Kayıtlar

Aralık, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gözyaşların Mı Kurudu Küçük Kız

Resim
Ne oldu küçük kız? Ağlayamıyor musun artık? Kurudu mu gözyaşların? Açık söyle bana en çok neye ağlıyorsun? Yiten otuz beş hayata mı? Yoksa bunların sivil olmasına mı? Ha ben anladım sen içlerinde okul parasını denkleştirmeye çalışan öğrencilerin olmasına ağlıyorsun. Hayır mı? Peki neye ağlıyorsun küçük kız; insanlığın ölmesine mi?

Yapma küçük kız, insanlık bugün ölmedi ki? Çoktan öldü o be küçüğüm. On yedi askerin ölümünde komşular halay çekerken ölmüştü zaten. Otuz Pkk'li öldürüldü dendiğinde twitterda atılan iğrenç çığlıklarla yok edildi o. Van'da enkaz altında kaldı görmedin mi küçük kız? Ölen minik bedenlere dil uzatan televizyon aşüfteleri tarafından gömüldü insanlık.

Suriye'de her gün ölenler artık sinek gibi geliyorsa bize, kim bahsedebilir insanlık denen şeyden söylesene küçük kız? Gazze semalarını misket bombalarıyla süslerken İsrail, kim iddia edebilirdi dünyanın insan dünyası olduğunu? Irak'a özgürlük götüren Abd'nin özgürlükler ülkesi olduğu bu dünyada…

Ala Vere

Resim
Almak da güzel vermek de. Almak güzel, çünkü bir şey elde etmiş oluyorsunuz. Bir ücret ödemeden, bir dünya nimetinden faydalanmış oluyorsunuz. Vermek güzel, çünkü bir dostunuzu, bir yakınınızı faydalandırmış oluyorsunuz. Eğer orta yolu tutan bir insan olmayı düşünüyorsanız bu ikisini de yapmalısınız. Malınızı dostlarınızla paylaşmaktan, hediye etmekten çekinmemeli, size takdim edileni de almalısınız. Hayat paylaşınca güzelden ziyade ancak bu şekilde karşılıklı muhabbeti sağlarsınız.

Kimi insanlar vardır sadece alırlar.  Asla verme taraftarı değillerdir. Güzel bir eşyanızı isterler, paranızda gözleri vardır. Hatta işinize yaramayan, atmayı düşündüğünüz şeyleri bile alırlar sizden. Bunları, dibi olmayan bir kuyuya benzetiyorum. İstekleri ihtiyaçtan ziyade, dünyayı küçük dünyalarına sığdırma hevesine benziyor. Nereden bir şey kırpsam kardır derler ve hiçbir zaman size değer vermedikleri dahi olsa, bir eşyalarını vermeyi istemezler. Mecbur kalıp verseler de gözlerinden anlarsınız ki içle…

Sen De Bir Bilet Al

Resim
Piyango bileti satan bir seyyar satıcının önünden geçerken bir baba ve oğulun bilet aldıklarını gördüm. Baba parayı ödedi, çocuk heyecanla bileti aldı. Konuşmaya başladılar. Her ne kadar dinlemesem de muhtemelen hayal kurdular diğer milyonlarca şanssız gibi.

Her sene olan şeydir bu. Milyonlarca insan bilet alır, paraları toplanır, birkaç kişiye dağıtılır. Kumarı oynatan kazanır hesabı üzerinden bu alışverişten sadece devlet karlı çıkar. Milli adını verdikleri kumarlarıyla milletin cebindeki parayı, teşviklerle çekip alırken, aslında amaçları kendilerine kaynak yaratmaktır.

Dıştan bakılınca ikramiye alan da kazanmış gibi görünebilir ama öyle değil. Geçenlerde yolda gelirken radyoda dinledim, kazananların başına nelerin geldiğini. Mesela büyük ikramiyeyi kazananlardan biri anlatıyor: "Ben ikramiyeyi kazandım, sonra harcamaya başladım. Sırf eşime kalmasın diye parayı bitirmeye çalıştım. İki yüz memurun maaşını iki günde harcıyordum. Her tarafa bahşiş dağıtıyordum. Derken paralar tü…

Ağlama Küçük Kız

Resim
El sallama bana küçük kız, yüzüm yok sana karşı. Utanıyorum. Sen o soğukta, üşüyen ellerini bana doğru sallarken, ben sobanın başında, sıcacık evimde acını hissedemiyorum.

Gülümseme bana küçük kız, senin gözlerinden acıyı okuyamıyorum.
Sakın ağlama küçük kız, anneni, kardeşlerini yitirmeni anlayamıyorum.
Moralim bozuk deme bana, yedi nokta ikilerle sarsılmanın dehşetini kavrayamıyorum.
Üşüyorum deme küçük kız, kışın ortasında çadırda yaşamanın zorluğuyla titreyemiyorum.

Sen yıkılırken ben gülüyordum küçük kız. Arkadaşlarımlaydım. Eğleniyordum. Sonra deprem oldu dediler. Hemen seninle aynı yerde yaşayan arkadaşımı aradım. Halini sordum. O iyiyim deyince senin de orada olduğun aklıma bile gelmedi. Arkadaşım iyiyse varsın Van yıkılsın demedim ama senin için de hiç ağlamadım.

Şiddetle Sev

Resim
Bu aralar Felsefe sınavlarım yüzünden yoğun bir şekilde Felsefe Tarihi okuyorum. Eğer yazmazsam şiddet göreceğimi bildiğim bu yazıyı, değerli Gelibolu17'nin emri üzere, bir ilkçağ filozofunun görüşünden faydalanmak kaydıyla yazıyorum.

Empedokles adlı filozof, varlığın dört temel maddeden meydana geldiğini söylüyor. Bunlar; ateş, toprak, hava ve sudur. Bunların rastgele değil de iki amille bir araya gelip ayrıldıklarını söyleyen Empedokles, bu iki amili de Sevgi ve Nefret olarak belirliyor. Sevgi daima bu dört unsuru birleştirmeye, birbirine yakınlaştırmaya, nefret ise uzaklaştırmaya çalışıyor.

İşin doğruluğunu, bilimselliğini ve duygusallığını bir kenara bırakıp, bundan çıkarabileceğimiz derse bakalım.

Yaşadığımız hayatta istesek de istemesek de insanlarla ilişki içerisindeyiz. Bu ilişkiyi iyi veya kötü götürmek bizim elimizde. Yaptığımız veya yaptıracağımız işleri, iki yöntemi de kullanarak yapabiliriz.