Ana içeriğe atla

Canım Cananım

Evleneli sekiz buçuk ay olmuştu. Bugüne kadar bir kez bile tartışmamışlardı. Görünüşe bakılırsa tartışacak gibi de görünmüyorlardı. Caner sert bir mizaca sahip değildi zaten. Canan da tabiri caizse insan kılığına girmiş bir melekti. Onu sinirlendirmek imkansız gibiydi.

Caner eşini çok seviyordu. Eşinin bu kadar iyi olması sevgisini hep arttırıyordu ama hep de eşinin sinirli, kızmış halini merak ediyordu. Acaba kızınca nasıl olacak, acaba bağırabilecek bir yapısı var mı diye merak edip duruyordu.

Canan'ın çok sevdiği bir vazosu vardı. Rahmetli annesi hediye etmişti. Gözünün önünden hiç ayırmaz, her gün temizlerdi. Temizlerken de sanki incinmesin diye özenle silerdi vazoyu. Caner bir gün Canan'a sordu:  "Beni mi çok seviyorsun yoksa o vazoyu mu?" diye. Canan, "ne alakası var, kendini vazoyla mı karşılaştırıyorsun?" dedi. Caner eşini kızdırmakta kararlıydı: "Fakat ben onu kıskanıyorum, kırmak geçiyor  içimden kimi zaman." Canan gülerek, "aklından bile geçirme." dedi.

Aradan birkaç gün geçti. Caner eve geldi. Baktı ki Canan ortalıkta yok fırsat bu fırsat dedi. Vazoyu alıp yere çarptı. Canan mutfaktan koşarak geldi. Caner sehpanın yanında, korkmuş gibi duruyordu. Canan bir yerdeki kırıklara, bir Caner'in yüzüne bakıyordu. Caner, "özür dilerim balım, ayağım çarptı." dedi. Canan, "boş versene canım, canın sağ olsun, altı üstü bir vazo." demesin mi? Caner'in planı suya düşmüştü. "Yok!" diye atladı. "Ben kasti kırdım, nefret ediyorum bu vazodan." dedi. Canan bu kez sinirlenecekti adı gibi emindi fakat hiç de öyle olmuyordu. Canan hiç istifini bozmadan: "Canın sağ olsun bitanem, senin sevmediğin vazonun evimde ne işi var?" dedi.


Caner çok şaşırmıştı. Acaba şükür namazı mı kılsaydı böyle bir insanla evli olduğu için, yoksa önce olayın aslını mı açıklasaydı? Öylece bakarken Canan "az bekler misin?" dedi. İçeri gitti, az sonra elinde bir vazoyla döndü. Bu annesinin vazosuydu. "Bunu yapacağını biliyordum, yüzden aynısını bulup anneminkini sakladım." dedi. Caner daha çok şaşırdı. Eşinin çok zeki olduğunu biliyordu ama bu kadarına da beklemiyordu. Hiçbir şey demeden içeri gitti, az sonra o da elinde bir vazoyla döndü. Bu kez şaşıran Canan'dı. "O da ne?" diye sordu. Caner, "gerçekten senin için değerli olan bir şeyi kırabileceğimi mi sandın? Benzerini alıp, annenin hatırasını saklamıştım." dedi.

İkisi de elindeki vazoya baktı. Acaba hangisi gerçekti. Canan hemen elindeki vazoyu ters çevirdi. Annesi keçeli kalemle "Canım Cananım" diye yazmıştı vazonun altına. Fakat elindeki hiç de öyle değildi. Elindeki vazoyu yere bıraktı. Caner'in elindeki vazoyu aldı. Onun da altı öyleydi. İkisi de yerdeki kırıklara bakıyorlardı. Hemen gidip ona baktılar. Fakat o da öyle değildi. Caner iki eli yanında, Canan da çömelmiş vaziyette kalakalmışlardı. Gerçek vazo hangisiydi?

