Kapımıza Hızır Gelmiş

Annem anlatıyor, sokaktan bir hasta adam geçmiş. Sokaktaki kadınlardan para istiyormuş. Adam çok hastaymış, annem de ona çok acımış. Bazı kadınlar ona para vermemiş bu yüzden annem onları eleştirmiş. Anne dedim, inanıyor musun sen bu tür şeylere. Adam çok hastaydı dedi. E hasta adamın bu sıcakta bizim sokakta işi ne? Çarşıda olsak neyse? Adam resmen koca ilçede kapı kapı dolaşıyor sen hala hasta olduğuna inanıyorsun.

Bunu dedim de aklıma bir arkadaşım geldi. Durumu baya kötü bir arkadaşım var. Öğrenci sonuçta. Ailesinden uzakta kıt kanaat okulunu bitirmeye çalışıyor. Bir gün beraber yürürken baktım yanımızdan geçen biraz yaşlıca birine para verdi. Adam öğrenci olmamıza rağmen elini açtı, çocuk ne yapsın? Dilenci geçtikten sonra arkadaşıma bunun nedenini sordum. Sonuçta sen ondan muhtaçsın ve aç da kalsan isteyemezsin. O adamın ise şimdi Allah bilir kaç tane dairesi var. Arkadaşım dilenci görünce Hızır olabileceğinden korktuğunu söylemesin mi? Söylemesin dediğinizi duyar gibiyim ama söyledi. Evet aynen düşündüğünüz gibi ilahiyat öğrencisi.

Bunu anneme de anlattım tabi. E annem de patlatacak bir Hızır hikayesi biliyorum. Teyzesinin başına gelmiş. Beyaz sakallı, nur yüzlü bir ihtiyar kapıya gelmiş. Annemin teyzesi de normalde köye gelen herkese bir şeyler veriyormuş. O kadar çok veriyormuş ki çocukları ona kızmış o da artık sadaka vermemeye yemin etmiş. İşte bu nur yüzlü ihtiyar o zaman gelmiş. Israrla bir şeyler istemiş teyze "Nuh" demiş. Adam çıkmış gitmiş... devamını biliyorsunuz değil mi? Sanki biri uzatma dedi de ondan dedim. İşte öyle, teyze komşulara sormuş adam yok. Yani ortadan kaybolmuş. Ammaa, gitmeden önce teyze hanıma başına üç bela gelecek demiş. Teyzemizin de iki oğlu, bir torunu ölmüş. Bir de evi yanmış.

Annem anlatıyor ben de gülüyorum. Eee anne, dört oldu dedim. Hızır bu kez tutturamamış. Annem kızıyor, sus! Ne biçim adam oldun sen? Hiç Hızır'a da laf atılır mı? Anne dedim ciddileşerek, tamam beceremiyorum ciddi durmayı da nasıl olsa siz tanımıyorsunuz diye hava atayım dedim, anne dedim, Allah'tan daha adaletlisi var mı? Yok dedi. Peki dedim mal mı can mı? Tabi ki can dedi. Şimdi dedim biri gelse sana dese oğlunu öldüreceğiz evin tamamını vermez misin? Gözümü kırpmadan dedi.

E peki canım anneciğim, sen El-Adl isminin sahibini, nasıl olur da bir kadın, bir sadaka vermedi diye kadını böyle büyük bir cezayla cezalandıracak biri olarak düşünebilirsin? Annem durdu, konuşmadı. Düşünmemiştim aslında hiç demesini bekledim ama o çayın kaynayıp kaynamadığını sordu.

Çay içtik de düşünmeyi başka bahara bıraktık. Uzun kışların arkasına gizlenmiş, gelmek bilmeyen bahara...

Yorumlar

  1. Hızır'ın gelebileceğine inanırım ama her kapıya gelene de bir şeyler vermek te dilencileri arttıracaktır.Kazanıyorlar ki her taraftalar...

