Ana içeriğe atla

İlk Şoförlüğüm

Mobilya atölyesinde çalıştığım zamanlar araba sürmeye merak sarmıştım. Sık sık arabayla bir yerlere bir şeyler götürüyorduk. Ustamızla aramız iyiydi ve isteyene, müsait yerlerde kullandırıyordu arabayı. Bazı çalışanlar çok fazla sürmek istiyorlardı fakat ustamız sadece boş yerlerde direksiyonu onlara bırakıyordu.

Zamanla benim de merakım oldu ama hiç sürmek istemedim. Ta ki bir tatil gününe kadar: Bir düğün vardı. Düğün salonu ilçenin üç kilometre dışındaydı. Ustam bir otomobil emanet almış, birkaç arkadaşla beraber beni de evden almaya gelmişlerdi. Kapıya çıkınca ben de samimiyete güvenerek "usta, in de ben kullanayım dedim" Kesin itiraz eder diyordum ama hiç konuşmadan inip arka koltuğa geçti. Ben de daha önce hiç şoför koltuğuna oturmamış olmama rağmen şaka yaptım demedim.

Araba zaten çalışır durumdaydı. Yapmam gereken sadece ilk başlarda herkesin yaptığı gibi arabayı tekletmekti. Fakat hiç de öyle olmadı. Arabayı sorunsuz sürdüm. Tabi tek bir yönde ilerliyordum. Elbet sokak bitecekti ve ben dönmek zorunda kalacaktım.

Sokağın başına geldiğimde sağa-sola bakmadan, sinyal yakmadan dönüş aldım. O ana kadar benimle ilgilenmeyen, neşeyle sohbet eden ustam "sinyalini yakmadın, sağa sola bakmadın, vitesi düşürmedin" diye üst üste sıraladı. Be o an heyecandan debriyajı da, gazı da, freni de bıraktım. Araba bir iki tekleyince kendimi tamamen kaybettim. Ne yapacağım konusunda hiçbir fikrim yoktu. Araba üst üste tekliyordu ama bir türlü motor durmuyordu. Yavaş yavaş duvara doğru gidiyorduk. Ben ne direksiyonu çevirmeyi, ne frene basmayı akıl edemedim. Arabada beş kişiydik ama öyle sanıyorum ki hiç kimse bana ne yapmam gerektiğini söylemiyordu. Ya da ben duymuyordum.

Sonrasını hatırlamıyorum. Arabayı nasıl durdurdum. Arka koltuğa nasıl geçtim hiç bilmiyorum. Öyle bir şok olmuştum ki kafamı cama dayayıp sustum. Ne düşündüğümü, ne hissettiğimi hiç hatırlamıyorum. O ruh haliyle düğüne de gittim. Aradan yıllar geçtiği için bu halimin ne kadar sürdüğünü hatırlamıyorum ama inanıyorum ki tüm gün etkisinde kalmışımdır.


Yorumlar

  1. babam hep "daha acemisin sen" diyip uzun bi süre arabayı tek başıma vermedi uzun zaman =) ben de bi gün arabanın otoparkta olduğu bi gün aldım ve avrupa yakasından anadolu yakasına geçtim ve inadına sol şeritten. belki de araba kullanmayı o gün öğrendim =) 8 senedir trafikteyim, İstanbul'da cambazlık şart ;)

    sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Her araba sürdüğünde eminim bu anını hatırlarsın :) Gerçekten ders verici bir anı. Bilmediğimiz şeylere karşı biliyormuş edasıyla atılınca, eğer yönelendirenimiz yoksa ne hale geleceğimizi bir düşünelim.

    YanıtlaSil
  3. Teşekkür ederim yorumlarınız için, Faruk, unutmak mümkün değil, haklısın.

    YanıtlaSil
  4. Allah muhafaza. Ben de araba kullansam böyle olurdu herhalde. :)

    YanıtlaSil
  5. Ayak pedallere alışana kadar açık alanda kullanmak lazım.

