Ana içeriğe atla

Şiddetle Sev

Bu aralar Felsefe sınavlarım yüzünden yoğun bir şekilde Felsefe Tarihi okuyorum. Eğer yazmazsam şiddet göreceğimi bildiğim bu yazıyı, değerli Gelibolu17'nin emri üzere, bir ilkçağ filozofunun görüşünden faydalanmak kaydıyla yazıyorum.

Empedokles adlı filozof, varlığın dört temel maddeden meydana geldiğini söylüyor. Bunlar; ateş, toprak, hava ve sudur. Bunların rastgele değil de iki amille bir araya gelip ayrıldıklarını söyleyen Empedokles, bu iki amili de Sevgi ve Nefret olarak belirliyor. Sevgi daima bu dört unsuru birleştirmeye, birbirine yakınlaştırmaya, nefret ise uzaklaştırmaya çalışıyor.

İşin doğruluğunu, bilimselliğini ve duygusallığını bir kenara bırakıp, bundan çıkarabileceğimiz derse bakalım.

Yaşadığımız hayatta istesek de istemesek de insanlarla ilişki içerisindeyiz. Bu ilişkiyi iyi veya kötü götürmek bizim elimizde. Yaptığımız veya yaptıracağımız işleri, iki yöntemi de kullanarak yapabiliriz.

Eğer sevgi yöntemini kullanırsak ve işlerimizi, yani hayatımızı devam ettirebilmek için yapmamız gereken şeyleri hedefe ulaştırmayı, arada olan herkesi mutlu ederek yapabiliriz. Sonuca ulaştığımızda göreceğiz ki bu iş için aracı olan, herhangi bir şekilde katkı sağlayan herkesi mutlu ederek yapmışız uğraşımızı. Örnek vermek gerekirse biz bir öğretmen olalım. Hedefimiz para kazanmak veya eğitmek olsun fark etmez. Eğittiğimiz öğrencilere iyi davranıp, onlara sevgiyle yaklaşırsak, onların gelecekleri üzerinde önemli bir olumlu etki bırakabiliriz. Belki onlara bir dersi sevdiren hoca, belki de yaşamayı anlamlı kılan bir baba-anne olabiliriz.

Eğer nefret yoluna gidersek yapacağımız şey hem kendimize, hem de çevremizdekilere zarar vermek olacaktır. Öğretmen örneği üzerinden devam edersek; şiddet gösterdiğimiz bir öğrencimizin, ona öğrettiğimiz dersten, okuldan, hatta hayattan soğuyabileceğini müşahede edebiliriz. Nitekim benim, hocasından dayak yediği için Kur'an öğrenmeyen, ve bugün pişman olan birkaç kişiyle konuşmuşluğum var.

Empedokles'ten örnek getirdiğimiz gibi, sevgi yakınlaşmayı, dostluğu, yardımlaşmayı ve sonuçta zaferi; nefret (şiddet) uzaklaşmayı, ayrılığı, yalnızlığı ve hüsranı getirir. Anlık duygu yoğunluklarına değil de sonuçlara ihtiyacı olan bizlerin hayatında şiddet, ancak sevginin yanında, onun çokluğunu göstermede bir sıfat olabilir.

Yorumlar

  1. Cıx,cıx,cıx...
    Emir demiri kesiyormuş demekki hakikattende :)
    Yazmasaydın acaba ne kadar şiddet görecektin,şimdi diğer ablaların abilerin merak edecektir :)

    Bende Camiiye Kur'an-ı Kerim öğrenmeye giderken,bizimde hocamızın upuzun bir sopası vardı ve üzerinde adı yazardı,ama o sopayı hiç kullanmadı:)gayette güler yüzlü bir hocamızdı Allah razı olsun...

    Son olarak bende "sevdiğin kadar sevilirsin" deyip gidiyorum...bu kadar dersinin arasında beni kırmayıp cevapladığın için çok teşekkürler,sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Son söylediğinize içten itiraz ederek, teşekkürlerimi sunarım.

    Rica ederim, hangi arkadaşımız yaz dedi de yazmadık :))

    YanıtlaSil
  3. Niye bazen sevmediğin kadar çokmu seviliyosun da itiraz ediyosun,yada başka bir arkadaşın dediği gibi "taparsan tepiliyorsun" mu diyosun...

    yaz yaz nezaketende olsa yaz,sonuçta herşey incelikten kırılır,insan kabalıktan...

    YanıtlaSil
  4. Aynen öyle, sevdiğimden çok seviliyorum, çok zor oluyor :))

    Bu sözü beğendim :)

    YanıtlaSil
  5. Anlıyorum seni :)

    Evet bende beğenmiştim,zamanla bu sözün doğruluğunu yerine ve zamanına göre,kişisine göre ne kadar doğru olduğunu görüyorsun ve bir kez daha söyleyene hak veriyorsun :)

    "Taparsan tepiliyorsun" Kulakların çınlasın (...)

