Kayıtlar

Kasım, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kim Kime Muhtaç (Sevgili Günlük 5)

Resim
Merhaba sevgili günlük. Nasıl mıyım? Şu an için iyiyim. Kafam biraz fazla karışık ama dert etme. Allah'ın izniyle her şey çözülür.

Sınavların çoğu geçti günlük bey. E yani iyi olan da var berbat olan da ama olacak o kadar. Geriye kalanlar var ama onlardan yana rahatım çok şükür. İnşallah güzel olacak sonuç. Anlayacağın günlük efendi, okuldan yana sorun yok.

Diğer çevreyi sorarsan onda da çok şükür sorun yok. Öyle takılıyoruz falan. Geçen Cumartesi, sanırım kara Cumartesi talihsizliğimi bozacak ve hatta tekrarlanması halinde en sevdiğim günü Cumartesi yapacak bir Cumartesi yaşadım. Dün de güzeldi çok şükür.

Gelelim sanal çevreye. Yani hayatımın büyük kısmını işgal eden yere: Orada sorunlar bitmek bilmiyor. Gerçi laptopun ekranını aşağı indirince hepsi kabloların içine hapsoluyor ama sorun şu ki ben o ekranı çok az kapatıyorum.

Koklaşalım Mı

Resim
İnsanlar konuşarak anlaşmak zorundadır. Bu bir gerekliliktir. Ne bakışlar, ne duygular, ne telepati, ne de telekinezi konuşmanın yerini tutamaz. Bir insanla bir sorununuz varsa, bunun kendi kendine çözülmesini bekleyemezsiniz. Ya konuşup çözersiniz ya da sorununuzla yaşamaya alışırsınız. Eğer konuşmaktan çekinirseniz yapabileceğiniz tek şey onu halı altına süpürmek olur.

Kimi insanlar konuşmaktan, tartışmaktan çekinirler veya çabuk karar verip buna yanaşmazlar. Gururdan mı kaynaklanıyor bilmiyorum, surat asıp, uzak durup öylece beklerler. Hata olarak tanımladığım bu davranış, sonuçta sadece çözümü geciktirir.

Konuşma her zaman olumlu sonuç verecek diye bir şey yok elbette ama şurası da gerçek ki bir çok şeyi açığa çıkaracak güce sahiptir konuşma. Gerçekler ortaya çıkınca da karışık şeyler birbirinden ayrılır, yapılması gerekenler belli olur, o zaman çözüm, ben buradayım der.

Çözüm bu kadar kolayken olayları sarmalamak, konuşmaktan korkmak niye?

Sonunu Düşünmeyen Ne Olur

Resim
Sanırım Avrupa ve Amerika'da fazla bir çalışma ve bu çalışma esnasında ailesini ihmal etme sorunu var. Bu probleme dikkat çekmek için hazırlanan kimi Hollywood filmleri izledim. Hikaye klasiktir: Terfi almaya çalışan bir çalışan... İhmal edilen bir eş ve çocuk... Patronların gözüne girme uğruna telef edilen bir hayat ve daha ötesi gurur, haysiyet hatta her değer...

Mutlu sonla biten mutsuz hayatların yansıması olan filmleri bir kenara bırakıp kendimize bakarsak yaptığımız bir çok yanlışın olduğunu görürüz. Malumdur ki hayatta başarılı olmak için kendimize hedefler belirlemeli ve o hedefler uğruna yaşamımızı biçimlendirmeliyiz. Fakat her ne kadar taviz vermemeye çalışsak da görmüşüzdür ki, kimi zaman hayatımıza giren bazı şeyler bizi, hiç düşünmediğimiz yerlere çekmiştir.

Demek istediğimizin daha genel olması için örneğimizi yine filmlerden verelim: O filmlerde, değerlerini hiçe sayan başroller, aslında hiç de öyle insanlar  değildirler. Onları o hale getiren kimi zaman maddi bir …

Sevgili Günlük 4

Resim
Merhaba günlük, ne zamandandır görüşmüyorduk, özledin mi beni? Aman özlediysen de söyleme. Özlemek kelimesi bu aralar bana biraz ağır çünkü.

