Kahve Gözlü Melek

Ne kadar süredir burada olduğunu o dahil hiç kimse bilmiyordu. Duvara doğru dönmüş, ürkek gözlerle duvara bakıyordu. Görünüşü düello yapan birini andırıyordu ama elleri tetikte değildi. Gözleri derinlere dalmış, duvardaki hafif çatlaklar, gözünün önünde kocaman nehirlere dönüşmüştü. Aniden mi dönse yoksa yavaş yavaş mı baksa karar veremedi. En iyisi aniden dönmekti. Belki böylece ilk anda beyni onu kandıramazdı.

Kahramanımız aynaya bakmaktan korktuğu için sırtını boy aynasına, yönünü duvara dönmüştü. Bu onun dünden beri kaçıncı denemesiydi bunu tahmin etmek bile zordu. Bir türlü aynaya bakamayan kahramanımız, yaşadığı şokun etkisiyle dünden beri hiçbir şey yemediğini de bilmiyordu.

Önceki gün saat üç sularında bir arkadaşının evine gitmişti. Ona verdiği kitabı geri alacaktı. Kaç kezdir istiyordu ama arkadaşı hep unutuyordu yanında getirmeyi. O da arkadaşına haber vermeden kapıya gitmeyi uygun buldu. Ne biçim bir devirse; kimse okumuyor, okuyanlar da aldıkları kitabı geri getirmiyorlardı.

Binanın girişinde yerlere atılan kabukları, ambalajları ve hele ki tükürükleri görmezden gelir gibi yapmadı. Yüzünü ekşiterek ikinci kata çıktı. Üç numaralı kapıya gelip zile bastı. Az sonra içeriden "kim o" denmeden kapı açıldı. İşte ne olduysa o an oldu. Kapının arasında bir melek görünüyordu. Yok gerçek melek değil, insanın hayal gücünün ürünü olan melekler var ya, hani kanatlı, beyaz taçlı; işte onlardan biri buradaydı.

Kahramanımız neye uğradığını şaşırdı. Baktığı kısacık sürede kendisine gülerek bakan bir çift kahverengi göz, hafızasındaki tüm yüzleri silmiş, yerine kendini nakşetmişti. Kapıyı açan melek "buyurun" diyordu ama kahramanımız şu an bunu duyacak gibi değildi. Tamamen durmuştu, göz kapakları bile kapanıp açılmıyordu. Şok hali dedikleri şey tam da bu olmalıydı. Kız şaşırdı, sol elini araba sileceği gibi kahramanımızın gözlerinin önünde iki üç kez salladı. Fakat ne çare, o sadece meleğinin gözlerine bakıyordu.

Daha sonra arkadaşı gelmiş, kahramanımız kendini toparlamış, kitabını istemiş ve hemen oradan ayrılmıştı. Arkadaşının "bir çay içelim" davetini bir gerekçe bile göstermeden reddetmişti. Eve nasıl geldiğini, sırt üstü nasıl uzandığını idrak etmedi. Her gün yaptığı şeyleri tekrar ediyordu sadece. Gözlerinin önünde hep aynı yüz vardı.

Ne kadar süre düşündü bilinmez. Yüzünü yıkamak için lavaboya gittiğinde hikayenin yazılış amacı ortaya çıktı. En başından beri tahmin ettiğiniz gibi kahramanımız artık kendi yüzünü göremiyordu. Ve bu durum sonraki gün, yani hikayenin başlangıcında dahi sürüyordu.

İlk başlarda sadece şaşırmıştı. Yüzünü ellemişti. Dokunuyordu, ekşitiyordu evet oydu ama yüz onun yüzü değildi. Kendine birkaç kez tokat attı. Küçük bir ayna aldı, yatağına uzandı, dakikalarca baktı ama işe yaramıyordu. Kendi yüzü meleğin yüzü olmuştu. Uyuyayım uyanayım geçer demişti ama geçmiyordu. Ağladı olmadı, güldü olmadı. Kafasını duvarlara vurdu yine olmadı. Bir türlü kendini göremedi aynada.

Hikayenin başında anlattığımız üzere kahramanımız saçma taktiklerle kendini kandırmaya çalışsa da fena halde aşık olduğunu artık anlıyordu. Evet aşktı bu, ne zaman, nereden geleceği belli olmuyordu. İnsanın hesaplarını alt üst edecek olanlar bazen iki adet kahverengi göz olabiliyordu.

Yorumlar

  1. Su gibi bir çırpıda okudum hiç sıkılmadan,kalemine sağlık diyorum...

    selamlar :)

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim abla. Gözlerine sağlık.

    Selamlar :)

    YanıtlaSil
  3. Yusuf Hocam yazınız çok güzel olmuş, çok etkilendim, ama bişey anlamadım. :)))))(daglarardında)

    YanıtlaSil
  4. Hakkınızı helal edin.

    YanıtlaSil
  5. Helal olsun. Allah hayırlısıyla gönlünüze göre versin hocam.

    YanıtlaSil
  6. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  7. Birşey olmadı.

    YanıtlaSil
  8. okudum, evet, akıcı bir dil...

    YanıtlaSil
  9. Hayırlı cumaların olsun yusuff,selamlar :)

    YanıtlaSil
  10. Hayırlı cumalar abla, sana da selam :)

    YanıtlaSil
  11. Hayırlı cumalar Yusuf Abi :)

    YanıtlaSil
  12. Sana da hayırlı cumalar her kimsen.

    YanıtlaSil
  13. :)daglarardında

    YanıtlaSil
  14. Yürü hür maviliğin bittiği son hadde kadar,insan,dünyada hayal ettiği müddetçe yaşar.

    Yahya Kemal Bayatlı
    ********************
    şu yukardaki adsız kardeşden bir ricam olaçak :) iki de bir daglarardında,yazıp durmasın:)"O" kelime beni üzüyor,daglarardında sevdiklerim var.

    Hayırlı akşamlar kardeşim

    YanıtlaSil
  15. Size de hayırlı akşamlar :)

    YanıtlaSil
  16. Hem dağlarardında olup ta,hem de seveni yoksa.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeşil Göz Kırmızı Tokat

Grub Kurtarma

Üzüntü Giderme Aracı

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

Çay mı Şerbet mi

Bakış Açısı

Öğretme(n)