O sırada kapı çalındı. Gelen Canan'ın babasıydı. İçeri geldi. Yerdeki kırıkları gördü. Kızının üzgünlüğü gözünden kaçmadı. "Annenin vazosunu mu kırdın?" diye sordu. Canan, babasına durumu anlattı. Evde üç vazo vardı ama hiçbiri annesinin vazosu değildi.

Canan'ın babası "üzülme kızım, belki de annenin vazosu güvenli bir yerdedir, belki de birisi onu her tehlikeden koruyordur." dedi. Canan o an çok duygusaldı, bu sözleri sadece teselli sözleri sandı. Fakat Caner bir şeyler seziyordu. "Acaba o birisi rahmetli kaynanamı çok seven biri olabilir mi?" dedi. Canan ve Caner babaya baktılar. Baba, "Tamam, yakalandım ama bakın vazo güvende." dedi.

Masal bu ya, o günden sonra da ömür boyu hiç kavga etmeden mutlu mesut hayatlarına devam ettiler.

Yorumlar

  1. Senin bu kısa hikayelerin epeyce kaliteli olmaya başladı. :) Gayet güzel ve ibret vericiydi. ama bahsettiğin insanlardan kaç tane kaldı, orası meçhul :)

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim abi, seni güzel bakışındır. :) Sanırım kalmıştır, her ne kadar bizim için masal gibi olsa da :)

    YanıtlaSil
  3. mükemmel ingilizcemle yazıyorum very very good...çok güzel olmuş ya süper kurgulamışsın.

    YanıtlaSil
  4. yalnız bir şey var annesinden kalan bir vazo olduğuna göre,vazo eski olmalı.eski vazonun aynısından nasıl bulmuşlar anlamadım...

    YanıtlaSil
  5. Annesinden kalma değil, annesinin hediyesi. Yani öyle eski değil. :)

    YanıtlaSil
  6. Çok güzeldi, biran ulan ne vazoymuş arkadaş dedim. Birde pek polisiye geldi bana heyecanla okudum :)

    YanıtlaSil
  7. Çok teşekkür ederim. Senin güzel bakışın. :)

    YanıtlaSil
  8. Nerdeeeee öyle kadınlar nerde öyle adamlar nerde öyle babalar,benim etrafımda pek yokta sizin etrafınızda varmı acaba diye sormaya geldim :)
    Hikaye güzeldi ama bence caner şansını fazla zorlamasın,herkesin bir sabrı vardır :) Birde canan eşinin sinirli halini merak edip bişeyler yaparsa nolacak :)

    YanıtlaSil
  9. Canerin her şeyden önce o kadını hak etmesi lazım. Eğer onu hak edecek bedeli ödeyebilirse Canan'dan yana korkacağı bir şey yok.

    Bu arada öyleleri vardır bence çok az da olsa. En azından ben Canan'ı tanıyorum. :)

    YanıtlaSil
  10. Etkileyici bir kurgu. Böyle insanlar etrafta çok olsa keşke...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

General Mobile Discovery Kitkat sürümüne geçtikten sonra eduroam bağlantısını kuramadım. İnternette aradım ve donanımhaber forumda konuyla ilgili bir mesaj buldum. Çok kısa yazılan mesajı burada resimli bir şekilde açıklamak istiyorum.

Öncelikle Sistem Ayarları'ndan Kablosuz'a giriyoruz. Orada altta duran +'ya basıyoruz. Bu yeni ağ oluştur demek.





Ağ SSID yazan yere "eduroam" yazıyoruz. Hemen altında Güvenlik seçeneğini 802.1xEAP diye değiştiriyoruz. Kullanıcı adı ve şifremizi giriyoruz.



Ardından Gelişmiş Seçenekleri Göster kutucuğunu işaretliyoruz. Altındaki EAP metod seçeneğini TTLS onun altındaki Faz 2 doğrulaması'nı da PAP diye değiştiriyoruz.



Hepsi bu kadar. Kaydet dedikten sonra eduroam'a rahatlıkla bağlanabilirsiniz.