Kayıtlar

Ekim, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

iHH'ya Selam Olsun

Resim
Bir blog yazarı bir yazı yazmış. İhh'dan terörü bitirmesini istemiş. Ona yorum olarak bir cevap yazdım ama açıklayabilmek adına buraya da bir şeyler karalamak geçti içimden.

Geçenlerde bir arkadaşım bize geldi. Kapıdan girer girmez sorduğu şu oldu: "Hani hocan nerede? Neden Van'da değil? Neden hala o koltukta oturuyor?" Hocam dediği Abdülaziz Bayındır. Sevgili arkadaşım onu Süpermen sanmış olmalı ki, neden Van'a gitmediğini soruyordu. Aslında tek cevap yeterliydi: Sen neden Van'da değilsin? Fakat ben açıklamayı tercih ettim.

Blog yazarımız da yazısında İhh'nın neden sadece terörü lanetlemekle kaldığını, neden Filistin'e gittiği gibi Çukurca'ya da gitmediğini, neden askere moral vermediğini, neden terörü bitirmediğin sorguluyor yazısında.

Aslında bu İhh için önemli bir şey. Çünkü artık o kadar büyük ki Türkiye'nin otuz yıldan fazladır çözemediği sorununu, onun çözmesi bekleniyor. Fakat durum bu kadar basit değil. Hem zaten yanlış anlaşılmış bi…

Yeşil Göz Kırmızı Tokat

Resim
Lise yıllarında bir bayan hocamız oldu. Yemyeşil gözleri vardı. Kalemle bile öylesi çizilemezdi. Boyu o kadar kısaydı ki mini etek giymesine rağmen, etekle çizmesi arasında diz kapakları görünüyordu sadece. Babasının oteli vardı ve o bunu hep başımıza kakıyordu. "Sizin babanızın bir yılda kazandığını benim babam bir gecede kazanıyor" dediğini hatırlıyorum.

 Ben gerici düşüncelerim gereği ona  ters davranmak istedim. Asla onu dinlemedim. O ders anlatırken gürültü çıkarmasam da gülerdim. Bu onun da ilgisini çekiyordu. Bu yüzden de sanırım benden nefret ediyordu.

Hatta bir gün beni müdüre şikayet etti. Disipline de verilecektim ama suçsuz(!) olduğum anlaşıldığından iki tokatla yırttım. Tokatların üstüne bir de gidip hocadan, sınıfın içinde özür dilememi istedi müdür. Gencim, sinirim tepemde fakat işin içinde disiplin cezası olunca özür dilemek zorunda kaldım. Sınıfa girdiğimde hoca ağlıyordu. Sanırım ağlattığım ilk bayandı; keşke son olsaydı. Özür diledim, yüksek sesle kabul e…

Kürdün Dostu Kim

Resim
Önceki gün akşam namazı için camiye gittim. Namazda saf tuttuk. Yanıma üniformalı biri geldi. Baktım bir polis. Hemen yanımda namaz kılıyor, omuzlarımız birbirine değiyor...

Dün deprem oldu. Eve geldim, televizyonu açtım. Baktım lacivert üniformalı polisler o yana bu yana koşturuyorlar. Toza bulanmış üniformaları, gerçekten birilerini kurtarmak için çaba sarfettiklerini gösteriyor. Türkler. Enkazın altındakilerin çoğu ise Kürt ama onlar, "gebersinler" diyen insan kılıklılara inat, onları kurtarmak için canla başla çalışıyorlar.

Beni bir düşünce aldı. Bir yanda bir Kürt halkı var. Aslında dindar olan, aslında kardeşliğe arzulu, aslında Türk kelimesinin kendisi için kötü bir anlam ifade etmediği. Diğer yanda bir Pkk var; Kürt halkını, Türk halkına düşman yapmak, içine kin sokmak için her yolu mübah gören.

..ve bir soru: Kürdün gerçek dostu kim?

Bir Yüze Hasret

Resim
Elindeki belgeleri bir o yana bir bu yana çeviriyordu. Belgelerde bir şeye baktığı sanılabilirdi. Aslında o yaklaşık bir sene önce gördüğü o yüzü arıyordu. Unutur gibi oluyordu bazen ama bazen yine aklına düşüyor, "acaba kimdi, kimdi" diye kendini yeyip bitiriyordu. İşte bugün yine içine o sıkıntılardan biri girmişti.

Başını kaldırdı, numaralara baktı, daha sıranın kendisine gelmesine çok vardı. Eliyle sakalını sıvazladı. Şöyle bir etrafına baktı. Yanında elli yaşlarında bir adam oturuyordu. Onun yanında kocaman göbekli biri... Sanki her an sıra ona gelecekmiş gibi koltuğun hemen ucunda oturan genç, anlaşılan burada yeniydi.

