Ana içeriğe atla

Sohbetine Doyum Olanlar

Bir ara bilgisayarımı gasp eden bir yakınımdan bahsetmiştim. Bir hafta kadar bizde kalmış, benim bilgisayarıma, yani hayatımın bir parçasına yaklaşmama izin vermemişti. Akrabalık ve misafirlik hatırına buna ses çıkarmamıştım ama yanlış yapmıştım. Bunu daha sonra anladım.

Normal şartlarda birinin bilgisayarıma dokunması bile hoşuma gitmez. Bilgisayarım bence mahremimdir ve sadece bana ait olmalıdır. Bu düşünceme rağmen bir hafta boyunca bilgisayarımı kendisine bıraktığım akrabam, bu cömertliğimden çok memnun olmuş olacak ki bu durumu yinelemek istedi. Sütten ağzı yanan ben, ikinci kez bu hataya düşmeyecektim elbette.

Ortada bir bilgisayar ve onun başında oturan bir misafir olmayınca, doğal olarak sürekli televizyona bakan, ondan da sıkılınca konuşan bir misafir oldu. Hayatı boyunca bırakın eline almak, bir kitabın yanından bile geçmemiş bir misafirin söyledikleri, az da olsa kitap okumuş biri için çekilmez olabiliyormuş demek ki. Bunu ancak görünce anlayabiliyor insan. Yıllar önce gülmeyi bıraktığınız şakaları, kendisi icat etmiş gibi şevkle anlatan bir misafir, size "bilgisayarı versem de kurtulsam" dedirtebiliyor.

Lisedeyken "falan kitap çok güzel" deyip duran bir arkadaşıma, abarttın demek için sorduğum "yeter artık, başka kitap okumadın mı" sorusundan sonra anlamıştım kitap okumayan insanların olduğunu. Sonraki yıllarda, kitap okumaktan ziyade, tek faydalı işle ilgilenmeyenlerin olduğunu gördüm. Vakitlerini boşa geçirmek, en küçük bir şey öğrenmemek, çevresine en küçük bir fayda sağlamamak için elinden geleni yapanlara şahit olmak, şükretmek için çok önemli bir nedenimin olduğunu gösterdi bana.

Okumak her şey diyemem ama düşünmek, insanı insan olmayandan ayırandır desem, sanırım büyük laf etmiş olmam. Çünkü böyle insanların en büyük sorunlarının okumamak, televizyon seyretmek, elektrik kesilince yapacak bir şey bulamadıklarından uyumak değil; düşünmemek olduğunu biliyorum. Düşünmeyen insanın, hayvan olamayacağını, bir sorun makinesinden başka bir şey olmadığının da farkındayım.

İşte bu yüzden okuyan insan farklı. Çünkü düşünmenin yolu okumaktan geçiyor. Hele yazan insanın sohbetine hiç doyum olmuyor. Çünkü "yazmak düşünmektir" diyor bir kalem reklamında. Bu vesileyle de tüm blog yazarı dostlarıma içten bir selam yolluyorum.

Yorumlar

  1. Sakın "misafirim resimdeki şirine" deme bana,bozuşuruz :)

    Ben de benzer hatayı laptopu 6 ve 9yaşındaki yeğenlerime vererek yaptım sayılır. Görünürde yağlı parmak lekelerinden başka hasar tespit edemesem de ağzımın tadıyla bir e-postalarıma bile bakamadım:)

    Okumayan insanlar var ve ben buna hala şaşırıp üzülüyorum. Yani en başta okuma kültürü diye birşey yok,okumanın insanlıkla alakalı olduğuna dair bir fikirleri yok...

    Selamını da aldık,iade ettik:)

    YanıtlaSil
  2. Yok yok, şirineyi bırakın, şirin bile değil. Benden büyük üstelik. Çocuklarla sorunum yok çok şükür. Bilgisayarımla işleri olmaz, oyun yok, ayrıca Linux kullandığım için anlamıyorlar.

    Teşekkürler. :)

    YanıtlaSil
  3. Ve aleyküm selam deyip bende azcık ucundan kıyısındanda olsa (mim yazmaktan öte gidemesemde :) kendi üstüme alındım yolladığın selamı,sanırım en çok hakeden biryazarsam olmalı,adı üstünde sürekli yazıyor :)

    YanıtlaSil
  4. Azıcık ne demek, yazılarınızı zevkle okutan kıdemli bir blog yazarısınız. :)

    YanıtlaSil
  5. Blog formatımdan dolayı çok fazla özgün yazı yazma fırsatım olamıyor,ancak arada sırada..Ama ben de selamını adım,başım gözüm üzerinedir.Yaıyı okurken aklıma"inşallah misafir bu blogu okumuyordur" diye geçirdim,umarım okumuyordur :)
    Elhamdülillah cimri birisi değilim inşallah,elimdekileri paylaşmayı çok severim.Ama aynen senin söylediğin gibi bilgisayarımı çok kişisel bir eşyam olarak görüyorum ve paylaşmaktan hoşlanmıyorum...

    YanıtlaSil
  6. Aleyküm Selam kardeşim yusuff Ben pek bir şey anlamadım ama neyse:) Sizlerin yazılarını okumaya doyum olmuyor.Gerçekden.Hayırlı günler.

