Kayıtlar

Şubat, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Erkeğin Kadına Üstünlüğü

Resim
Erkek, evlenme teklif ettiği kadının önünde diz çöker. Biz doğulu, cahil, gün görmemiş kırolar bunu erkeğe hakaret olarak algılarız. Böyle şey mi olur, bu ne saçmalık vesaire... Açıkçası bence buna gerek de yoktur fakat anladığım kadarıyla kadınlar, başkalarına yapılan bu hareketin kendileri için de yapılmamasını kabul etmezler. Belki de çok hoşlarına gidiyor bilmiyorum artık.

Geçenlerde bunun farklı bir yorumunu okudum. Bu ve benzeri hareketlerin aslında kadına yapılan büyük hakaretler olduğunu söylüyor yorum sahibi.

Hani batıda bir el öpme adeti vardır, oradan yola çıkıyor yorumcu. Normal şartlarda erkek kadından daha üstün kabul edilir fakat el öpen, diz çöken, alttan alan hep erkektir. Peki bunun sebebi nedir? Bunun sebebi yorumcumuza göre erkeğin kadını çok alçakta görmesidir. O kadar düşüktür ki seviyesi, erkek ne kadar alçaltıcı hareketler yaparsa yapsın, asla kadının seviyesine düşmez. Bu hareketler bir nevi alçaktakine bir göz boyamadır.

Kahve Gözlü Melek

Resim
Ne kadar süredir burada olduğunu o dahil hiç kimse bilmiyordu. Duvara doğru dönmüş, ürkek gözlerle duvara bakıyordu. Görünüşü düello yapan birini andırıyordu ama elleri tetikte değildi. Gözleri derinlere dalmış, duvardaki hafif çatlaklar, gözünün önünde kocaman nehirlere dönüşmüştü. Aniden mi dönse yoksa yavaş yavaş mı baksa karar veremedi. En iyisi aniden dönmekti. Belki böylece ilk anda beyni onu kandıramazdı.

Kahramanımız aynaya bakmaktan korktuğu için sırtını boy aynasına, yönünü duvara dönmüştü. Bu onun dünden beri kaçıncı denemesiydi bunu tahmin etmek bile zordu. Bir türlü aynaya bakamayan kahramanımız, yaşadığı şokun etkisiyle dünden beri hiçbir şey yemediğini de bilmiyordu.

Önceki gün saat üç sularında bir arkadaşının evine gitmişti. Ona verdiği kitabı geri alacaktı. Kaç kezdir istiyordu ama arkadaşı hep unutuyordu yanında getirmeyi. O da arkadaşına haber vermeden kapıya gitmeyi uygun buldu. Ne biçim bir devirse; kimse okumuyor, okuyanlar da aldıkları kitabı geri getirmiyorla…

Portakal Dizen Eller

Resim
Birkaç gündür havanın soğukluğundan mıdır bilmiyorum, gözüme çok çarpıyorlar. Küçücük sırtlarıyla taşıdıkları kendi boylarında yükler, misket oynaması gerekirken tezgahlara portakal dizen eller, kitaplarla beyazlamasını beklediğimiz; soğuktan kararan minnacık yüzler...

Çalışan çocuklardan bahsediyorum. Özellikle pazardan geçince sayılamayacak kadar çok olan çocuklar. Dışarı çıkmamak için işlerimizi aksattığımız bu günlerde, tezgahların başında sabahtan akşama kadar duran çocuklardan. Sırtlarında torba taşıyanları görünce, el arabalarıyla servis yapanların şanslı olduğunu düşündüğüm çocuklardan. Gün boyu çalışıp eve sadece birkaç lira götürebilen çocuklardan.

Kimisi kendisine harçlık çıkarmaya çalışıyor. Kimisi evine birkaç kuruş katkı sağlama peşinde. Kimisi sigara içebilmek için. Kimisi de zorunlu olarak ailesine yardım ediyor.

Tüm şekiller de bir bakımdan zorunlu görünüyor. Kitap okuması, hayatı öğrenmesi, az da olsa ders çalışması gereken bu çocuklar, ne yazık ki çok düşük bir mal…

Üzüntü Giderme Aracı

Resim
İkisi de masada duran saate bakıyor. Yani en azından gözleri bunu yapıyor. Kafaları neyle meşgul bunu bilemem. Yazıdakiler benim karakterlerim de olsa kimsenin beynini okuyamam. Konuştukları zaman size bunu aktaracağım.

Tasvirlerini geçiyorum. Oturan bir bayan ve ayakta bir erkek var odada şu an. Birbirlerinin neyi olduklarını yazının sonunda siz de göreceksiniz. Ortak bir özellikleri var ikisinin de suratı asık. Benim bildiğim iki gündür birbirleriyle sadece zorunlu konuşuyorlar. Anladığım kadarıyla aralarında bir sorun yok fakat aslında büyük de bir sorun var. Bayan erkekten kuşku duyuyor ve bildiğim kadarıyla bayan kuşku duydu mu artık erkeğe sadece kaçmak kalıyor. 
İşte konuşmaya başlıyorlar. Erkek lafa özür dileyerek giriyor. Geçen sefer kalkıp gittiğinden dolayı özür dilediğini söylüyor. Kadın da ısrarla özür dilenecek bir şeyin olmadığını söylüyor. Aslında bu "sana o kadar kızgınım ki bırak özrünü kabul etmeyi, şu an seni görmek bile istemiyorum" demek. Erkek bu akşa…

Humus Uyumadı Bu Gece

Resim
Sessiz bir gece. Sessizliğinden çok soğuk da. Sanki taş kesilmiş insanlar, kimseden çıt çıkmıyor. Twitter'dan yükselen sessiz çığlıklar uyandıramıyor derin uykulardan kimseyi. Kimse ses vermiyor, mazlumların, bir hiç uğruna ölenlerin sesine. Zalim Esed'in bombaları, topları, havanları; kulaklara sıkıştırılmış parmaklardan bir etki göstermiyor küflenmiş beyinlerde.

Saat sabahın dördü. Şu an itibariyle iki yüzden fazla ölü, beş yüzden fazla yaralı olduğu söyleniyor. Toplar Humus kentine rastgele ateş açıyorlarmış. Kadın, çocuk yaşlı genç demeden herkes öldürülüyormuş. İnsanlar camilere doluşmuş. Toplardan kaçmak için değil; bir buçuk milyar Müslümanın duymadığı top seslerini, Allah sağır kulaklara duyursun diye dua ediyorlarmış. Denizin ortasında, fırtınada kalan insan nasıl ki sadece Allah'tan yardım ister, çünkü sadece o duyar onu; Müslümanların ortasında kalan Suriye halkı da sadece Allah'tan yardım istiyor bugün. Çünkü Müslümanlar duymak istemiyor çocukların ağlama…