Ana içeriğe atla

Şampiyonluğu Tersten Okumak

Geçenlerde bir yazı okumuştum. Sinemanın zararlarından bahsediyordu. Yazıya göre filmde biz tekdüze düşünüyormuşuz. Filmin kahramanı ne kötülük yaparsa yapsın, biz onu destekliyormuşuz. İşin can alıcı kısmı da "insan"ı düşünemiyormuşuz. Kahramanın mutluluğu mutluluğumuz, üzüntüsü üzüntümüz oluyormuş. Karşısındaki insanların durumu umurumuzda değilmiş.

Bu acı gerçeği bizim futbolumuzda da gördüm önceki gün. Bir takım şampiyon oldu. Milyonlarca insan sevindi. Sokaklara döküldüler, havai fişek patlattılar, magandalık yaptılar. Bunlar görünen, gösterilen ve herkesin ilgilendiği yön; bir de görünmeyen yön var: Milyonlarca insan üzüldü!

Biraz derin düşününce aslında her yıl milyonlarca insan çok üzülüyor. Sezon boyunca küçük üzüntüler bir yana, bir de sonda kaybedilen şampiyonluk için duyulan aşırı üzüntü var. Öyle bir üzüntü ki insanlar sokağa çıkmak istemiyor. Kimileri renklerden nefret ediyor. Kimileri takımlarının baş harfiyle başlayan kelimeleri görmek istemiyor.

Peki bu neden yapılıyor? Değer mi her yıl bu kadar insanı bu kadar üzmeye? Hadi diyelim bu sene kaybeden taraf Fenerbahçe oldu, bu biraz iyi. En azından Fenerbahçeliler dışında herkes sevindi. Fakat kazanan Fenerbahçe olduğunda düşünsenize Türkiye'de yaşayan Fenerbahçelilerin dışında hemen hemen herkesin ne kadar üzüldüğünü.

Böyle acı bir tabloya karşılık bu durumun katlanarak devam etmesinin altında olsa olsa menfaat vardır. Birileri bundan çok büyük çıkar sağlıyor olmalı. Yoksa kim neden üzsün her sene bu kadar insanı?

Hadi diyelim küçük bir grup bu işten çıkar sağlıyor. Nasıl olsa onlar menfaatleri için insanların en hassas duygularını kullanmaya hazır; peki üzülen halka ne oluyor? Bu iğrenç içki nasıl bir kadehte sunuluyor da alan fondip yapıyor? İnsan nasıl oluyor da üzüntüsünün dakikasına değmeyecek o sevinç için böyle yanlış bir yola girebiliyor?

Ben bu soruların cevabını bilmiyorum. Zaten yıllar önce sevincimin bana bir şey kazandırmadığını, üzüntümün ise benden çok şey aldığını gördüğümde bıraktım futbolu takip etmeyi. Fakat düşünen her insan bu soruların cevabını bulabilir. Düşününce doğruyu bulabilir. Hatta gelip bana da öğretebilir.

Yorumlar

  1. Yusuf'um; baştan ve sondan dördüncü paragrafa bayıldım. :) Önemli bir gerçeği anlatmışsın. Püf noktası işte orası. Benim futbolla ilgili seri yazımı bir oku istersen.
    Sevgilerle kardeşim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamam abi, okuyacağım inşallah. Perşembeden sonra müsait olacağım inşallah okurum.

      Saygılar abim. :)

      Sil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allahım sen konuyu biliyorsun, Amin!

Kimi zaman sosyal paylaşım sitelerinde bu cümleye rastlıyoruz. Genel itibariyle şaka olsun diye söylenen bu söz bence son derece tehlikeli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir sözdür.

İnsanı yoktan var eden, insanın sahip olduğu her şeyi kendisine veren Allah'tır. İnsan dünyaya gelince bunun farkında olmadan başlar hayata. Yanında anne ve babası vardır ve çocuk olduğu sürece ona her gerekeni onlar verir. Çocuk Allah'ın verdikleri konusunda bir şey görmeden büyümektedir. Bu bilinçle büyüyen çocuk bir yetişkin olduğunda da kendi ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda olduğunu görmekte ve herhangi bir konumda Allah'ın verdiği bir şeyi gözüyle görmemektedir.

Hayatın yüzlerinden biri olan maddi yüz bunu gösteriyor. Kim çalışırsa elde eder. Bunun karşısında hayat içinde bir de manevi yön vardır ki herkesin bundan haberi yoktur. Bütün insanlar için çok önemli bir sorun olan bu manevi yön genelde dini duygular tarafından baskı altına alınır. Böylece insan, boşluk hissini bu duygula…

Sevmeyeni Sevmek

"Hayırdır evlat, neden bu kadar hüzünlü düşünüyorsun" diye sordu yaşlı adam. Genç, kendisinden beklenmeyecek bir özgüvenle, sesini de yükselterek: "Sen hiç seni sevmeyen birini sevdin mi dayı" diye yanıtladı yaşlı adamın sorusunu. Yaşlı adam bunu beklememiş olacak ki hemen cevap vermedi. Yanındaki gence yarım dönmüş, hiçbir şey söylemeden ona bakıyordu. Genç hayatı boş vermiş gibi olmasa bu bakışlardan korkabilirdi ama tavırları "ben zaten ölmüşüm" tarzındaydı. Kompartımandaki diğer dört kişi de susmuş, yaşlı adamın ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Yaşlı adam yerini düzeltti, kafasını pencereye doğru çevirerek "sevmiyorsa bırak gitsin" dedi. Sonra tepkiyi ölçmek için gence doğru döndü. Genç yere bakıyordu. Yaşlı adamdan yana hiç dönmedi. Onu ciddiye almamış mıydı yoksa gerçekten yarı ölü müydü belli olmuyordu. Ani bir hareketle kafasını kaldırıp tüm vücuduyla yaşlı adama döndü. Hızlı bir söyleyişle "dayı, sen hiç sevdin mi" …

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

General Mobile Discovery Kitkat sürümüne geçtikten sonra eduroam bağlantısını kuramadım. İnternette aradım ve donanımhaber forumda konuyla ilgili bir mesaj buldum. Çok kısa yazılan mesajı burada resimli bir şekilde açıklamak istiyorum.

Öncelikle Sistem Ayarları'ndan Kablosuz'a giriyoruz. Orada altta duran +'ya basıyoruz. Bu yeni ağ oluştur demek.





Ağ SSID yazan yere "eduroam" yazıyoruz. Hemen altında Güvenlik seçeneğini 802.1xEAP diye değiştiriyoruz. Kullanıcı adı ve şifremizi giriyoruz.



Ardından Gelişmiş Seçenekleri Göster kutucuğunu işaretliyoruz. Altındaki EAP metod seçeneğini TTLS onun altındaki Faz 2 doğrulaması'nı da PAP diye değiştiriyoruz.



Hepsi bu kadar. Kaydet dedikten sonra eduroam'a rahatlıkla bağlanabilirsiniz.