Koltuklar iki sıra şeklinde dizilmişti. Sağ omzunun üstünden arka sıraya baktı. Birkaç adam arasından sigaradan bıyıkları sararmış olan ilgisini çekti. Sigaranın o iğrenç kokusunu duyar gibi oldu. Öfkeyle başını sola doğru çevirdi o anda gördüğü kişi ona sigarayı da, bankayı da, sırayı da unutturmuştu. Hemen önüne döndü. Kalbi hızla çarpmaya başlamıştı.…

En Çok Kimi Seviyorum

Resim
Geçenlerde arkadaşımla kısırdan bahsettik. Aklıma ilk okuldayken gittiğimiz bir piknik geldi. Öğretmenimiz bizi yeşillik bir alana götürmüştü. Evden herkes bir şeyler getirmişti yiyecek olarak. Biz erkekler ayrı oturduk, kızlar ayrı oturdu. Baktım kızlar ellerinde bir iki tabak bir şey getirdiler. Bu ne dedik kısır dediler. Kısır mı? O da neydi? Bilmiyorduk, adı da bize ilginç geldiğinden yemedik.

Öğretmen olan herkese saygı duyarım, görevlerinin kutsal olduğuna inanırım. Özellikle de bana öğretmenlik yapanlara apayrı bir gözle bakarım ama bu değerli hocamı sevmemiştim.

O bayandı ve bayanları sevmiyordum. Erkeğin üstünlüğüne inanmıştım bir kere, bayanın haddine mi bana öğretmenlik yapmak. Bunun yanında o Türktü, biz Kürt. O Atatürk'ü fazlasıyla seviyordu biz nefret ediyorduk. Saçının açık olması, Müslüman olmasını değersiz kılıyordu gözümüzde.

Namazın Zararları

Resim
Ben küçükken bir yerde öğretmenin biri namaz kılmadığını söyledi. Niye diye sorunca orada olanlardan biri, öğretmen gevşeklik yaptığını aslında kılmak istediğini ama hep ertelediğini, üşendiğini anlattı. Adam o zaman başladı konuşmaya. Nereden bu kadar şey öğrendiyse abdeste, namaza onlarca somut fayda yükledi.

Abdest şöyle şöyle yapıyor. Kolda bazı damarlar var sadece abdest alınca açılıyorlar. Yüz bilmem nasıl oluyor. Namaz falan eklemler için iyi. İnsan vücudunda kireçlenme olmuyormuş vesaire vesaire anlattı durdu. Uzunca bir süre susmadı. Tabi o benim şimdi dediğim gibi anlatmıyordu. Model üzerinde canlı örnekler getirerek konuyu uzatıyordu.
Konuşması bitti. Küçüktüm ama söylemem gereken bir şeylerin olduğuna inandım mı durmam ve nihayet söyledim. "Değil fayda, isterseniz her namaz bize zarar versin yine kılmak zorundayız." dedim. Dedim demesine de o adamın uzun konuşmasından bıkanlar, benim gibi bir çocuğu dinleyecek değillerdi herhalde. Gerçi izin verseler sadece üç c…

Bilmiyorsan Zorlama Bence

Resim
Eğer bir alanla ilgili olduğunuz bilinirse, insanların sizin yanınızda hep o alanla ilgili konuştuğunu görürsünüz. Aslında en yapılmaması gereken şey budur ama yapması gerekenin tersini yapmayı sevmekten midir yoksa sadece ben de bir şey biliyorum deme hevesinden midir bu yanlış çok yapılır.

Mesela ilahiyat okuduğumu bilenler hemen dini konularda konuşmaya başlarlar. Kimilerini tanırım da, söyledikleri şeylerle en küçük bir ilgilerinin olmadığını da bilirim ama öyleymiş gibi görünmeye çalışırlar. Arada kullandıkları yanlış terimler, uyduruk şeyler ve kendi uydurdukları yüzünden baya komik duruma düşerler ama hala buna devam ederler.

Özellikle orta yaş ve üstü bu konuda çekilmez olabilir. Bir toplulukta oturduğunuzda başlarlar vaaz vermeye. Anlattıkları birçok şeyin İslam'la yakından uzaktan ilgisi yoktur. Uydurma hikayelerle, efsanelerle kendilerini kanıtlamaya çalışırlar. Kimisi daha da ileri giderek "ben alim değilim ama çok alimin sohbetinde bulundum, bir alim kadar biliy…

Okusaydım Kesin Doktor Olurdum

Resim
Okul açılmadan önce şehre gittim. Sınıf arkadaşımla buluştuk. Tatil boyunca görüşmediğimiz için hasret giderme adına biraz dolaşalım dedik. Arkadaşımın yanında okul okumamış bir arkadaşı da vardı. İlk okul terkti sanırım. Beraber dolaşırken arkadaşımın arkadaşı "okusaydım kesin doktor olurdum" dedi. Aklıma çocukluğum geldi.

Ben orta okula giderken (bizim zamanımızda ilköğretim yoktu) abim üniversite sınavına hazırlanıyordu. Zirve'den bir set almıştı. Üzerinde bir de kaset vermişlerdi. E o zaman bilgisayar, cd falan yoktu. Varsa yoksa ses kasetiydi. Teybe takar dinlerdik. İşte o kasette üniversiteyi kazanmanın ne kadar zor olduğu, biraz da abartılı bir şekilde anlatılıyordu. Bant tiyatrosu şeklinde yapılmıştı yanlış hatırlamıyorsam.

Ben o kaseti dinlediğimde bunlar da çok abartıyor diye düşünmüştüm. Üniversiteyi kazanmak ne ki diyordum. Zamanı gelince güle oynaya kazanırım diyordum.

Zamanı geldi. Hiç kasette anlatıldığı kadar çalışmadım, dershaneye falan gitmedim ama gül…