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin cümlemizden inşallah. Dualar müşterek :)

      Sil
  3. Vallahi,siz bir alemsiniz,Allah iyiliğinizi versin emi :) sabahsabah beni güldürdünüz ) Hayırlı sabahlar kardeşim yusuff.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayırlı sabahlar. Güldürebildiysem ne mutlu bana :)

      Sil
  4. Ben inanırım böyle hikayelere ve mutlaka az çok birşeyler veririm,gerçekten ihtiyaç sahibi olupta kapıma yıllar önce gelen bir teyzecik gördüm bana öyle güzel hayır dua ettiki,hala unutamam aklıma geldikçe burnumun direği sızlar,ve teyzeciğin dualarıda kabul oldu Allah tarafından biliyormusun :)Ve ben şöyle düşünürüm birde az sadaka çok belayı önlerya sen Allah rızası için ver alan onu ne yönde kullanmak isterse kullansın arkasını arama,isterse seni kandırmış olsun,nasılsa yarın huzuru mahşerde Allahü tealayı kandıramayacaktır,ameller niyetlere göredir ve sen ne niyetle sadakanı verdiysen onunla muamele göreceksin...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Al işte boşuna mı abla diyorum. Aynı annesi gibi düşünüyor :))

      Sil
    2. :) Yani Yusuff demi ama aklın yolu bir gel sende annemle bize katıl kafan rahat olsun :) Zaten belli bi yaştan sonra istesende istemesende bize hak vereceksin çok eminim :) Selamlar olsun kardeşime ve anneme...

      Sil
    3. :)) Selamlar ablama :)

      Sil
  5. az da olsa, vermek lazım ,diye düşünürüm ben...


    isterse kötü niyetli,sahiden ihtiyacı olmasın...

    istemek, dilenmek de kolay değil

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki ilk istemek kolay değildir ama sonrası her şeyden kolay.

      Sil
  6. Bir de hepsinin mekanı belli. Birbirlerinin mekanlarına gitmezler.Biz bile aşina olduk mekanlarına. Hatta cumaları kimin hangi camiye gideceği bile bellidir..

    YanıtlaSil
  7. Aynen öyle.. İstersen 2-3 hafta gittiğin caminin çıkışında bekleyen dilencilere dikkat et %90 aynıdır. =)

    YanıtlaSil
  8. İnanın derim. Annenizin bahsettiği kişiyi bilemem ama "Her gördüğünü Hızır (a.s) bil" lafı boşuna değildir. Herkese selamlar, sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence önemli olan laf değil onu kimin söylediğidir. Aleyküm Selam.

      Sil
  9. Biraz uzun oldu ama hakkını helal et bu yazının buraya çok yakışacağını düşündüm :)

    Herşey aslına çeker

    Bir padişah Hızır’ı görmek istiyordu. Bir gün bunun için tellallar çağırttı:

    -Kim bana Hızır'ı gösterirse onu armağanlara boğacağım,dedi.

    Birçok oğlu uşağı olan fakir bir adam bu işe talip oldu. Karısına dedi ki:

    -Hanım ben padişaha Hızır'ı bulacağımı söyleyip ondan kırk gün müsade alacağım. Bu kırk gün için padişahtan size ömrünüz boyunca yetecek yiyecek, içecek ve para alırım. Kırk günün sonunda Hızır'ı bulamayacağım için benim kelle gider, ama siz rahat olursunuz.

    Adamın karısı kanaatkar biriydi:

    - Efendi biz nasıl olsa alıştık böyle kıt kanaat geçinmeye. Bundan sonra da idare ederiz. Vazgeç bu tehlikeli işten, dedi.

    Ama adam kafaya koymuştu. Padişaha gidip Hızır'ı bulacağını söyledi. Bunun için kırk gün izin istedi. Hızır'ı bulmak için koşuşturacağı kırk gün zarfında ailesinin geçimi için sarayın ambarından tonlarca yiyecek, içecek ve nakit para aldı. Bunları evine teslim edip kırk gün ortalıktan kayboldu. Kırk günün bitiminde padişahın huzuruna çıkıp herşeyi itiraf etti:

    -Benim aslında Hızır'ı falan bulacağım yoktu. Ailece sıkıntı çekiyorduk. Hızır'ı bulacağım diye sizden dünyalık almak istedim, dedi.

    Padişah buna çok kızdı:

    -Padişahı kandırmanın cezasını hayatınla ödeyeceğini hiç düşünmedin mi? diye bağırdı.

    Adam da her şeyi göze aldığını söyledi. Bunun üzerine padişah yanında bulunan üç veziriyle görüş alış verişinde bulundu.

    Birinci vezire sordu:

    -Padişahı kandıran bu adama ne ceza verelim?

    -Efendimiz, bu adamın boğazını keselim, etini parçalayıp çengellere asalım.

