Geçenlerde arkadaşımla kısırdan bahsettik. Aklıma ilk okuldayken gittiğimiz bir piknik geldi. Öğretmenimiz bizi yeşillik bir alana götürmüştü. Evden herkes bir şeyler getirmişti yiyecek olarak. Biz erkekler ayrı oturduk, kızlar ayrı oturdu. Baktım kızlar ellerinde bir iki tabak bir şey getirdiler. Bu ne dedik kısır dediler. Kısır mı? O da neydi? Bilmiyorduk, adı da bize ilginç geldiğinden yemedik.
İşte bizi o geziye götüren, bizi üçüncü sınıftan itibaren devralan ve mezun edene kadar öğretmenimiz olan Nurhan Yaşar'dı.
Öğretmen olan herkese saygı duyarım, görevlerinin kutsal olduğuna inanırım. Özellikle de bana öğretmenlik yapanlara apayrı bir gözle bakarım ama bu değerli hocamı sevmemiştim.
O bayandı ve bayanları sevmiyordum. Erkeğin üstünlüğüne inanmıştım bir kere, bayanın haddine mi bana öğretmenlik yapmak. Bunun yanında o Türktü, biz Kürt. O Atatürk'ü fazlasıyla seviyordu biz nefret ediyorduk. Saçının açık olması, Müslüman olmasını değersiz kılıyordu gözümüzde.
Küçüktük, düşünemezdik asıl olanın insan olmak olduğunu. Bilemezdik öğretmenin kutsal olduğunu. Fakat onun bizi, özellikle de beni ne kadar sevdiğini anlamam gerekirdi. Bunu gördükten sonra onu anmayı, anarken üzülmeyi, onu özlemeyi, bir kez daha ellerinden öpebilmeyi istemeyi on altı yıl sonrasına ertelememeliydim.
Bir gün şöyle dedi: "Hepiniz benim çocuklarımsınız, hepinizi çok seviyorum ama bazılarınızı daha çok seiyorum." Sonra elini, parmaklarının arasını açarak yukarı kaldırdı. "Parmakların uzunluğu sevginin derecesinin göstergesi olursa sizce serçe parmağım kim" diye sordu. İsimler söyledik, tutturunca evet dedi. Tek tek diğer parmakları da saydı. Sıra orta parmağa gelmişti. Bu en çok sevdiği kişiydi. Hepimiz deli gibi bağırıyorduk isimler sayıyorduk. Bizi susturdu ve "Yusuf" dedi.
O an göğsüm kabarmamıştı. Sanırım çok da sevinmemiştim ama şimdi o kadar üzülüyorum ki gidip elini öpmediğime; beni bu kadar seven, iki buçuk sene kahrımı çeken, doğru dürüst bana kızmayan, susmak bilmeyen dilime katlanan canım öğretmenime sevgi gösteremediğime...
Çok pişmanım öğretmenim. Şimdi tekrar öğretmenim olsan seni en çok seven öğrencim olurum. Hatta sen gidince arkandan ağlayan kızlardan bile çok severim. Zaten sanırım şu anda öyle yapıyorum...

Şükür kavuşturana,nerelerdesin?
YanıtlaSilKısır demişken bizim Nazilli li bir komşumuz vardı kulakları çınlasın,kısır yerse kısır olacağını sandığı için kısır yemiyordu,bizde ona gülüyorduk,kısır yenmezmi,sevilmezmi ya :)
birde ilkokul öğretmenleri çok özeldir heleki birinci sınıf öğretmenleri,en azındam benim için öyle,ilkokul 1.sınıf öğretmenimin yüzü hala gözümün önünde ne çok sevmiştim onu,yaşıyormu onu bile bilmiyorum ama adını ve yüzünü hiç unutmadım,okulun ilk günü o kadar huysuzluk yapmama rağmen ısrarla rahmetli anneminde benimle sınıfta kalmasını istememe rağmen hiç kızmamıştı :)
keşke okul hayatım boyunca tüm öğretmenlerim onun kadar sevecen ve anlayışlı olsalardı...
sevgiyle kal,selamlar olsun,,,fazla boşlama buraları arada sırada cee yap :)
Çok teşekkür ederim, aslında buralardayım ama biraz halsizim, ne yazmak ne de okumak istiyorum. :)
YanıtlaSilAllah ölerimize rahmet eylesin bu vesileyle.
Bir ara artık bir yerde yakalarsam yerim herhalde, hala ne olduğunu bilmiyorum çünkü :)
Vay be! Yine duygusal takılıyoruz. Ben bir kız olmama ve hatta fazlaca sulugözlü olmama rağmen hiçbir öğretmenin arkasından ağlamamışımdır.
YanıtlaSilBen burada öğretmenin davranışını hatalı buldum. Aynen anne babalar gibi hiçbir çocuğu diğerinden üstün tutmamalı öğretmenler de. Tabi ki insanın toplum içinde birini diğerinden daha çok sevdiği insanlar vardır. Fakat bunu açıkça söylemek kırıcı olur. İnsanların birbirine düşmanlığını bile ortaya çıkarabilir. Mesela ben de ilkokul öğretmenimize bu yüzden gıcık olurdum zaten. Zengin çocuklarına ayrı bir iltiması olurdu.
Ben yazarken bu aklıma geldi, acaba kim bu yorumu yapacak dedim.:)
YanıtlaSilKesinlikle haklısınız büyükler küçüklere ayrıcalıklı davranmamalı. Daha çok sevebilir ama bunu kendine saklamalı, genel bunu bilmemeli. Mesela Peygamberimiz için kim yanına otursa en çok beni seviyor herhalde diye düşünürdü diyorlar. Teşekkür ederim yorumunuz için.
