Ana içeriğe atla

Vefasız

Derler ki gözleri görmeyen bir kız varmış. Gencin biri ona aşık olmuş. Genç bir ara kıza "gözlerin açılırsa yine benimle evlenir misin" diye sormuş. Kız da "tabi ki" demiş. "Senden başka kimim var ki" Gel zaman git zaman, kıza uygun göz bulunmuş, ameliyat olmuş ve gözleri açılmış. Erkek yanına gelmiş "ne diyorsun, artık evlenebilir miyiz" demiş. Kız bakmış ki erkek arkadaşının gözlerinin yerinde çukurluklar var. Verdiği sözleri de, hayallerini de, gencin kendini ona adamasını da, en önemlisi de ne olduğunu bilmediği ama gencin uğruna gözlerini feda ettiği sevgisini unutmuş ve "senin gözlerin yok ki, ben seninle nasıl evleneyim" deyip gitmiş. Zavallı genç arkasından sadece "Gözlerime iyi bak" diyebilmiş.

Belki abartı, belki komple yalan ama hangimiz yaşamadık vefasızlık örneklerini? Hangimiz değer verdiklerimizin bizi değersiz görmelerine şahit olmadık? Hangimiz uğruna çabaladıklarımızdan ihanetler görmedik? Hangimiz "ölene kadar" diyenlerin üç gün sonra unutmalarına ağlamadık?

Herkes vefasızlık örneklerine rast geliyor. Vefalı insanlar da vefasızlar da yaşıyor bu acıyı. Şüphesiz bu acıların en zoru da sadece kendisi için yaptığınız bir işte, kişinin sizi yüz üstü bırakması.

Sanal alemden bir örnek verelim: Biz burada birbirimizi tanımayız fakat bazen çok iyi dostluklar kurabiliriz. Kimi zaman dostlarımızın acılarını dahi hissedebilecek seviyeye geliriz. İşte öyle dostlarımız için birçok şey yapmayı göze alabiliriz. Buna rağmen yanlış anlaşılabilir, farklı şeylerle itham edilebilir, yüz üstü bırakılabiliriz.

Mesela yorgunsunuzdur. Uyumanız gerekir. Sabah erken uyanmanız gerektiğini de bilirsiniz. Buna rağmen, sırf uykusuz kalmış bir arkadaşınızın sıkılmaması için geç saatlere kadar bekleyebilirsiniz. İşte burada arkadaşınız sizi başka bir şeyle uğraşmakla itham edip gidebilir. Artık "senin için bekledim bu zamana kadar" diyemezsiniz çünkü bu cevabı almayı dahi beklemeyecektir.

Elinizde kalan sadece uykusuz bir gece ve kahrınızı döktüğünüz bu satırlardır. Hiç tanımadığınız biri için üzülmemeniz gerektiğini bilirsiniz ama bu uykusuz kalmanıza engel olmaz. Çünkü her ne kadar sanal da olsa bir vefasızlık yaşamışsınızdır. Zaten bu davranışı sergilediğinize göre bu rahatsızlığı yaşayacak kadar hassas birisinizdir.

Şu var ki asla değişmeyeceksiniz. Her örnekte yaralanacaksınız ama size gülen herkesi can dostunuz sanmaya devam edeceksiniz. Belki gecelerde uykunuzu feda edip bekleyecek, belki günlerde yemek yemeyi erteleyip karşınızdakine güzel vakit geçirtmeye çalışacaksınız. Yapılacak işleriniz olmasına rağmen bunu söylemeyecek, sadece karşınızdakini düşüneceksiniz.

Üzülmeyin! Sonunda eliniz boş kalacak olsa da huzur dolu bir gönülle, dik bir başa sahip olacaksınız.

Yorumlar

  1. Evet bunları yapmaya devam edeceksin ama bir süre sonra seçici olacaksın..Hayat seni birazda insan sarrafı yapmaya başlayacak...Sen yine aynı sen olacaksın da karşındakileri seçmeyi öğreneceksin...

    Saygılar..

    YanıtlaSil
  2. Pabuç doğru söylüyor Yusuf. Ben de şunu ekleyeyim; Vefasızlıkları önemsemeyecek ve hoş görecek kadar olgunlaştığımız zaman her türlü sorunu aşabilecek seviyeye gelmişiz demektir.

    YanıtlaSil
  3. Pabuç, inşallah bir gün öğrenirim. Saygılar bizden.

    Kamil Abi, ben ona olgunlaşma demiyorum, o biraz kalbin katılaşması oluyor bence. Duygular körelince insan artık pek etkilenmiyor. O zaman insan hep soğukkanlı davrandığından sorun da yaşamıyor.