    YanıtlaSil
  6. Yanlış anladığınıza eminim ama önemli değil. :)

    YanıtlaSil
  7. sen şimdi bana anlayışsız veya anlayışı kıt gibi imalardamı bulunmak istiyorsun?
    nasıl bu kadar emin olabiliyorsun ki?

    "Aynen öyle, sevdiğimden çok seviliyorum, çok zor oluyor :))"

    bu cümlelerin açılımını yaptırtma bana şimdi,anladım diyosam anladım,o kadar :)

    ben doğru anladım,sen benim yanlış anladığımı sandıysan bu benim değil senin sorunun :)

    böylede uzatırım...

    ne kadar önemli olduğunu bekleyip göreceğiz :)

    YanıtlaSil
  8. Şiddeti eleştirdiğim yazının altında, yazdığımı yanlış anlayan ve yanlış anladığını kabul etmeyecek kadar şiddete eğilimli biri tarafından şiddet görüyorum. İmdat diye bağırasım var. :)))

    YanıtlaSil
  9. Bir de "tahta" yok muydu! :)

    Bu öğretmenlere fena taktın sen. :)

    Dayaktan yana değiliz tabii ki ama unutma ki kararında bir gerilimin öğrenime olumlu katkısı vardır.

    YanıtlaSil
  10. Tahtayı unutmuşum :))

    Öğretmenlerle bir derdim yok abi, yazı uzamasın diye başka örnek vermedim. Bu aralar gündemim çok okul olduğu için olabilir.

    Gerilim kısmına bir şey diyemeyeceğim. Konu üzerinde düşünebilecek kadar kafam derli toplu değil bu aralar.

    YanıtlaSil
  11. bi yerlerinizden yeni yeni elementler uydurmayın lütfen,yoksa kutsal taşa tükürürüm :)

    bi cisim yaklaşıyor komutan logar,
    bizim gezegen o gerizekalı...

    ilahi çok hoşsunuz güldürdünüz beni Allah'ta sizi güldürsün...

    YanıtlaSil
  12. Bazı duyguları ne yana kullandığınıza göre durumu değişir derler. Misal; hırs kötüdür. Ama kötü huylarımızı terk etmeye hırs yaparsak; kötü olan hırsı iyiye kanalize etmiş oluruz. Bu anlamda düşününce sizin dediğiniz de çok doğru. Şiddeti sevginin büyüklüğüne uygulamak lazım.

    YanıtlaSil
  13. Gayet Felsefik Bir yazı olmuş, içten yazdıgınız çok belli, saydıgınız filozofları ÖSS'ye hazırlanırken ve üniverstede bir iki felsefe dersinde sürekli gördük, onların dünyaya bakış açıları gerçekten güzel ama olaya biraz manevi yönden baksalardı, dünyada belkide iyi bir yer edinebilirlerdi... neyse felsefe kurcaladıkça ortaya çıkar....

    Blogunuzu beğendim ve izleyicin oldum sizide bloguma beklerim bir ara yeni açtım :)
    http://kendidefterim.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  14. Creo que hablais de educacion y de los mètodos empleados, aqui en España el sertor pùblico esta desviando los servicios al privado y eso nos llevarà a un nuevo mètodo de educaciòn.

    un fuerte abrazo

    fus

    YanıtlaSil
  15. Anlamadım ama Google Çeviri kötü bir şey değil diyor. :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

General Mobile Discovery Kitkat sürümüne geçtikten sonra eduroam bağlantısını kuramadım. İnternette aradım ve donanımhaber forumda konuyla ilgili bir mesaj buldum. Çok kısa yazılan mesajı burada resimli bir şekilde açıklamak istiyorum.

Öncelikle Sistem Ayarları'ndan Kablosuz'a giriyoruz. Orada altta duran +'ya basıyoruz. Bu yeni ağ oluştur demek.





Ağ SSID yazan yere "eduroam" yazıyoruz. Hemen altında Güvenlik seçeneğini 802.1xEAP diye değiştiriyoruz. Kullanıcı adı ve şifremizi giriyoruz.



Ardından Gelişmiş Seçenekleri Göster kutucuğunu işaretliyoruz. Altındaki EAP metod seçeneğini TTLS onun altındaki Faz 2 doğrulaması'nı da PAP diye değiştiriyoruz.



Hepsi bu kadar. Kaydet dedikten sonra eduroam'a rahatlıkla bağlanabilirsiniz.