    Bu sırada peyda olan, nurani bir genç, vezirin sözleri üzerine söyle dedi:

    -Küllü şeyin yerciu ila aslihi

    Padişah ikinci vezirine sordu:

    -Bu adama ne ceza verelim?

    -Hükümdarım bu adamın derisini yüzüp içine saman dolduralım.

    Biraz önce ansızın ortaya çıkan genç yine:

    -Küllü şeyin yerciu ila aslihi, dedi.

    Padişah üçüncü vezire sordu:

    -Ey vezirim sen ne dersin, beni kandıran bu adama ne ceza verelim? Padişahım bana göre, bu adamı affedin Size yakışan, sizden beklenen budur. Bu adam önemli bir suç isledi ama sanıldığı kadar da kötü biri değil Çünkü çoluk çocuğunun rahatı için kendini feda edebilecek kadar da iyi yürekli.

    Nurani genç yine söze karıştı:

    -Küllü şeyin yerciu ila asıhı

    Bu defa padişah o çocuğa yöneldi:

    -Sen kimsin? İkide bir tekrarladığın o laf ne demektir?

    Genç cevap verdi:

    -Senin birinci vezirinin babası kasaptı. Onun için kesmekten, etini çengellere asmaktan bahsetti. Yani aslını gösterdi. İkinci vezirin babası yorgancı idi. Yorgan yastık, yatak yüzlerine yün, pamuk doldururdu. O da babasına çekti. Üçüncü vezirin ise babası da vezirdi. O da soyuna çekti, büyüklüğünü gösterdi. Benim söylediğim söz "Herkes aslına çeker" demektir.

    Vezir istersen (üçüncü veziri göstererek) işte vezir, Hızır istersen (kendini göstererek) işte Hızır, bu adamı mahcup etmemek için sana göründüm, dedi ve kayboldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hikayeni daha yeni okuduğum için inşallah bana kızmazsın abla. Sınavlardan dolayı erteledim sonra da unuttum. Özür dilerim.

      Bu arada çok güzel bir hikayeydi. Eline sağlık.

      Sil
  10. Mirac Kandiliniz Mubarek Olsun,,,selamlar :)
    Anneminde ellerinden öperim,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin de Abla. Selamlar :) İletirim inşallah. :)

      Sil
  11. Hızır as. a inanıyoruz tabii. Fakat bu zamanda her dilenciyi Hızır zannetmek ne kadar doğrudur. zaten onlar da bunu istismar ediyorlar. Hadisi şeriflerde Allah'ın adını söyleyerek bir şeyler isteyenlerin geri çevirilmemesinden bahsedilir. Bu zamanda da yine her Allah diyene verecek olsak iflas ederiz. Zaten ihtiyacı olmadan dilenmenin haram olduğunu bilirken bunu yapıp, insanları buna teşvik edemeyiz. Ben dilencilere hiçbir şey vermiyorum açıkçası. Fakat hadisi şerife saygısızlık yapmamak için herhangi bir şey de söylemiyorum. Sessizce uzaklaşıyorum.

    Ayrıca Hızır as. bizi imtihan etmek için bir şekilde gönderilmiş olsa, niye bize beddua ederek gitsin. :)

    YanıtlaSil
  12. Selamlar olsun kardeşime,noluyo burda bakimm,kimsecikler yok?
    Herkes nere gitti en başta sayfa sahibi?
    hayırlı cumalar,sevgiler....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geç de kalmış olsam Hayırlı cumalar abla :)

      Bir şey olmadı sadece bu aralar uğrayamıyorum buraya o kadar. Nasıls... yok yok, dur gelip mekanında seni sorayım. :)

      Sil
    2. İç mekandan dış mekana,brek brek :)

      bende yorumunu gördüm iadei ziyarete geldim,iyi aman her şey yolunda olsunda buraya çok uğramasanda olur,bazen dünya telaşesi o kadar ağır basıyorki,burası insanın aklına bile gelmiyor,heleki bu sıcaklarda daha zor ekran karşısında durmak :)

      İyiy...ayy dur bende ne kıskancım gördünmü nasıl olduğumun cevabınıda blogumdan vereyim :)

      selamlar olsun...

      Sil

Yorum Gönder

Yeter ki hakaret içermesin...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeşil Göz Kırmızı Tokat

Grub Kurtarma

Üzüntü Giderme Aracı

GM Discovery Eduroam Bağlantısı

Çay mı Şerbet mi

Bakış Açısı

Öğretme(n)