    YanıtlaSil
  4. Yani yusuf yorumlardanda anladigim kadar sende secici olacaksin, belki sende onalr gibi olacaksin belki sende onlar gibi degilde en azindan sana nasil davraniliyorsa zamanla sende oyle davranacaksin, yada vurdum duymaz olacaksin, yada her zaman ki gibi sen olacaksin yada bu civisi cikmis dunyaya bir sekilde ayak uyduracaksin yada uyduramicaksin savas acacaksin bu zaman zarfinda galiba yavas yavas da yolun sonuna gelecegiz ve dicegiz ki bu kadar bocalama niyeymis dicen, dicez galiba.

    YanıtlaSil
  5. Hazan, insan kendisiyle uğraşmamalı. Haklısınız ne olacağımız belli değil ama Allah ile bağı koparmadan hep dua edersek, inşallah hayatın sonuna kadar doğru biri olabiliriz.

    YanıtlaSil
  6. Şahsi görüşüm sanal alemde de olsa Müslüman her yerde müslüman gibi hareket etmelidir. Vefasızlık güzel bir haslet değil biliyoruz bunu. O sebeple sanal alem bile olsa (ki sanal alemde olsa yazan kişiler bilgisayar değil insan) vefasızlık yapmamak gerekiyor. Ayrıca yapılan vefasızlıkları da, yapan kişilerin yüzlerine vurmak yerine, bir tasavvuf düsturu olan ''ne kimseyi incit, ne de kimseye incin'' diyerek savmak gerekiyor. Hikâye çok güzeldi.

    YanıtlaSil
  7. Teşekkür ederim Faruk.

    YanıtlaSil
  8. Kalbin katilasmasi, duygularin körelmesi... Insan bu vefasizliklarli es geçebilmek için vurdum duymazlik yapiyor ama eninde sonunda kalbinin katilasmasindan korkuyor... Ortayi bulmak gerek.. Acilardan fazla etkilenmemek ama ayni zamandada kalbini ta$ yapmamak gerekir...

    YanıtlaSil
  9. Gerekir de gel de yapma..

    Bu arada hoş geldiniz. Ben de tam nerede kaldı diyordum. Neredeyse sizinle ilgili bir yazı dahi yazacaktım. :)

    YanıtlaSil
  10. Hoşgeldin Yusuf. Şaşırma ama. Bu dediklerin bizim dünyamızın olmazsa olmaz kuralları maalesef. İnsanlar düşen birine el uzatırken bile arkasından ne gibi çıkar elde edebilirim diye düşünüyorlar. Gözleri görmeyen kıza gözlerini veren adamlar pek olmaz hatta hiç olmaz. Böylesi bir fedakarlığın karşılığında gelen nankörlüğü de anlamak gerekir aslında. Çünkü fedakarlıklar karşılığında bir hayat için yapılmaz. Hayat her anıyla bir okul gibi durur karşında, derslerini ancak derste öğrenebilirsin. Etüt yada tekrarı olmaz. Kaytarırsan kaybedersin. Hayat yaşanarak öğrenebilen bir derstir çünkü. Yaşayamadıklarını yaşayanlar sana çok acı bir şekilde öğretirler... Aslolan yaşayanlardan öğrendiklerini kendi hayatına angaje edebilmendir. Yoksa hep kaybederek öğrenen adam olursun ki. Bu durumda ne duygu kalır ne de merhamet...
    Ama herşeye rağmen Yusuf. Sonrasını düşünmeden uzanan ele yardım etmek, düşene bir tekme atmayıp koluna girmek, hala içinde bir yerlerde bir şeyleri kıpırdatıyorsa varsın karşılıksız olsun...
    Sevgilerle kardeşim...

    YanıtlaSil
  11. Vay canına, nasıl dokundum da bu ahı işittim senden abim? Çok haklısın, çok güzelsin abi ama inan bana hala karşılıksız, sadece ve sadece karşısındaki için bir şeyler yapanlar var. Hatta sırf bunun için acı bile çekenler var. Belki gözünü verme seviyesinde olamaz ama başka bir türlü fedakarlık yapacak kadar.

    Yüreğine sağlık abi.

    YanıtlaSil
  12. Vefasızlık örneklerini o kadar çok yaşadım ki artık herkesi anlayabiliyorum.

