Annelerin Yaşama Günü

Geçen yılki anneler gününde anneler gününün bir güne sığdırılmaması gerektiğini yazmıştım. Her gün annelerin olmalıydı. Nasıl oldu bilmiyorum her günler bitti, sığdırdığımız o gün yine geldi. Her gün hatırlanacak anne, yıllık ancak hatırlanır oldu.

Bu sene anneliğin kutsaliyetinden bahsetmeyeceğim. Annelerin çocuklarını ne kadar sevdiğinden de. Otobüste, çocuğunun kafası cama çarpınca, onun yerine "ah" diyen anneyi de anlatmayacağım. Tavuğumuzun on beş santimlik boyuna bakmadan bana meydan okumasını da geçeceğim, kapalı bir kapının ardında yavruları olan kedinin kapımızı kırmaya çalışmasını da.

Bütün bunlardan başka bir de yavrusunu kaybeden anneler var. Bizim kırk beş saniye yaşadığımız acıyı ömür boyu göğsünde taze hisseden anneler. Gözünden sakındığı ciğerparesini, hiç yere, hedefi şaşırtılmış kurşunlara kurban veren anneler. Bin canı olsa, binini de yerine verebileceği canından kıymetlisi, kendisinden koparılan anneler.

Bence bugün onların günü olmasın. Çünkü onlara bir gün değil, bir yıl vermenin bile çok anlamı olmayacak. Onlar kanatları kırık kuşlar artık. Onlar yaşayan ölüler, ciğerleri sökülmüş cesetler.

Bence bugün onlardan daha fazla olmamasının günü olsun. Ateş düştüğü yeri yaktı zaten, havada söndürelim o ateşi de daha fazla kuşun kanadını yakmasın.

Bence bugün bu annelerin tüm annelere çağrı yaptığı gün olsun. Biz öldük siz ölmeyin günü olsun bugün. Üç günlük dünya hayatı değmez batıl davalar uğruna annelerin ciğerlerini yakmaya sesleri duyulsun.

Bence bugün anneler günü değil, annelerin yaşadığı gün olsun.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeşil Göz Kırmızı Tokat

Grub Kurtarma

Üzüntü Giderme Aracı

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

Çay mı Şerbet mi

Bakış Açısı

Öğretme(n)