Sınavdan dönüyorum günlük. Böyle biraz duygulandım da, konuşacak kimsem olmadığından sana dökeyim içimi dedim. Belki sen anlarsın diyorum beni.

Bu aralar hüzün üzerine kafa yoruyorum günlük efendi. Öyle düşünüyorum acaba hüzün nedir diye. Bazen açlık gibi bir şey diyorum. Bazen de göğsün belirsiz bir yerinde duyulan gizli bir acı... Kimi zaman suratımın asılmasına hüzün diyorum, kimi zaman da eve dönünce girdiğim ruh haline... Kimin zaman bir gidenin arkasından kalan izleri hüzün diye adlandırıyorum, kimi zaman da gelmek isteyeni kovmayı...

Havalar da baya yağmurlu maşallah. Sanırım iki gündür yağıyor. Bugün biraz ıslandım sabah. Belki soğuk bile almışımdır. Yine terlerim diye çok kalın giyinmedim inşallah kötü olmam. Ne de olsa daha önümde çok sınav var. İyi olmam lazım ki çalışabileyim. Moralim mi? Boş ver onu be günlük, onun düzgün olduğu zam…

Bir Elmanın Yarısı

Resim
Her zamanki gibi yine bir çift gelip oturdu. Bu durumlara çok alıştım. Konuşacaklar, içeceklerini içip gidecekler. Belki bir ilan-ı aşk, belki de daha fazlasını paylaşacaklar.

Bu seferkiler yeni anlaşılan. Birbirlerinden biraz utanıyorlar gibi. Dur bakalım ne olacak. Evet garsona siparişlerini verdiler şimdi. Bu ne acayip bakış! İkisi de öyle. Sanki birbirlerini ilk defa görmüşler. İyi de neden gözlerinin içi gülüyor. Şunlara bak, sanki gözlerden birbirlerine elektrik transferi yapacaklar. Öyle hiç göz kırpmadan karşıdakinin gözüne bakanı da ilk defa görüyorum. Eee, bir şey konuşmayacak mısınız? Sıkılıyorum burada ama!

Yok, erkeğin konuşmaya mecali yok. Sanırım hiç konuya bile giremeyecek. Bayanın onu cesaretlendirmesi lazım. Gözlerinin içi parlıyor, bu işi üstesinden gelecek gibi.

"Balık ekmek de çok güzeldi." Tam da düşündüğüm gibi. Bırak da hanım abla konuşsun be kardeşim. Balık ekmekten lafa girilir mi hiç? Cık cık cık. Ne yapacak tasdik edecek, başka bir şey mi var? &q…

Cehenneme Sığar mıyız

Resim
Meşhur bir deyiş vardır. Hz. Ebubekir'in "Cehennemde vücudum büyüsün tâ ehli imana yer kalmasın" dediği söylenmektedir. Bunu geçenlerde bir hocamız da söyledi. İlle de ukalalık yapacağım ya, hocama da dedim böyle bir şeyin olamayacağını fakat beni dinlemedi.

Gelen sözleri değerlendirirken insanın az da olsa aklından faydalanması gerekir. Tabi bunu yapmak tehlikelidir. "Aklı gözünde" diye hakarete uğrayabilirsiniz. Eğer bunu yaparken, yani değerlendirmelerde sadece aklınızı baz alırsanız size bu sözü söyleyenler haklı olurlar ama sağlam kaynaklarla olayı değerlendirirseniz o zaman size sözler söyleyenler sadece kendilerini küçültürler.

