Ana içeriğe atla

Beğenmeyen Gavur Olsun

Hep diyorum eleştirin diye. Sizden nefret etmesin diye acımasızca, kırarak eleştirmeyin ama mutlaka eleştirin. Siz her yapılanı alkışladıkça, her yazılanı beğendikçe bazıları kendilerini bir şey sanıyor.

Cümle kurmasını bilmeden yüzlerce yazı yazan blog yazarlarımız nasıl oldu; aynı şeyleri, bir o tarafa, bir bu tarafa çevirip; ısıtıp ısıtıp bize sunanlar neden çoğaldı sanıyorsunuz?

Tepki veremediniz. Yazının burası yanlış, şu kısım anlaşılmıyor, üç aydır takip ediyorum aynı şeyleri yazıyorsun, bırak artık insanlarla uğraşmayı, az gelişmelisin diyemediniz kimseye. Okudunuz, anladınız veya anlamadınız, sadece takdir ettiniz.

Çokluğun değil kalitenin önemli olduğunu anlamadınız. Okunacak bu kadar kitap varken, birkaç satıra takılıp kaldınız. Adını yazmasını bilmeyenleri takdir ettikçe şımarttınız. Şımarttıkça daha kalitesiz yazılar okudunuz. Okumaktan zevk mi alıyordunuz anlamıyorum, hiç ses çıkarmadınız.

Halbuki ben sadece eleştirin demiştim hakaret edin demedim ki. Neden bu kadar korktunuz anlamadım. Yapacağınız sadece "bu yazıda şöyle bir sorun var" demekti. Belki "anlaşılmıyor" demek, belki de "hayırdır, neden hep aynı şeyleri yazıyorsun" demek.

Bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılardan mıydınız yoksa? Bana ne, okurum, anladım yorumumu yaparım, yok anlamadım, "çok güzel" der geçerim mi diyordunuz? Tanıdık geliyor mu bunlar?

Peki o zaman neden blog yazarı oldunuz? Neden farklı olmaya çalıştınız? Neden siz de çoğu kişi gibi resimlerinizi Facebook'ta paylaşıp "beğenmeyen gavur olsun" demediniz? Neden buradasınız?

Bu kadar zaman takıldınız, bir sürü dost edinizdiniz de ne oldu? Ne kadar ilerlediniz? Şöhretiniz, yayınlanan beş kuruş etmeyen kitaplarınız, çıktığınız tv programları ne işe yaradı? Neyi değiştirdiniz? Neyi veya kimi kurtardınız? Yazılarınız kime fayda verdi?

Düşünün demiştim. Az sorgulayın, eleştirin... Fakat siz önünüze konan yemeğin neden yapıldığı kadar bile ilgilenmediniz okuduklarınızla, yazdıklarınızla.

Devam edin, yazın, okuyun; binlerce yazılarınız olsun, yüz binlerce yorumlarınız. Varsın hepsi üç kelimeden oluşsun ne olacak? Sanki dünya size mi kalacak? Hayatınızı yaşayın, zaten düşününce kafanız yorulacak. Belli mi olur, siz birilerini eleştirirsiniz de Allah korusun o da gelir sizi eleştirir. Aman ha! Sakın sakın. Zaten yakında uzayda hayat bulunacak.

Yorumlar

  1. Bayağı düşündürücü bir yazı olmuş,kafam yorulsada ben düşüneceğim bu yazdıklarını şurda bende 6'ya 9 kala bir blogger olmama rağmen ne kazandım ne kaybettim diye düşüneceğim,,,
    ama önce benimde kendi kendime kendimce nacizane cevaplarım olsun bu yazınaisteyen katılır istemeyen katılmaz...

    Bu kadar zaman burda takılmak kimine göre eğlence için,kimine göre kafa dağıtmak için,kimine göre egosunu şişirmek için...ilk iki şıktakileri anlayabilirim ama sonuncu gruba girenleri anlayamam,tv lere çıkanlar,bangır bangır blogger buluşmaları yapıp boy boy fotolarını yayınlayanları,o yarışma senin bu yarışma benim diye sırf blogunun adı duyulsun reytingi artsın diye etrafta dolananlar işte onlar buralarda sırf egosunu şişirmek için duranlar,gün gelipte yazacak bir şey bulamayıpta ama içindeki illa yazacam arzusuna gem vuramayıp kocamı dövdüm başlıklı yazı yayınlayanlarda gördük,saçını ne renk boyattığını gösteren,evind enasıl temizlik yaptığını gösterenide,,,gördük Allah gördük sonunda hepimiz günümüzü göreceğiz,belki çok sert bir benzetme olacak ama hani Allah (c.c) Bazı kavimleri helak ederken içlerinde günaha veya füfre bulaşmamış olanlarda varmışya,işte az kaldı yine bir blogger temizliği yakındır,belki kötülerin yanında iyilerde gidecek ama bu şart olacak bir vakit sonra,
    facebook faktörü çok ayrı bir şey canım orasıda blogdan farklı değil bana göre hatta burda yapamadıklarını orda daha güzel yapıyorlar,seviyesizlik yozlaşma almış başını gitmiş,twitter ona keza,illa bende twit atacam diye direnmeler güne iki okkalı söz yazmadan başlamam diye düşünenler,ne kazanır o özlü sözleri twitlemekten hiç anlamam....
    ”Göklerde ve yerdekilerin hepsi Allah'ı tesbih eder. O, üstündür, hikmet sahibidir.(Saf–1)
    ”Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?(Sâf–2)
    “Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir nefretle karşılanır.(Sâf–3)
    ”Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi saf bağlayarak savaşanları sever.(Sâf–4)
    Ayeti Kerimeleri dururken hala bu neyin ısrarıdır anlamıyorum,,,,

    neyse benimkide biraz farklı bir yorum oldu ya neyse,zaten benim yorumlarda bişeye benzemiyo hakkını helal et,selamlar olsun daha sık yaz,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten farklı olmuş :) Helal olsun ne demek. Selamlar... İnşallah yazarım.

      Sil
  2. "...Allah'ım! Beni önümden,arkamdan,sağımdan solumdan ve üstümden (gelecek her türlü tehlikeden ) koru. Altımdan (gelecek belalara/deprem ile ) helak olmaktan senin büyüklüğüne sığınırım."

    YanıtlaSil
  3. Hayırlı cumalar diyecektim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayırlı Cumalar, nice hayırlı cumalara inşallah :)

      Sil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

General Mobile Discovery Kitkat sürümüne geçtikten sonra eduroam bağlantısını kuramadım. İnternette aradım ve donanımhaber forumda konuyla ilgili bir mesaj buldum. Çok kısa yazılan mesajı burada resimli bir şekilde açıklamak istiyorum.

Öncelikle Sistem Ayarları'ndan Kablosuz'a giriyoruz. Orada altta duran +'ya basıyoruz. Bu yeni ağ oluştur demek.





Ağ SSID yazan yere "eduroam" yazıyoruz. Hemen altında Güvenlik seçeneğini 802.1xEAP diye değiştiriyoruz. Kullanıcı adı ve şifremizi giriyoruz.



Ardından Gelişmiş Seçenekleri Göster kutucuğunu işaretliyoruz. Altındaki EAP metod seçeneğini TTLS onun altındaki Faz 2 doğrulaması'nı da PAP diye değiştiriyoruz.



Hepsi bu kadar. Kaydet dedikten sonra eduroam'a rahatlıkla bağlanabilirsiniz.