    O dediğin türde olan insanları da biliyorum ama Yusuf küçük bir ayrıntı var. O tür insanların farkında olan kimse olmadığından, dönerken eriten çarkın dişlileri onları da eninde sonunda yok edecektir. Hemen her gün birilerinden kazık yiyen bir toplumda yaşayan insandan çok da verici olmasını bekleyemezsin çünkü.
    Neyse gene bin tane ah işitmemen için susuyorum... :)
    Sen gene de hayatın içindeki güzellikleri görerek yaşa Yusuf...
    Sevgilerle...

    YanıtlaSil
  13. Bazen hayat kötü diyorum bazı arkadaşlar "iyi şeyler de var" diyorlar. Ben de biliyorum iyi şeylerin olduğunu ama kötülük o kadar çok ki senin de dediğin gibi iyiler de zamanla kötüleşmek zorunda kalıyor. Kötü olmasa dahi endişesinden insanlara kötü davranabiliyor.

    Estğ. abi susma. Senin gibi güzel konuşanlar susmamalı ki biz de bir şeyler öğrenelim.

    Allah cümlemize güzellikleri, güzelleri görecek gönül nasip etsin.

    Sevgiler de saygılar da bizden abi.

    YanıtlaSil
  14. Uzunca bir yorum yazmıştım,yine silindi.Senin blogda bu artık hep oluyor bana,neden bilmiyorum.Bu sefer kaydetmeyi de unutmuşum ve tekrar yazacak vaktim yok,hakkını helal et..

    YanıtlaSil
  15. Estğ. benden yana sorun yok da sizin yorumunuz kaybolmuş. Neden oluyor acaba? Teşekkür ederim yorumlarınız için. :)

    YanıtlaSil
  16. "Şu var ki asla değişmeyeceksiniz. Her örnekte yaralanacaksınız ama size gülen herkesi can dostunuz sanmaya devam edeceksiniz. "

    Bu anlattıklarınızı defalarca yaşamayan birileri var mıdır acaba diyeceğim ama vardır bence. Hiç birşeyden etkilenmemeyi ömrüne şiar edinmiş içsiz köfteler çok etrafta. Vefayı önemseyen pek az kişi kaldı yazık ki. Şimdilerde vefa deyince İstanbul'da bir semt adı ve yüreklerde yaşayan bir örnek insan adı geliyor akıllara sadece. Oysa şu alemde başımıza ne geldi ise sadece ve sadece vefasızlığımızdan geliyor, unuttuk bunu. Şu an milyarlarca farklı konumda milyarlarca farklı insan olan bizler, Galu Bela'da sorulduğu vakit hep bir ağızdan "belâ Ya Rabbi" demiş idik. İlk vefasızlığımız bunu unutmak oldu. Ardından savrulduk dört bir yana türlü türlü vefasızlıklarla.
    Gardaşım bu konudaki ızdırabımdan dolayı bir gün bana "arama vefayı, bulması gerekiyorsa o sana gelir" demişti. Sözünü tuttum galiba. Ama insanoğlu şairin de dediği gibi "seni aramaktan vazgeçtimse de bulmaktan vaz geçemedim" diyor tavırlarıyla her daim. Yitiğimiz vefa...

    YanıtlaSil
  17. Bunları sen mi yazdın? İnanmak yada inanmamak bütün mesele bunda. :))) Vefa ve sen.:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

Tavuk Yavrusunu Gagalarsa

Bir Çin tavuğumuz var. Dört kardeşten biri olan bu tavuk, kardeşlerinin aksine hayatın zorlu şartlarına direnerek yaşamayı başaran tek kardeş oldu. Büyüdü tavuk oldu, kuluçkaya yattı. Büyüdü dediğime bakmayın hala bir güvercin kadar ancak var.

Küçücük küçücük yumurtlamış, yumurtalarının üstüne oturmuş onlardan yavru çıkarmayı beklerken yakaladık onu. Fakat işte bir terslik vardı. Bir horozu yoktu ve bu yüzden o yumurtalardan bir civciv çıkması imkansızdı. Annem de hiç olmazsa boşa gitmesin diye bizim diğer tavuklardan iki yumurtayı Çin tavuğunun altına bıraktı.

Tahmin ettiğimiz gibi tüm yumurtaları bozuldu, kendine ait olmayan iki yumurta hariç. İki yavrusu olmuştu. Kendi yavruları olmasa da onları bağrına bastı. Onları sevdi, her türlü tehlikeden korudu. Çin tavukları biraz şımarık olurlar. Diğer tavuklar bizden kaçarken o ayaklarımızın dibinden ayrılmıyordu. Anne olduktan sonra ise ona yaklaşamaz olduk. Yumruk kadar tavuk bizi dövmeyi bile aklından geçiriyor olabilirdi.