    YanıtlaSil
  7. İhyaca, okumaz merak etmeyin, bir sayfalık yazıyı okutamaz kimse ona :)

    Gül, teşekkür ederim, size de hayırlı günler. :)

    YanıtlaSil
  8. Selamları mutlulukla aldım Yusuf. Yine güzel bir tahlil yapmışsın. Senden çok şey öğrenmeye devam ediyorum. Akıl yaşta değil baştayı ispatladın gene.
    Gelibolu sana da buradan bir selam göndereyim. Uzaktan uzağa görüşüyoruz bu günlerde nedense. :) Konuyu nasıl yaptın, ettin, bana getirdin, tam anlamadım ama geçen gün Yusuf'un buradaki bir önceki yazısında yalan yok beni kızdıran o yorumundan sonra hoş bir selamlaşma vermişsin diyebilirim. Kendine iyi bak, lezzetli yemekler ve hoş danteller devam ediyordur herhalde. :)

    YanıtlaSil
  9. Estğ. abi, saygılarımı sunarım. :)

    YanıtlaSil
  10. Sevgili Kamil Cengiz siz niye üstünüze alındınız o yorumumu anlayamadım doğrusu,yadıklarınızı okudum bana kızdığınızı farkettim ama iş dahada büyümesin diye ses çıkarmadım :) şimdi siz yazdınız diye diyorum,Allah için ben sizinle twiter da yada face de görüşüyormuyum arkadaş listemdemisinizki bu söylediklerimi üstünüze alınıyorsunuz?
    benim sözüm başakalrınaydı,kızım sana söylüyorum gelinim sen anla tarzı yaptım anlayan anladı zaten :)
    siz çok kıymetli bir abimizsiniz,yazmaya devam,şu sıralar uzaktan görüşsekte aklımdasınız :)kusurumuz olduysa affola,sevgielr,selamlar,mutlu hafta sonalrınzı olsun :)

    YanıtlaSil
  11. bak gene harflerin yerlerini karıştırmışım görüyomusun,günlüüüüüükkkk,duy sesimi,nasıl düzelticem annem ben bu eksiklerimi ;)

    YanıtlaSil
  12. Büyüyünce unutursunuz :)

    YanıtlaSil
  13. Bu sizin "aşk bitmiş" diyen akrabanız mı yoksa?

    Bu arada ben de bilgisayarımı kimseye vermek istemem. Bir insanın çantasını veya günlüğünü izinsiz alabiliyor muyuz? Hayır. Bu da öyle bir şey benim için.

    YanıtlaSil
  14. Hayır o değil. :) Aşk bitti derken bunu kast ediyorsunuz galiba. O benim yeğenim. :)

    YanıtlaSil
  15. Neler yazmışsın ve ben yeni fark ettim :)
    Selamını alıyor ve senin başarılarının artarak devamını diliyorum. Başarılarından kastım yazılarındaki özgün yaklaşımın ve bir şeyler anlatmaktaki ustalığa giden yöntemin..
    Sevgilerimle Yusuf...

    YanıtlaSil
  16. Teşekkür ederim abi :)

    YanıtlaSil
  17. @Gelibolu; Benim üzerime alınıp alınmamamın bir önemi yok :) Ben sizin o yorumda belirttiğiniz düşünceye katılmadım. :) Bu da doğal olsa gerek :) :) Hani çarşaf çarşaf yokum diye yazıyoruz ya beni kastetmemiş olsanız da ben de yazmış olduğunm için o çarşaflardan kastetmiş gibi oldunuz. Ben yazın yazmadığım dönemlerde bile her fırsatta bloguma uğrayıp yorumlara cevap vermeye çalıştığımı ve ff'ye uğradığımı yazarken, her kimden bahsediyorsanız onun adına da savunma yapmış oldum. Her kimse yazmıyor diye medeniyetten uzak bir ormana ya da gezegene kaçacak değil ya. Arasıra girip sosyal medyaya bakamaz mı? :) İlahi Gelibolu, bak konu nerelere geldi. :) Haksızdın kardeşim haksız işte o kadar :) Kime yazmış olursan ol. :) Neyse daha güzel konularda görüşmek üzere :) Senin gülen yüzünü seviyoruz :) Kırılma sen de cevap verdim böyle diye.

    YanıtlaSil
  18. Yoo ben kırılmadımki,kırılan sizsiniz,ben kendimce haklıyım,ve yazdıklarımın sonuna kadar arkasındayım,ff ye gitmiyorum ben oraya üye bile değilim,ayrıca benim kastettiğim şahıslar ortak arkadaşlarımız değil,içiniz rahat olsun,tahmin ettiğiniz kişiler değil yani :)
    Tabiki kimseye hesap sormak benim haddime düşmüş değil,herkes istediği yere gidip gitmemekte özgürdür,benim kızdığım yapılan ikiyüzlülükler,blogunda başka,diğer yerlerde başka tavırlar sergileyenlerdi,,,,neyse siz benim gözümden bakmadıkça olaylara beni anlamıyacaksınız nasıl olsa :)o yüzden daha fazla çevre kirliliği yaratmaya gerek yok,,,bu sözüde bir kardeşimden çalmıştım,kulakları çınlasın :)

    YanıtlaSil
  19. @Gelibolu; :) Tamam peki. Görüşmek üzere. Allah'a emanet olun.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.