Kim yapacak yorumu tebiside aklı başında usturuplu okumayı yazmayı bilen insanlar yapacak senin beklediğin yorumları,,,ben yapacak değilim herhalde :) ben başkayım :)
YanıtlaSilbak sana kısırın resmini getirdim,,,
inşallah bir gün gerçeğinide yersin :)
http://gelibolu17-midedenkalbe.blogspot.com/2010/10/yine-ksr.html
Şöyle bir hadise de var. Peygamber efendimizin s.a.v. yanına birisi gelmiş ve sonra gitmiş. Bu arada yanında olan başka biri de -Ya Rasülüllah ben bu adamı seviyorum demiş. O da bunu kendisine bildir buyurmuşlar. O da gidip ben seni Allah rızası için seviyorum demiş, o da ona dua da bulunmuş.
YanıtlaSilİnsanlar birbirlerine sevgilerini bildirmeli fakat dediğin gibi herkesin içinde olması gerekmez. Zaten burada efendimizin tavsiye ettiği sevginin izharı da Allah rızası için olan sevgi olmalı. Değil mi?
Gelibolu ben de severim kısırı da ismini sevmem. Nerden uydurmuşlar onu öyle.
YanıtlaSilYusuf buradan kısırın hangisi olduğunu anlayabilecek mi acaba? :)
Hadis için ayrıca teşekkürler Yolcu, elinize sağlık.
YanıtlaSilGelibolu, sadece gülüyorum :)
Resim için de ayrıca teşekkürler ama yemek lazım görmekle olmuyor. :)
Yolcu, tanıdım turuncu olan değil mi? :)
Samimi yazılarda var blog aleminde...Helal olsun...
YanıtlaSilYolcu sende yusuff u iyice cahil yaptın niye ayıramasın turşularla kısırı,hem o küçükken görmüş kısırı bikere göz aşinalığı var ama yememiş,tadını bilmiyo,
YanıtlaSilvalla yusuff yakın olsaydn ben sana yapar yollardım kısır :)
Allah ağlatmasın,gül sen gül :)
Pabuç, burada bir taş mı var ben anlamadım, bana bir şey yok değil mi? :)
YanıtlaSilGelibolu, düşünmeniz yeter, çok teşekkür ederim. Gülüyorum zaten, sizin olduğunuz bir yerde gülmemek mümkün mü? Sizin gibiler için hep derim, size yakın olanlar ölmez diye :)))
/Yusufsan21,
YanıtlaSilTaş yok ama şimdi siz öyle deyince cümleyi tekrar tekrar tekrar okudum hatta tersten de okudum bir türlü taşı göremedim...Şimdi ben cümlelere hakim,kabiliyetli bir yazar olamadığım için sanırım sürc-i lisan ettim ki siz taş ya da kaya gördünüz cümlemde...Hayırlısı..Ben elinde taş etrafa atıp duran yaramaz bir velet değilim ki efenim...Ne diye durup dururken samimice yazılmış yazılara öyle yorumlar yapayım...
Lütfen taş ya da kaya aramayınız yorumlarımda...
Not:Size bir şey tabi ki yok..
Notun Suyu: Evet neden mi bu saçma ve sıkıcı yorumu yazdım? Bir sonraki notta açıklayacağım bunu da..
Notun Suyunun suyu: Böyle abuk sabuk yorum yazmamın suçlusu sizsiniz..Lütfen yorumlarımda ima/taş/kaya aramayın yoksa yine böyle abuk sobuk yorumlar yazar başınızı şişirir gözünüzü yorarım ;)
Saygılar...
Estğ. ne baş şişmesi ne de göz yorulması var. Yorumlarınızı okumak bize onurdur.
YanıtlaSilSürçü lisan değil de sanırım ben sürçü iz'an etmişim. Bunun için özür dilerim.
Saygılar bizden, cevap için çok teşekkür ederim. :)
Her ne kadar öğretmenin davranışı kısmen hatalı olsa da onun açısından düşünürsek veya kendimizi onun yerine koyarsak sevdiğimiz insana sevdiğimizi söylemeyi ve onu onore etmeyi istemez miyiz! Belki! Mesela şu bizim blog çevresinde en çok kimi seviyorsun deseler ....... diyebilirim. :)
YanıtlaSilYusuf güzel ve ders dolu bir yazı olmuş kardeşim. Tebrikler...
Sana da bu yakışır abi, kimi çok sevdiğini söyleme sen hepimizi seviyorsun zaten. :)
YanıtlaSilRica ederim abim. :)
Ne kadar duygu dolu, etkilenmemek elde değil... bu arada kısırı da hiç sevmem :)
YanıtlaSilTeşekkür ederim. Ben de yiyebilseydim, sevip sevemediğime karar verebilseydim güzel olurdu. :)
YanıtlaSiltabi, denemek lazım...
YanıtlaSilKısmet, ne diyelim. :)
YanıtlaSilÖğretmenlik her çocuğu kendi çocuğun gibi sevmektir. Bazıları daha özel olabilir elbet ama içinde saklansa daha iyi olur kanaatimce =)
YanıtlaSilSamimi itiraflarınız var. Doğruya ulaşabilmek, ben de şurda şu hatayı yapmıştım diyebilmek ne güzeldir.