Okul açılmadan önce şehre gittim. Sınıf arkadaşımla buluştuk. Tatil boyunca görüşmediğimiz için hasret giderme adına biraz dolaşalım dedik. Arkadaşımın yanında okul okumamış bir arkadaşı da vardı. İlk okul terkti sanırım. Beraber dolaşırken arkadaşımın arkadaşı "okusaydım kesin doktor olurdum" dedi. Aklıma çocukluğum geldi.
Ben orta okula giderken (bizim zamanımızda ilköğretim yoktu) abim üniversite sınavına hazırlanıyordu. Zirve'den bir set almıştı. Üzerinde bir de kaset vermişlerdi. E o zaman bilgisayar, cd falan yoktu. Varsa yoksa ses kasetiydi. Teybe takar dinlerdik. İşte o kasette üniversiteyi kazanmanın ne kadar zor olduğu, biraz da abartılı bir şekilde anlatılıyordu. Bant tiyatrosu şeklinde yapılmıştı yanlış hatırlamıyorsam.
Ben o kaseti dinlediğimde bunlar da çok abartıyor diye düşünmüştüm. Üniversiteyi kazanmak ne ki diyordum. Zamanı gelince güle oynaya kazanırım diyordum.
Zamanı geldi. Hiç kasette anlatıldığı kadar çalışmadım, dershaneye falan gitmedim ama güle oynaya üniversitenin kazanılmadığını da öğrendim. Kaset abartılıydı ama kazanmak için çalışmak lazımdı. Tıpkı doktor olmak için "okusaydım doktor olurdum" demenin değil de okumanın gerekli olması gibi...
Bu sözü sık duyuyorum. Sık derken okul okumayan insanlara pek rastlamıyorum ama okumayan hemen hemen herkes bunu söylüyor. "Ben çok zekiydim, hoca leb demeden ben Pascal Nouma diyordum" diyenleri çok gördüm.
Bu durum, "davulun sesi uzaktan hoş gelir" sözünün tecellisidir. Bir ilme giriş yaparken "ben öğrendim" deyip, biraz öğrenince "aslında hiçbir şey bilmiyorum" demek gibi bu da... Sadece ilk okuldan bir şeyler hatırlıyorlar ve şu anki yaşlarına göre bunlar çok basit şeyler olduğundan bunu çok basit sanıyorlar.
Bir şeyi unutuyorlar: Okumaya karar verme. Zor anında buna direnebilme. Gerçi bugüne kadar bunlardan birine söylemedim ama hep bunu düşündüm bu tür insanları görünce. Zira hepimiz okumayı bırakmayı düşündük fakat direnip okuduk. Böyle insanlar küçük bir zorlukta okumayı bırakmış insanlardır genelde. Bu eksikliklerini, zayıflıklarını unutup "keşke"yle kendilerini kandırıyorlar. Bahane de hazır zaten; imkansızlık. Birçok kişinin ne zorluklarla mücadele edip okuduklarını görmek istemiyorlar.
İnsanın kendini kandırması gibisi yok. Gerçeği bilen tarafınızın ağzını bantlamak gibi bir şey. Baskıya devam! Hayat böyle daha güzel.

Değindiğin şu nokta önemli: Gerçekten imkansızlık yüzünden mi, gerçekten yeterince istmememek/yeterli çabayı göstermemekten mi?
YanıtlaSilVe okumak- hele de üniversite okumak(kazanmak da) kolay değil bu ülkede. Kimi "vakıf" üniversitelerini hariç tutuyorum tabii :)
Tanıdığım bir iki kişi var, şimdi sorsam kendimi aileme feda ettim derler fakat okumak istemedikler için okumadıklarını da biliyorum. Tabi şimdi pişman olduklarından o zaman da istediklerini sanabilirler. Zaman insanın yanıltabiliyor.
YanıtlaSilHaklısın...
YanıtlaSilTeşekkür ederim.
YanıtlaSilBen üniversiteyi okumayı hiç istemedim. Sınavlarına bir kez bile girmedim. Şuan hiç de pişman değilim. Gayet mutluyum.
YanıtlaSilBen de istemiyordum ama şimdi çok pişman oldum. Keşke iki üç kere okumuş olsaydım diyorum. :)
YanıtlaSilOkumak güzeldir ancak sırf diplomam olsun diye okunmamalı.Eğer gerçekten o mesleği yapmayı düşünüyorsa kişi gitsin okusun.Niyeti yoksa da başkalarına yer açsın,boşuna kendisi de yorulmasın.Bu anlamda özellikle de hanımların bölüm seçerken ileriyi de düşünerek hareket etmeleri çok yerinde olur.Evini,çocuklarını ihmal etmeden yapabilecekleri mesleklere yönelmeleri ideal olandır..Kalemine sağlık..
YanıtlaSilTeşekkür ederim. Elinize sağlık. :)
YanıtlaSil