Kayıtlar

Mayıs, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yuvarlak Zindan

Resim
Onu buraya iki gün önce getirdiler. Güzel iri gözlerine gördüğüm anda vuruldum. Kahverengiydiler aynen benimkiler gibi. Her seferinde sadece bir tanesini görüyor olsam bile bakmaya doyamıyordum. Buradaki en büyük eğlencem güzel gözlerini izlemek olmuştu.

Aslında her şeyiyle harikaydı. Beyaz ışıkta parlayan kırmızı pulları, ince uzun yüzgeçleri ve sudaki hızlı hareketleri her geçen saniye onu daha fazla sevmeme neden oluyorlardı. Koca akvaryumda, o kadar balık sanki yok olmuş da bir tek o varmış gibi geliyordu bana. Gözüm hep ondaydı. Hep onu izliyordum.

Ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Suya bir kepçe daldı ve onu aldı. Nereye götürüyorlardı ki onu? Ne yapacaklardı kahve gözlüme? Derken kepçe suya ikince kez daldı, bütün gücümle kepçeye doğru yüzdüm, içindeydim ama kepçeyi tutan el beni kepçeden attı. Tekrar girdim, o tekrar attı. O attıkça ben girdim, sonunda ben kazanmıştım.

Beğenmeyen Gavur Olsun

Resim
Hep diyorum eleştirin diye. Sizden nefret etmesin diye acımasızca, kırarak eleştirmeyin ama mutlaka eleştirin. Siz her yapılanı alkışladıkça, her yazılanı beğendikçe bazıları kendilerini bir şey sanıyor.

Cümle kurmasını bilmeden yüzlerce yazı yazan blog yazarlarımız nasıl oldu; aynı şeyleri, bir o tarafa, bir bu tarafa çevirip; ısıtıp ısıtıp bize sunanlar neden çoğaldı sanıyorsunuz?

Tepki veremediniz. Yazının burası yanlış, şu kısım anlaşılmıyor, üç aydır takip ediyorum aynı şeyleri yazıyorsun, bırak artık insanlarla uğraşmayı, az gelişmelisin diyemediniz kimseye. Okudunuz, anladınız veya anlamadınız, sadece takdir ettiniz.

Çokluğun değil kalitenin önemli olduğunu anlamadınız. Okunacak bu kadar kitap varken, birkaç satıra takılıp kaldınız. Adını yazmasını bilmeyenleri takdir ettikçe şımarttınız. Şımarttıkça daha kalitesiz yazılar okudunuz. Okumaktan zevk mi alıyordunuz anlamıyorum, hiç ses çıkarmadınız.

Şampiyonluğu Tersten Okumak

Resim
Geçenlerde bir yazı okumuştum. Sinemanın zararlarından bahsediyordu. Yazıya göre filmde biz tekdüze düşünüyormuşuz. Filmin kahramanı ne kötülük yaparsa yapsın, biz onu destekliyormuşuz. İşin can alıcı kısmı da "insan"ı düşünemiyormuşuz. Kahramanın mutluluğu mutluluğumuz, üzüntüsü üzüntümüz oluyormuş. Karşısındaki insanların durumu umurumuzda değilmiş.

Bu acı gerçeği bizim futbolumuzda da gördüm önceki gün. Bir takım şampiyon oldu. Milyonlarca insan sevindi. Sokaklara döküldüler, havai fişek patlattılar, magandalık yaptılar. Bunlar görünen, gösterilen ve herkesin ilgilendiği yön; bir de görünmeyen yön var: Milyonlarca insan üzüldü!

Biraz derin düşününce aslında her yıl milyonlarca insan çok üzülüyor. Sezon boyunca küçük üzüntüler bir yana, bir de sonda kaybedilen şampiyonluk için duyulan aşırı üzüntü var. Öyle bir üzüntü ki insanlar sokağa çıkmak istemiyor. Kimileri renklerden nefret ediyor. Kimileri takımlarının baş harfiyle başlayan kelimeleri görmek istemiyor.

Annelerin Yaşama Günü

Resim
Geçen yılki anneler gününde anneler gününün bir güne sığdırılmaması gerektiğini yazmıştım. Her gün annelerin olmalıydı. Nasıl oldu bilmiyorum her günler bitti, sığdırdığımız o gün yine geldi. Her gün hatırlanacak anne, yıllık ancak hatırlanır oldu.

Bu sene anneliğin kutsaliyetinden bahsetmeyeceğim. Annelerin çocuklarını ne kadar sevdiğinden de. Otobüste, çocuğunun kafası cama çarpınca, onun yerine "ah" diyen anneyi de anlatmayacağım. Tavuğumuzun on beş santimlik boyuna bakmadan bana meydan okumasını da geçeceğim, kapalı bir kapının ardında yavruları olan kedinin kapımızı kırmaya çalışmasını da.

Ben Biz Olduğumuz İçin Benim

Resim
Afrika'da çalışan bir Antropolog bir kabilenin çocuklarına bir oyun oynamayı önerir. Ağacın altına koyduğu meyvalara ilk ulaşanın ödülü o meyvaları yemek olacaktır. Onlara "hadi şimdi başlayın, birinci olan ödülü alacak" der. O anda bütün çocuklar elele tutuşur. Koşup ağacın altına beraber varırlar ve hep beraber meyvaları yemeye başlarlar. Antropolog neden böyle yaptıklarını sorduğunda şu yanıtı verirler;

Bu UBUNTU' dur, nasıl olur da diğerleri mutsuz iken birimiz o ödülü yiyebilir ki?

Ve UBUNTU' nun anlamını açıklarlar: Onların dilinde UBUNTU; "Ben biz olduğumuz için "Ben'im" demekmiş!