durumları beklemek zordu ama yaşanılan anda her şey normal geliyordu.
Uzunca bir süre koridorda, çömeltilmiş, başlar eğik vaziyette bekletildiler. Ara sıra isimler söyleniyor, bazılar çağrılıyordu. Kimisi tuvalete gitmek için izin istedi. Onun da ihtiyacı vardı ama izin istemeye cesaret edemedi. Korkudan değildi bu, sadece tecrübesizlikti. Daha on dokuzundaydı, başına ne geleceğini tahmin bile edemezdi.
"Mesut Sayar" adını duyunca istem dışı ayağa fırladı. Memurun biri kolundan tutup onu küçük bir odaya götürdü. Ceplerini boşalttırdılar. Biraz para, cüzdan ve bir iki küçük eşyadan başka bir şey yoktu. Kontrol ettiler. Cüzdanı karıştırdılar. Vesikalık fotoğraflarından birinin arkasına adını yazarak çekmeceye attılar.Sonra eşyalarını geri vererek çömeldiği yere götürdüler. Çömelerek oturmak çok zordu, bacaklar uyuşmuştu ama yapacak bir şey yoktu. Kafalarını kaldırmalarına bile izin vermiyorlardı.
Ne kadar geçti bilmiyordu, sabah namazına yakın olmalıydı çünkü hava çok az aydınlanmıştı. Onları dörder dörder hemen karşıdaki hastaneye götürdüler. Güya sağlık kontrolleri yapılacaktı. Doktarla onları götüren polis memuru doktorla birkaç dakika sohbet ettikten sonra temiz raporuyla geri döndüler.
Çok kısa bir süre sonra ilçedeki işler bitmişti. Arabalara bindirilip şehre götürüleceklerdi. İşte asıl korku şimdi başlıyordu çünkü gidecekleri yer sorgu merkeziydi.

Heyecan dorukta :p Ben de meraklandım gidilecek yeri, ve Mesut'un suçunu
YanıtlaSilMesut'un önünde zor günler var :)
YanıtlaSil