Hz. Ebubekir'in bu sözü söylemiş olma ihtimaline gelirsek: Bir insan bu sözü ancak kalbindeki rahmet duygusundan ötürü söyleyebilir. Yani gönlü o kadar çok insanların kurtuluşundan yanadır ki kendini feda etmeye hazırdır. Böyle üstten bakılırsa bir sorunun olmadığı sanılabilir. Fakat aslında durum hiç de öyle değildir. Çünkü …

Canım Cananım

Resim
Evleneli sekiz buçuk ay olmuştu. Bugüne kadar bir kez bile tartışmamışlardı. Görünüşe bakılırsa tartışacak gibi de görünmüyorlardı. Caner sert bir mizaca sahip değildi zaten. Canan da tabiri caizse insan kılığına girmiş bir melekti. Onu sinirlendirmek imkansız gibiydi.

Caner eşini çok seviyordu. Eşinin bu kadar iyi olması sevgisini hep arttırıyordu ama hep de eşinin sinirli, kızmış halini merak ediyordu. Acaba kızınca nasıl olacak, acaba bağırabilecek bir yapısı var mı diye merak edip duruyordu.

Canan'ın çok sevdiği bir vazosu vardı. Rahmetli annesi hediye etmişti. Gözünün önünden hiç ayırmaz, her gün temizlerdi. Temizlerken de sanki incinmesin diye özenle silerdi vazoyu. Caner bir gün Canan'a sordu:  "Beni mi çok seviyorsun yoksa o vazoyu mu?" diye. Canan, "ne alakası var, kendini vazoyla mı karşılaştırıyorsun?" dedi. Caner eşini kızdırmakta kararlıydı: "Fakat ben onu kıskanıyorum, kırmak geçiyor  içimden kimi zaman." Canan gülerek, "aklınd…

Söz Kitapta

Resim
İnsanların bugüne dek hep benden yarar gördüklerini biliyorum. En azından öyle düşünüyorum. Bir zarar verdiğimi düşünenler olsa da belki onlar, beni yanlış okuyarak gözlerini bozanlardır. 
İnsanlara hep dostluğumu verdim. Hiç karşılık beklemeden tüm bildiklerimi paylaştım. Bazen umut verdim, bazen hüzün belki ama hep bir şeyler hissettirdim. Hep içimdekini paylaştım, açık seçik, hiç çekinmeden. 
Benim dostane tavırlarıma karşılık, benim gördüğüm beni yıpratmak oldu. Beni yere attılar, hırpaladılar, yırttılar, kopardılar, gülünç duruma düşürdüler... Bir gram saygı görmedim yani.
Fakat olsun! İnsanoğluna gücenmedim yine de. Hep sevdim ve sevmeye devam edeceğim. 
Monte Kristo'da umut ve sabır dersi verdiğimi inkar edecek var mı? Sefiller'deki, Suç ve Ceza'daki heyecanı, macerayı ve çıkarılacak bin bir dersi unutacak mı insanoğlu?

Oku Oku Nereye Kadar

Resim
"Zaman sessiz testere gibidir. Dikkatli ol sen onu tutmazsan, o seni keser."

Sınava çalışırken, bir derginin tavsiyeler bölümünde şöyle bir şey görmüştüm: Diyordu ki, "sakın deme daha önümde dokuz ay var. Nasıl olsa çalışırım. Eğer zamanın nasıl geçtiğini görmek istiyorsan arkanı dön de bak, on yedi sene nasıl geçti? İşte o zaman anlarsın ki bir bakmışsın da dokuz ay bitmiş."

Zaman çok değerli evet. Özellikle de hiçbir şekilde kontrol edilemeyişi onu daha da değerli kılıyor. Üzgün de olsanız, sevinçli de olsanız, vizeler de yaklaşsa, çekin ödemesi de; düğün günü gelmek bilmese de zaman bildiği yolda, rutin olarak akıyor.

Tabi ki ben de herkesin yaptığı gibi nasihat etmeyeceğim. Zamanı değerli kullanmaktan bahsetmeyeceğim. Şu an bir blog yazısı okuyorsunuz, bu da demektir ki siz okuyan bir insansınız. Öyleyse zamanın değeriyle ilgili istemediğim kadar şey okumuşsunuz. Ardınıza bakıp geçen yıllara yanmayı da, önünüze bakıp belirsiz zamandan endişelenmeyi de çok iyi …