Yuvarlak Zindan

Onu buraya iki gün önce getirdiler. Güzel iri gözlerine gördüğüm anda vuruldum. Kahverengiydiler aynen benimkiler gibi. Her seferinde sadece bir tanesini görüyor olsam bile bakmaya doyamıyordum. Buradaki en büyük eğlencem güzel gözlerini izlemek olmuştu.

Aslında her şeyiyle harikaydı. Beyaz ışıkta parlayan kırmızı pulları, ince uzun yüzgeçleri ve sudaki hızlı hareketleri her geçen saniye onu daha fazla sevmeme neden oluyorlardı. Koca akvaryumda, o kadar balık sanki yok olmuş da bir tek o varmış gibi geliyordu bana. Gözüm hep ondaydı. Hep onu izliyordum.

Ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Suya bir kepçe daldı ve onu aldı. Nereye götürüyorlardı ki onu? Ne yapacaklardı kahve gözlüme? Derken kepçe suya ikince kez daldı, bütün gücümle kepçeye doğru yüzdüm, içindeydim ama kepçeyi tutan el beni kepçeden attı. Tekrar girdim, o tekrar attı. O attıkça ben girdim, sonunda ben kazanmıştım.

Az sonra beni az su bulunan bir poşete koydular. Peki ama al pullum neredeydi? Derken beni karanlık bir yere bıraktılar. Biraz süre sallanıp durdum. Karanlık yerden çıkardılar beni, daha nerede olduğumu anlamadan poşetteki az suyla beraber bir yere düştüm. Burası bulunduğum yere göre çok küçük ve yuvarlar bir yerdi. Hiçbir şer görünmüyordu. Altta biraz renkli taş vardı. Sağa sola bakındım ama hep kendimi gördüğüm bir duvara çarptım.

Birazdan yukarıdan kırmızı bir şey düştü. İşte bu benim kırmızımdı. Hayatımın anlamı gelmişti. Bu daracık hücre bu saatten sonra benim için cennet bahçelerinden bir bahçeydi. O yanımda olsundu da varsın ömrüm bu yuvarlak zindanda geçsindi.

Ben olduğum yerde donakalmıştım. O da şaşkınlığını üzerinden atmaya çalışıyordu. Bir iki döndükten sonra durdu. Bana baktı. Yanıma yaklaştı. Üzgün görünüyordu. Onu neşelendirmek istedim, bir iki etrafında döndüm. Bana zoraki gülümsedi ama gülüşünde bile hüzün vardı.

Sonraki günlerde o gittikçe kötüleşti. Aslında benim durumum da iyi değildi. Bulunduğumuz yer çok küçüktü. Hiç yüzemiyorduk, ayrıca su çok çabuk kirleniyordu. Suyu her değiştirdiklerinde bize iyilik yaptıklarını sanıyorlardı ama bizi biraz daha halsizleştiriyorlardı. Her şeye rağmen güzeller güzeli yarimin aşkı beni dinç tutuyordu. Hep etrafında dönüyor, onu da döndürmeye çalışıyordum. Kimi zaman yanıma sokuluyor, kafasını yüzgecime dayayıp öylece duruyordu. Hasta olduğunu bilmesem bunlar hayatımın en güzel anları olurdu.

Derken bir ara hareketsiz kaldı. Hiç kıpırdamıyordu. Etrafında bir iki tur attım ama güzel gözleri hiç kıpırdamadı. Üstelik üzerinde beyaz beyaz lekeler vardı. Parlak kırmızı pulları o beyazlığın altında görünmez olmuşlardı. Yanına gittim, bir iki dokundum ama o hiç tepki vermedi. Başında öylece bekledim, elbet bir şeyler yapacaktı. Fakat yapmadı. Hiç yapmayacaktı...

Sırf kendi zevkleri için dünyayı çöplüğe çeviren insanlar benim de kalbimi söküp almışlardı...

Yorumlar

  1. Bir süs balığının düşünceleri ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi herhalde,kalemine sağlık,biraz hüzünlü olmuş ama hayatın gerçekleri bunlar,yaklaşık 17 yıldır japon balığı bakan biz onların her hastalandıklarında her öldüklerinde çok üzüldük,onlar için yapacak bir şey bulamadık,özenle çiçek saksılarımın dibine gömdüm onları,yerine yenilerini aldık onlara alıştık onlar bize alıştı kim demiş balık hafızalı diye külliyen yalan asla öyle bir şey yok,onlar her sabah ve akşam yem atmak için akvaryumlarının başına gittiğimizde hep aynı köşeye geldiler ağızlarını şirin bir şekilde mama mama der gibi açaraktan :) hele bir tane bıyıklımız vardıki sularını değiştirmek için başka kaba aldığımızda üzerime doğru atlayışına ne gülmüştüm tabiki bu onun kaçma çabasıydı ama dışarda yaşayamayacağını kendiside biliyordu,mecburen suyuna geri döndü,,,,onları izlemek çok güzel insanı acayip bir şekilde dinlendiriyor huzur veriyor,keşke her alanın her besleyenin elinde ve evinde gerekli ilgiyi görebilseler,sırf heves için değilde gerçekten severek merakla alınıp bakılsalar daha iyi olurdu....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ablamsın diye bana torpil geçiyorsun biliyorum, yazının güzelliğinden değil :)

      Sil
    2. Diyosun :) Kardeşim benim bu kadar mütevazı olma bence...selamlar yeni haftan hayrolsun...

      Sil
    3. Tamam olmam abla. :) Senin de, Allah razı olsun. :)

      Sil
  2. Fanusa mahkum edilen balıkları iyi gözlemlemişsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Balık aldım, haklarında biraz okudum öyle oldu.

      Sil
  3. şablonla alakalı yorum yapıyordum birden pc dellendi,galiba kıskandı şablonu :)
    eğer yarım yamalak bir yorum geldiyse yayınlama olurmu...
    güzel olmuş şablonun diyordum,içinde çay olan her şey güzeldir bana göre,o söz sanamı ait yoksa alıntımı?
    güle güle kullan renkleri falan uyumlu olmuş biliyon sen bu işi,tabi ben en çok çaya ve çay ile alakalı söze tav oldum o ayrı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim abla. Senin güzel bakışın. :) Sözü ben uydurdum evet. :)

      Sil
  4. Gözlem yeteneğine baştan beri hayranım. Yaz geliyor, sivrisineklerle de yakında yine iletişime geçersin gibime geliyor. :)
    Sevgilerle kardeşim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estğ. abi. :) İnanır mısın bu sene daha hiç ısırmadılar beni. :)

      Saygılar değerli abim.

      Sil
  5. İnsan bu yazıyı okuyunca akvaryum alası varsa da almaz =) Özgürlük gibisi var mı?
    Çok başarılı bir yazı yine. Tebrik ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Akvaryum değil, kötü olan fanus.

      Teşekkür ederim. :)

      Sil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeşil Göz Kırmızı Tokat

Grub Kurtarma

Üzüntü Giderme Aracı

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

Çay mı Şerbet mi

Bakış Açısı

Öğretme(n)