    YanıtlaSil
  6. Anladığım kadarıyla çarpma gerçekleşmedi, arabayı kendi kendine durdurdun. :) Öyle mi?

    YanıtlaSil
  7. Kardeşim Yusuf öncelikle söylemeliyimki blog temanız çok güzel olmuş gerçekten.Güle güle kullanın emi.
    Kedi şoförude ilk defa gördum ağzınıda açmış çok komik ya:)
    ben inanmıyorum bilmeden araba sürmenizi.:)bizleri güldürmek için yazıyorsunuz bu komiklikleri dimi. Gülmekden ölecektım gerçekden.Eyer dediyiniz gibiysede ÇOk çok geçmiş olsun.Hayırlı günler.

    YanıtlaSil
  8. Kamil Abi, gerçekten hatırlamıyorum. Bir şekilde frene basmış olmam lazım. :)

    Gül, tema için teşekkürler. Yazıya gelince en küçük bir kurgu yok, tamamen gerçek :) Sağ olun, yıllar önceydi

    YanıtlaSil
  9. Merhaba..

    Seni gercekden tebrik ediyorum iyi cesaret, bir arabayi nasil hic durdurmadan hareket ettirdin, iki yalpalamadan yolun sonuna gelebildin, ustan bile donerken fark etmis acemi oldugunu fren debriyaj , sag sol, ben ilk surdugum gunu hic unutmuyorum kac kere durmusdu araba, daha calismadan,

    Bir arkadasimiza araba surmeyi ogretmeye karar vermisdik arabada dort kisiydik bos bir alan bulup surdurmeye basladik bayagi bir antremandan sonra vites birle hareket etmeye basladi, bu ara hepimiz konusmaya daldik, oda surdu surdu gide gide bir duvara carpti, nasil oldu, nasil bitti anlamadik, hepimiz saskin ve vites bir yada ikide olmasina arkadasin dudagi direksiyona carpti ve patladi, ufak tefek yaralandik , bu animizi anlatir guleriz simdi usta bir sofor, bu hanfendi. Onada kimse ne yapacagini soylememisdi o da gitti duvara vurdu. Kedide cok guzel olmus yaziya hepimiz oyleydik o carparken, cok uzattim

    ben gideyim.

    YanıtlaSil
  10. Ne diyeyim geçmiş olsun mu diyeyim bilemedim :)

    Benim sorunsuz arabayı kaldırmamın sebebi iyi bir şoförün bana ders vermiş olmasıydı. Ders pratik değildi ama demek ki iyi anlatmış :)

    YanıtlaSil
  11. İlk sürüşümde ben de hiç teklememiştim. Ama yanımda bana sürmeyi öğreten babam vardı =) Sizin hiç sürmeden talep etmeniz iyi cesaret doğrusu =) Allah korumuş.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

General Mobile Discovery Kitkat sürümüne geçtikten sonra eduroam bağlantısını kuramadım. İnternette aradım ve donanımhaber forumda konuyla ilgili bir mesaj buldum. Çok kısa yazılan mesajı burada resimli bir şekilde açıklamak istiyorum.

Öncelikle Sistem Ayarları'ndan Kablosuz'a giriyoruz. Orada altta duran +'ya basıyoruz. Bu yeni ağ oluştur demek.





Ağ SSID yazan yere "eduroam" yazıyoruz. Hemen altında Güvenlik seçeneğini 802.1xEAP diye değiştiriyoruz. Kullanıcı adı ve şifremizi giriyoruz.



Ardından Gelişmiş Seçenekleri Göster kutucuğunu işaretliyoruz. Altındaki EAP metod seçeneğini TTLS onun altındaki Faz 2 doğrulaması'nı da PAP diye değiştiriyoruz.



Hepsi bu kadar. Kaydet dedikten sonra eduroam'a rahatlıkla bağlanabilirsiniz.